47. “İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah'ın indirdikleri ile hükmetmeyenler, işte onlar fâsık olanlardır.” Öyleyse İncil sahipleri, İncil’e îman edenler, kendilerini İncil’e izafe edenler haydi Allah’ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Hayatlarını o kitapla düzenlesinler. İşte biz Îsâ’ya ve onun arkasından gelenlere bu kitapla hükmetmelerini emrettik. Haydi onlar da onunla hükmetsinler. Allah’ın indirdiği hükümleriyle hükmetmeyenler fâsıkların, itaatten çıkanların ta kendileridir. Evet bundan önceki âyetlerde Rabbimiz kendi indirdikleriyle hükmetmeyi emrettikten sonra bu üç emrinin akabinde kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse kâfirlerin, zâlimlerin ve fâsıkların ta kendileridir buyurdu. Birisinde kâfir, diğerinde zâlim, bir diğerinde de fâsık dedi. Kimileri bu âyetlerin muhataplarının ehl-i kitap olduğunu söyleyerek Müslümanları bir kenara almaya çalışmışlar. Bu âyetler bize hitap etmez, bizi ilgilendirmez diyerek kendilerini bu âyetlerin muhataplığından çıkarmaya çalışmışlar. Bu emirle, yâni Allah’ın indirdikleriyle hükmetme emriyle biz yükümlü değiliz, bu emir sadece yahu-dilere verilmiştir. Binaenaleyh bizler Allah’ın indirdikleriyle hükmetmek zorunda değiliz diyorlar. Bu çok yanlış bir değerlendirmedir. Yâni ger-çekten bir Müslümanın bunu nasıl diyebildiğini anlamakta güçlük çe-kiyorum. Nasıl olabilir böyle bir şey? Yâni Rabbimiz tarafından onlara emredilen bir şey nasıl bizim için emredilmemiş olabilir? Rabbimiz tarafından onlar için iyi görülen bir şey bizim için nasıl kötü görülebilir? Üstelik bu âyet bizim kitabımızdadır. Yâni bizim kitabımızda olan bir emir, bir âyet bizi ilgilendirmeyecek ve sadece onları ilgilendirecek öyle mi? Yâni Allah onlara kitabıyla hükmetmelerini emredecek ama bize emretmeyecek öyle mi? Kur’andaki tüm müspet hitaplar bize, tüm kötü hitaplar onlara öyle mi? Evet âyetlerin siyak ve sibakı ilk bakışta yahudi’lerle ilgilidir, ama biliyoruz ki Allah’ın âyetleri evrenseldir. Sebeplerin hususîliği hükümlerin umumîliğine engel değildir. Hayır hayır, Kur’an’daki âyetlerin tümü bize hitaptır. Bu âyet-lerin muhatabı bizleriz. Burada Rabbimiz kim ki Allah’ın indirdiği âyetlerle hükmetmezse onlar kâfirdirler, zâlimdirler ve fâsıktırlar buyuruyor. Ve üstelik buradaki “men” ifadesi özel bir grubu, meselâ sadece yönetici kadroyu, egemen zümreyi değil herkesi kapsar. Her kim ki buyuruyor Rabbimiz. Bizler de her an hüküm veriyoruz. Evde, mektepte, dükkanda, çarşıda, pazarda her an hükümler veriyoruz. İşte Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler ya kâfir, ya zâlim ya da fâsık oluyorlar. Bunu her fert için, her toplum için, her ümmet için şöyle anlamaya çalışıyoruz: Ne yaptığına, neyle hükmettiğine inanarak, bilerek hükmü İlâhinin dışında bir hükümle hükmeden ve hükmü İlâhiyi reddeden kişi kâfirdir. Evet Allah’ın indirdiğini reddeden, inkâr eden kişi kâfir olur. Hükm-i İlâhîyi kabul etmekle beraber, reddetmemekle beraber başka bir hükümle hükmeden kişi de zâlim olur. Evet Allah’ın indirdiği hükmü inkâr etmeyen, kabul eden ama onu uygulamayarak başka bir hüküm uygulayan kişi zâlimdir. Çünkü âdil olanı değil zulüm olanı tercih etmiştir o kişi. Allah’ın indirdiğine inanan, ama başkasını uygulamamakla beraber onu, yâni Allah’ın indirdiğini uygulamayan kimse de fâsık olur Allahu âlem.