4. “Ey Muhammed! Sana, kendilerine neyin helâl kılındığını soruyorlar, de ki: "Size temiz olanlar helal kılındı; Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın. Allah’tan sakının, doğrusu Allah hesabı çabuk görür.” Ey peygamberim, sana nelerin helâl olduğunu soruyorlar. Sen de ki, temiz olanlar, tayyib olanlar size helâl kılındı. Pis olmayan, habis olmayan yiyecekler size helâl kılındı. Arkadaşlar, kitabımızda etraflıca haramlar anlatılır ve bunun dışında kalanların helâl olduğu belirtilir. Haramlar bellidir, bunların dışında kalanlar ise helâldir. Bunun tamamen aksine burada bu soruyu soranlar kendilerine geniş çaplı bir helâller listesi sunulmasını bekliyorlardı. Ama Rabbimiz haramların listesini ayrıntılı olarak vermesine karşılık bunların dışındakilerin helâl olduğunu anlatarak kullarına geniş bir dünya nîmetlerini sunuverdi. Yâni aslında dinimizde helâllere delil istenmez, haramlara delil istenir. Ama dikkat ederseniz soruyu soranlar ters bir mantıkla helâller nelerdir diye soruyorlar. Rabbimiz ise bunun tam tersini yaparak, haramları belirterek soranların yanlışlıklarını ortaya koyuveriyor. Yâni aslında bu soruyu soranlar farkında olmadan kendi kendilerini zincire vurmak istiyorlardı. Çünkü eğer onların istedikleri gibi Rabbimiz tarafında helâller belirtiliverilmiş olsaydı gerçekten bizim işimiz çok zorlaşacaktı. Evet, size tayyib olanlar helâl kılındı. Pekiyi bu tayyibi kim belirleyecek? Yâni nelerin tayyib nelerin habis olduğunu, nelerin temiz nelerin pis olduğunu kim söyleyecek? Önceki derslerimizde de ifade ettiğimiz gibi iyinin kötünün, haramın helâlin, tayyibin habisin tespitin-de söz sahibi Allah ve Resûlüdür. Bu konularda kıstas vahiydir. Bu konuda insanlar, toplum ölçü değildir. Çünkü tüm dünya insanlığı toplansa hiçbir zaman yarını, yarınları hesap edemeyecekleri gibi kâinât planında düşünme gücüne, imkânına da sahip değillerdir. Sonra zaafları, ihtiyaçları, kusurları olan varlıkların iyi kötü, haram helâl, doğru yanlış yasaları belirleme yetkileri olamaz. Söyleseni-ze, bir alkoliğe alkolün iyi mi yoksa kötü mü olduğunu nasıl belirletebi-lirsiniz? Bir hırsıza sorsanız hırsızlık iyi midir, yoksa kötü mü diye, ne cevap alırsınız? Bir zinâkâra zinânın hayır mı, yoksa şer mi olduğunu sorsanız, ne diyecektir? Hayır hayır, hak bâtıl konusunda, hayır şer konusunda, iyi kötü konusunda, doğru yanlış konusunda sorulacak makam insanlar değildir, bu konularda sorulacak makam Allah makamıdır. Allah’a sorarsanız doğruyu bulursunuz başka çareniz yoktur. Şehvet sahibi, cehalet sahibi, içgüdü sahibi olanlara bunları sorarsanız, bu konuları, hayatın programını onlara belirletmeye kalkışırsanız kesinlikle kötülüklere, bâtıllara, pisliklere düşmek zorunda kalacaksınız. Ama eğer doğru adrese müracaat ederseniz, zaafları olmayan, ihtiyacı olmayan, eksikliği noksanlığı olmayan, cehaleti olmayan, bilgi kendisinden olan, bilginin kaynağı olan, tüm güzellikler, tüm doğruluklar kendisinden olan Allah’a sorarak hayat programı yaparsanız kesin doğruya ulaşacaksınız, demektir. Allah’ın size öğrettiği bilgiyle eğitip öğrettiğiniz köpek, kuş ve benzeri av hayvanlarının sizin için avladıkları hayvanları yemeniz size helâl kılınmıştır. Eğer o av hayvanı avı yememişse öldürmüş bile olsa onu yiyebilirsiniz. Yok eğer tuttuğu o avdan yemişse artık siz onu yiyemezsiniz. Çünkü o onu sizin için değil kendisi için tutmuştur. O hayvanların ava gönderildiğinde gitmesi, gönderilmediğinde gitmemesi ve de yakaladığını yememesi onların eğitilmiş olduğunun delilidir. Böyle bir av hayvanını avın üzerine gönderirken besmele çekmek zorunda olduğumuzu da unutmamalıyız. Ve tüm hayatınızda, tüm eylemlerinizde takvalı olun. Hep Allah kontrolünde olduğunuzun bilincinde olan. Yaptıklarınızın tümünü O’na lâyık yapmaya çalışın. Kesinlikle bilesiniz ki O’nun hesabı çok süratlidir. Amellerinizin karşılığını çabucak veren, çabucak defterlerinizi dürendir Allah.