39. “Ettiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini kabul eder. Allah şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.” Evet kim de yaptığı bu zulümden, bu hırsızlık fiilinden sonra tevbe eder, bu işten vazgeçer, Allah’la arasını düzeltir, ıslah olursa kesinlikle bilsin ki Allah onun tevbesini, dönüşünü kabul eder. Yâni bu suçu işleyip de gerek kendisine had cezası uygulanmış kimse, gerekse bu ceza uygulanmamış kimsenin tevbesini kabul edeceğini müjdeliyor Rabbimiz. Yâni hırsızlık yapan kimseye had cezası uygulanmış, yâni kul hakkı alınmış bile olsa bir de bu işin Allah’a yönelik veçhesi vardır ya. Bir de Allah hakkı söz konusudur ya. Allah hukuku, Allah yasası çiğnenmiştir ya. İşte iyi bir tevbeyle Rabbimiz o hakkını affedeceğini haber veriyor. Onun içindir ki hırsızın bir de tevbe etmesi gerekiyor. Tabii bu ifade tevbe etmiş olan bir kimsenin artık elinin kesilmeyeceği anlamına gelmediği gibi, eli kesildiği halde tevbe etmeyerek, bu işten vazgeçmeyerek hâlâ hırsızlığa devam edenlerin de affedileceği anlamına gelmez. Muhakkak ki Allah Ğafûr ve Rahîmdir.