44. “Doğrusu Biz yol gösterici ve nûrlandırıcı olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygam-berler, yahudi olanlara onunla ve Rabb'e kul olanlar, bil-ginler de Allah'ın Kitabından elde mahfuz kalanla hük-mederlerdi. Tevrat'a şahittiler. O halde insanlardan kork-mayın, benden korkun, âyetlerimi hiçbir değerle değiş-tirmeyin: Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerdir.” Evet, bu âyetiyle de Rabbimiz yahudilerin hafife aldıkları, arka-larına attıkları, hayatlarından dışladıkları kitaplarını anlatıyor. Doğrusu Biz Mûsâ’ya içinde hidâyet ve nûr olan Tevrat’ı indirdik. Müslüman olan peygamberler yahudilere onunla hükmederlerdi. Yahudilere gelen tüm peygamberler Müslümandı ve onlara bu kitapla hükmederlerdi. Evet önceleri Müslüman olup da sonradan İslâm’dan çıkan kendileri-ne yahudi adını takan bu insanların kabul ettikleri Mûsâ (a.s) ve öteki peygamberlerin tamamı Müslümandı. Kendilerini bu peygamberlere izafe eden bu yahudiler tarih içinde bu peygamberlerin yolundan ayrıldıktan sonra bu peygamberleri de kendilerine alet etmeye çalıştılar. Kendileri saptığı sapıttıkları gibi bu peygamberleri de saptırmaya çalıştılar. Kendileri Müslümanlıktan çıktıkları gibi bu peygamberleri de Müslümanlıktan çıkarmaya çalıştılar. Önceki peygamberlerine karşı böyle davranan bu adamlardan son elçiye karşı başkası beklenemez. Bu son elçi şu anda da onları aynı İslâm’a dâvet ediyordu. Üstelik onların inandıkları peygamberlerin hiçbirisini reddetmeden, onlarla arayı açmadan. Daha önce kendilerine gönderilen Müslüman elçiler ve Rab-baniyyûn ve Ahbâr olanlar, Rabbe kul olanlar, Allah taraftarı olanlar, Allah safında yer alanlar, Allah bilgisine sahip çıkanlar, Allah yasalarına, Allah davasına gönül verenler, âlimler, hikmet sahipleri takva ve teslimiyet sahipleri, samimi mü’minler de onlara o kitapla hükmettiler. Hepsi de Tevrat’ın değiştirilip tahrif edilmemesi için birer gözetleyici idiler. Onlar bu kitaba şahittiler. Bu kitabı tahriften, unutulup gitmekten, zayi olmaktan koruyabilmek için onlar sürekli Tevrat’ı okuyorlar, gündemde tutuyorlar, onunla amel ediyorlardı. Çünkü gündemden düşmüş, düşürülmüş, amel edilmeyen, uygulanmayan, kendisine başvu-rulmayan, hayatta geçerliliği olmayan bir kitabın korunması mümkün değildir. Böylece Rabbimizin bu beyanından Tevrat’ın zaman içinde niye tahrif edildiğini de anlamış oluyoruz. Anlıyoruz ki Rabbimiz Onun hükümlerinden, âyetlerinden bazılarının korunmasını yahudi âlimlerine bırakmıştı. Onların fâniliğiyle de tahrif gündeme geliverdi. Onlar insanlardan korktukları kadar Allah’tan korkmaz olunca bu kitabın koruma-sını bırakıp tahrif ediverdiler. İnsanlar hatırına onu bozuverdiler, gizleyiverdiler. İşte bunun içindir ki ey kullarım, insanlardan korkmayın, benden korkun. Unutmayın ki ben herkesten çok korkulmaya lâyıkım. Eğer korkacaksanız benden korkun. Benim hatırımı herkesin hatırından üstün tutun da âyetlerimi az bir menfaat karşılığında değiştir-meyin. Halbuki Rabbimiz şu elimizdeki Kur’an’ın korunmasını yine bu kitabın âyetlerinden öğreniyoruz ki bizzat kendi üzerine almıştır. İnsanlara bırakmamıştır bunu. Bakın Hicr sûresinde şöyle buyuruluyor: “Doğrusu Kitabı Biz indirdik, onun koruyucusu el-bette Biziz.” (Hicr 9) Evet muhakkak ki zikri, Kur’an’ı, gündemi, hayat programını Biz indirdik, Onun koruyucusu da elbette Biziz. Onu Biz indirdik, koruyacak olan da elbette Biziz. Evet son elçisine gönderdiği bu kitabı, bu dini koruma işini Rabbimiz bizzat kendi üzerine almıştır. Yâni bu dinin, bu kitabın, bu peygamberin sahibi Allah’tır. Kıyamete kadar bu zikri, bu kitabı, bu peygamber yolunu koruyacak ve insanları bu kitap ve bu peygamber bilgisiyle şereflendirecektir Rabbimiz. Gerçekten bu, insanlık için en büyük bir lütuftur. Tüm dünya bu kitaba, bu dine ve bu Peygambere düşman kesilse de, bu dini, bu kitabı ve peygamberi ortadan kaldırmaya, ilga etmeye, bozmaya, saptırmaya, tahrif etmeye soyunsa da kimsenin asla buna gücü yetmeyecektir. Kimse bu kitabın bir tek harfini bile ortadan kaldıramayacak, değiştiremeyecektir. Kıyamete kadar bu Kur’an ve bu Kur’an’ın pratiği olan Rasulullah Efendimizin sünneti, örnek hayatı dimdik ayakta duracaktır. Ama burada önemli bir hususa dikkatlerinizi çekmek isterim. Şeytan ve taraftarları bu kitabı bozamayacaklarını anladıktan sonra insanların bu kitaba bakışlarını bozmaya yönelmişlerdir. Kitap dimdik ayakta olsa bile bugün Müslümanların kitaplarına karşı bakışları bozulmuştur. İşte şu anda Müslümanım diyen insanların kitaplarına bakışlarını, kitaplarıyla ilişkilerinin seviyesini biliyoruz. Evet insanlardan korkmayın, Benden korkun. Kim ki Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.