53. “İnananlar, “Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır? “derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve kaybeden kimseler olmuşlardır.” İşte bu ve benzeri âyetleriyle Rabbimiz o münâfıkların içyüzlerini, ikiyüzlülüklerini ortaya seriverince gerçekten îman eden, tam îman eden mü’minler de dediler ki: Ey yahudiler, bunlar mı sizin dostlarınız? Bunlar mı sizinle beraber olduklarını iddia edenler? Bunlar mı size yardım sözü verenler? Bunlar mı sizinle anlaşma yapanlar? Bizimle aranızda çıkacak bir savaşta sizin safınızda yer olacaklarına dair olanca yeminleriyle söz verenler bunlar mı? Sizler Müslümanlar tarafından Medine’den çıkarılırsanız biz de sizinle birlikte geleceğiz, sizi yalnız bırakmayacağız, size karşı asla peygambere itaat etmeyeceğiz, size karşı olan hiç kimseyle birlikte hareket etmeyeceğiz, Müslüman-lara karşı sizin yanınızda olacağız diyenler bunlar mı? Bunlar yalan söylüyorlar. Bunlar çıkarlarını önceleyen, çıkarlarından başka hiçbir şey düşünmeyen insanlardır. Bu adamların sabit bir inançları yoktur. Gündelik çıkarlarına göre hareket eden değişken, bukâlemun insanlardır bunlar. O gün çıkarları neredeyse oradadırlar, ertesi gün değişen çıkarları sebebiyle başka yerdedirler. Evet, münâfıklar böyledir. Bunlar ne kâfirdir, ne de Müslümandır. Kâfir görünürken de, mü’min görünürken de samimi değillerdir. Bunlar sadece menfaatlerinin kullarıdırlar. Menfaatleri neyi gerektirirse, hangi tarafta bulunmak işlerine gelirse o tarafta yer alırlar. Genellikle Müslümanların güçlü olduğu toplumlarda görülür bu adamlar. Müslümanların güçsüz olduğu ortamlarda küfürlerini açıkça ortaya koyabildikleri için böyle münâfıkça tavırlara ihtiyaç duymazlar. Müslümanların güçlü oldukları ortamlarda bu tür insanlar inanmadıkları halde inanmış gibi görünürler ve için için kâfirlerle işbirliği içine girerek Müslümanları arkadan hançerlemeye çalışırlar. Kâfir güç odaklarıyla gizli gizli anlaşmalar yaparak Müslümanları yok etmenin hesabına girerler. Kâfirlerle birlikte hareket ederler, ama aslında bu adamlar kâfirlerle de beraber değillerdir. Yâni bu münâfıkların asıl amacı küfür de değildir. Yâni bir kâfir gibi ideolojik bir küfür taraftarı da değillerdir bu adamlar. Müslüman da değillerdir. Bunlar kimliksiz insanlardır, davasız insanlardır. Onların dinleri de, davaları da sadece menfaatleridir. Menfaatleri gereği bir sarkaç gibi bazen küfre ve kâfirlere, bazen de îmana ve Müslümanlara meylederler. İşte böyle tercihsizlikleri sebebiyle, ahlaksızlıkları sebebiyle, amelleri îmanları sebebiyle değil de çıkarları sebebiyle olduğu için bu adamların tüm amelleri boşa gitmiştir diyor Rabbimiz. Müslüman olmadıkları halde Müslümanları aldatabilmek için Müslümanlık gösterisinde bulunarak namaz da kılmış olsalar, oruç da tutmuş olsalar hepsi boşa gitmiştir. Hem dünyada, hem de âhirette hüsrana uğramış, kaybetmiş insanlardır onlar.