Mâide Suresine Dön

Mâideالمائدة

60. Ayet

60Mâide Suresi

قُلْ هَلْ اُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكَ مَثُوبَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ مَنْ لَعَنَهُ اللّٰهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَاز۪يرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَۜ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَانًا وَاَضَلُّ عَنْ سَوَٓاءِ السَّب۪يلِ

De ki: “Size Allah katındaki cezası bundan daha kötü olan bir şeyi haber vereyim mi? Allah’ın lanet ettiği, ona karşı öfkelendiği, aralarından maymunlar ve domuzlar kıldığı ve tağuta kul eyledikleridir. Bunlar, (Allah katında) yerleri daha kötü ve dosdoğru yoldan sapmış olanlardır.”

Dipnot

Tağut kavramı için bk. 2/Bakara, 256

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

60. “Allah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulun­duğunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lânet ve gazap ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar, yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.” Açın gözünüzü de dinleyin. Dinlemeye hazır mısınız? Dinle­meye var mısınız? Size bunlardan daha kötüsünü haber vereyim mi? Daha şerlisini söyleyeyim mi? Yâni sizin durumunuzun bundan daha kötü olduğunun beyanını size ulaştırayım mı? Yâni şu özellikleri taşı­yan insanlar da yaşamıştır tarihte. Bunlar konumları itibariyle çok şer-run mekânen insanlardır. Durumu daha kötü insanlardır. Kimmiş bun-lar? Allah’ın lânetine uğrayanlar. Yukarıda geçmişti, Allah’ın lâne­tine kimler uğruyordu? Allah’la anlaşmalarını bozanlar. Allah’la söz­leşme-lerine ihanet edenler. Neydi anlaşma? Ya Rabbi Sen benim Rabbimsin, Sen benim hayat programımı belirleyensin, ben Senin kulunum, ben hayatımı Senin istediğin şekilde yaşayacağım deyip de bu sözlerini nakzeden­ler, bozanlar. Ya Rabbi Sen beni muhatap kabul edip bana bir din göndermişsin, ben onu kabul ediyorum deyip de sözünde durmayan­lar. Ya Rabbi sen bana hayatımı düzenlemek üzere bir kitap ve bir kulluk örneği göndermişsin, ben onları aynen kabul ediyorum, ben onlara göre bir hayat yaşayacağım deyip de bir türlü kitap ve pey­gam-berle diyaloga geçmeyerek sözlerinden dönenler. Allah’a kul köle olacaklarına dair söz verdikten sonra bu sözlerini bozanlar. Kendilerini Rablerine kulluk ortamında tutmaları gerekirken, ya kendilerine, ya da kendisi gibilere kul köle olanlar. Ya Rabbi sen beni evlenmeye lâyık görmüşsün, yâni herhangi bir kadının sorumluluğunu yüklenecek kapasitede kabul etmişsin, ben de bu işe lâyık olduğuma sana söz veriyorum diye söz verip de evle­nenler eğer hanımlarının cennet yolunda olmalarına gayret etmiyorlar, onları eğitmiyorlarsa Allah’la anlaşmalarını bozuyorlar demektir. Allah o çocukları kendisine lâyık gördüğü halde, onu o kapasitede görüp o kadar çocuğu bilerek ona verdiği halde çocuklarını eğitmeyenler, aman benim çocuklarımı birileri eğitiversin demeden yana olanlar, eti senin kemiği benim demeden yana olanlar Allah’la anlaşmayı bozu­yorlar demektir. Veya Allah sana mal vererek, mülk vererek, imkân vererek, çevre vererek, fırsat vererek, akıl vererek, fikir vererek imti­han edeceğini beyan ederken tamam ben inandım, ben Müslüman oldum ya Rabbi, inandım, teslim oldum ya Rabbi diyerek anlaşma im­zaladıktan sonra, bunların gereğini yapma cesaretinde bulunamayan insanlar Allah’la yaptıkları anlaşmayı bozuyorlar demektir. Ve Rableriyle yaptıkları anlaşmalarını bozdukları için Allah’ın lâ­net ve gazabına uğrayan kimselerdir onlar. Allah kime lânet ve ga­zap ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır. Bunlar Bakara sûresinin 65. âyetinde Rabbimizin anlattığı maymun­laşmış, insanlıktan çıkmış, akıllarını kullanarak, insan oluş özellikle­rine müracaat ederek dinlerinin temel kaynaklarını tanıyıp bilinçli bir şekilde onlarla amel etmek yerine kör bir taklidin peşine takılmış in­sanlardır. Rablerinden kendilerine gelen sözleşme metinleri olan ki­taplarıyla ilgileri kesildiği için tâğutların kulu olmuş, tâğutların yasala­rını uygulamak zorunda kalmış kimseler. Ellerinde amel edecek ki­tapları olmadığı için, kitaplarını tanımadıkları için, kitaplarını tahrif et­tikleri için Allah’tan başkalarına kul köle olmak zorunda kalmış zavallı insanlar. Bunlar, bu domuzlaşan ve maymunlaşanlar ilerde anlatılacak. Bunlar cumartesi ashabı veya Allah’tan olmadık şeyler isteyen yahu-dilerdir. Neydi bunların derdi? Allah bunlardan kulluk istiyordu. Allah kendilerine yardım ediyor, şöyle yapın diyor itiraz ediyorlar, böyle ya­pın diyor, karşı geliyorlar, şunu yapın diyor, reddediyorlar, hile yapı­yorlar, değiştiriyorlar, yol buluyorlar, yapmamaya çalışıyorlardı. Cu­martesi günü iş yapmayacaklar, Allah’a ibâdet yapacaklardı. Ama yo­rumladılar, yol buldular, kafayı çalıştırdılar, Allah’tan gelen uyarılara rağmen yasağı çiğnediler. Hem nîmet istediler Allah’tan, hem Allah’ın nîmetleri içinde yüzdükleri halde Ona kulluğu terk ettiler. Hem Al­lah’tan nîmetlendiler, hem de Allah’ı bırakıp tâğutlara kulluk yaptılar. Allah’ın nîmetlerinden istifade ettikleri halde işte böyle tâğutların kılı­cını sallayanlar maymunlaşmak ve domuzlaşmak zorunda kalacaklar­dır.