92. “Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin, karşı gel-mekten çekinin; eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygamberimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir.” Haram helâl konusunda, hayatınızın programları konusunda Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin. Allah ve Resûlünün emirlerine muhalefetten, karşı gelmekten sakının. Eğer itaatten yüz çevirirseniz kesinlikle bileseniz ki peygambere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. Onun fonksiyonu, yetkileri, sorumlulukları sizleri zorla hakka, hidâyete ulaştırmak değil sadece Allah’tan gelenleri tebliğ edip duyurmaktır. Sizi hidâyete ulaştırmak, size hakkı kabul ettirmek ve yaptıklarınızın karşılığını size vermek Bize aittir. Yâni eğer sizler itaat etmeniz gereken Allah ve elçisine itaatten çıkarsanız Benim azabımı bekleyin buyuruyor, Rabbimiz. Dikkat ederseniz içkiden, kumardan söz ederken Rabbimiz birden bire kendisine ve elçisine itaate geçiverdi. Elbette Allah ve Resûlü tanınmadıkça, Allah ve elçisine itaat şuuru kazanılmadıkça ne emirlerine itaat ne de nehylerinden kaçınmak mümkün olmayacaktır. Allah’a itaat edin. Size dediklerini yapmak üzere, yasakladık-larından kaçınmak üzere itaat edin. Size gönderdiği kitabında ne de-mişse mutlak itaat edin. O’nu şartlandırmaya, O’na akıl vermeye kal-kışmayın. Tamam ya Rabbi, anladım yapacağım da, ama şunları şun-ları da düşündün mü? Yaşadığım ortamı, içinde bulunduğum şartları da biliyor musun demeye, O’na yol göstermeye kalkışmayın. Ne de-mişse mutlak itaat edin. Peygambere de itaat edin. Yâni Allah sizden ne istemişse, nasıl bir kulluk emretmişse peygamber örnekliliğinde onu uygulayın. Çünkü peygamber Rabbinizin sizin için seçip yetiş-tirdiği model insandır, form dilekçedir. Ona bakarak Allah’ın sizden istediklerini anlayın. Demek ki Allah ve Resûlüne mutlak itaat edilecek. Allah bir konuda bir şey dedi mi o konuda önceki bildiklerimizin tümünü bir kenara atıp Allah’ın dediğini yapacağız. Peygamber bir konuda bir şey dedi mi, unutmayalım ki bizim dünkü bildiklerimiz, bileceklerimiz tamamen geçersizdir, bitmiştir artık. Peygamber (a.s) ne demişse o doğrudur, mutlak doğrudur ve ona itaat etmemiz gerekecektir. Çünkü ona itaat da mutlak itaattir. Allah ve Resûlünün arasını ayırmaya, biz Allah’ın buyruklarına itaat ederiz, ama peygamberin buyrukları bizi bağlamaz demeye hiç kimsenin hakkı yoktur. İşte bakın Rabbimiz kendisine itaat istediği kitabının her bir yerinde peygamberine de itaat istiyor. Elçisine itaatin bizzat kendisine itaat olduğunu haber veriyor. Bana itaatin modelini elçimin hayatıyla örnekledim buyuruyor. İşte âyet çok açık. Kendisine itaatle birlikte peygambere itaati da farz kılıyor Rabbimiz. Ben, başka değil, sadece bana itaat edilsin diye elçi gönderiyorum, diyor. Öyleyse eğer resule itaat olmayan, peygamberin örnekliliğini reddeden bir din anlayışını yasallaştıracak olursak acaba bu âyetleri nereye koyacağız? Eğer bu âyetlerde anlatılan peygambere itaatten kasıt ona indirilen Kur’an’a itaat anlamına geliyorsa o zaman zaten kitabının her bir bölümünde kendisine ve kitabına itaati vurgulayan Rabbimizin bir de ayrıca Resûlüne itaati gündeme getirmesinin ne anlamı olacaktı?