4. “Melekler ve Cebrâil, miktarı elli bin yıl olan o derecelere bir günde yükselirler.” Melekler ve Ruh, Allah-u Zü’l-Celâl’e öyle bir günde ulaşırlar ki bu sizin bildiğiniz, saydığınız elli bin yıla bedeldir. Yani eğer bu işi siz yapmaya kalksaydınız, elli bin yıl uğraşırdınız da beceremezdiniz. Bu âyetin manasını şu iki şekilde anlamaya çalışacağız: 1- Buradaki Ruh’tan kasıt Cebrâil’dir. Çünkü Kur’an’da Cebrâil’in (a.s) bir adı da Ruh’tur. Öyleyse şöyle diyeceğiz: Melekler ve Ruh, melekler ve Cebrâil Allah katına öyle bir günde çıkarlar ki, bu sizin bildiğiniz saydığınız elli bin yıla bedeldir. 2- Buradaki ruhtan kasıt ölmüş insanların ruhlarıdır. Buna göre de şöyle diyeceğiz: Melekler sizden ölmüş birinin ruhunu Allah katına öyle bir günde çıkarıp ulaştırırlar ki, bu sizin bildiğiniz elli bin yıldır. Secde sûresinde de şöyle deniyordu: “Gökten yere kadar olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O’na yükselir.” Secde 5) Yani şu sizin şu anda saydığınız elli, elli bin yıl demektedir. Peki ne anladık bundan? Anladık ki, meleğin bir günü bizim elli bin yılımızmış. Bir melek günü eşittir elli bin yıl. Halbuki bizim dünyadaki tarihimiz bir 8, 10 bin yıl filan ediyor. Hz. Adem’den bu yana tarihimiz, insanlığın tarihi işte topu topu bu kadar. Yani bizim dünyadaki tarihimiz, meleğin bir gününün beşte biri kadardır. Bir melek gününün beşte biri. Bir de bunun içinde kendi yerimizi, kendi ömrümüzü bulmaya kalkışsak, bir hiç olduğumuzu anlayacağız. İnsan kendini bir şey zanneder de Allah’a kafa tutmaya kalkışır. İşte bizim çabalamamız, bizim kavgamız bu. Peki değer mi buna? Dünyada kalacağımız bu kadarcık bir zaman için değer mi bu kavgaya? Ne için çabaladığınızı, ne için koşturduğunuzu bir düşünün! Neyin kavgasını verdiğinizi bir düşünün! Yani topu topu bir melek gününün beşte birinin on bin de birini bir yıl diye yaşıyorsunuz. İşte hepsi bu. Değer mi çabalamaya? “Aman malım olsaydı! Aman mülküm olsaydı! Evim, barkım olsaydı! Kavgam olsaydı! Oğlum içindi! Kızım içindi! Gelecek içindi! İstikbal içindi!” demenin ne manası var ki? Yaşadığımız, yaşayacağımız zaman belli. Zaten biraz sonra bunların, bu uğrunda kavga vererek sahip olduklarımızın hepsini fedâ edeceğimizi anlatacak Allah. Sizin elli bin yılda beceremeyeceğiniz bir işi Allah bir günde meleklere becertiveriyor. Göklere ve yere, göktekilere ve yerdekilere egemen olan Rabbinizin yerde olan sizlere semâdan emirlerinin, âyetlerinin, yasalarının inmesi, gerekse yerdekilere ilişkin emrin tekrar semaya yükselmesinin bir günde olduğunu anlatır Allah. Rabbimizin kurduğu şu âlemler yanında, şu yedi kat semâ, onu çevreleyip kuşatan kürsi, onu da kuşatan arş yanında, bizim dünyamız, kendi varlığı milyarlarca kere daha büyütülmüş de olsa bir mikrobun milyar da biri kadar bile bir değer ifade etmiyor. İşte bu ve benzeri âyetlerinde Rabbimiz kendi gücünü, kudretini gündeme getirerek bizlere buyuruyor ki: “Kullarım! Ne kadar küçüksünüz, ne kadar basitsiniz, ne kadar acizsiniz ki farkında değilsiniz. Rabbinizin kudretinden de gafil bir şekilde ne yaptığınızın farkında değilsiniz” buyuruyor. Öyleyse ey Peygamber ve Peygamber yolunun yolcuları: