16. “Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.” Bunlar yeminlerini kalkan yaparlar. Yeminlerini kendi nifaklarına, kendi yanlışlıklarına siper yapıyorlardı. Müslümanlardan kendilerine gelebilecek öfkelere karşı, onlardan gelebilecek tehlikelere karşı bu yeminlerini kalkan yapıyorlardı. Bu yeminlerin arkasına saklanarak kendilerini gizleme imkânı bulduklarını zannediyorlardı. Bu kalkanın arkasında yapacakları günahları rahat bir şekilde yapmaya çalışıyorlardı. İslâm’a ve Müslümanlara karşı komplolarını, düşmanlıklarını rahat yürütüyorlardı. Böylece hem kendilerini, kendi nefislerini Allah yolundan saptırıyorlar, hem de başkalarını saptırmaya çalışıyorlardı. Yani bu yeminler kendilerinin Allah yoluna girmemeleri konusunda kendilerine kolaylık sağlıyordu. Onlar bu tür yeminlerle toplumda yerlerini korumayı becerebiliyor, bu yüzden de herkes onları Müslüman zannediyor ve böylece Müslüman olmadıkları halde kendilerini kamufle etmeyi beceriyor ve bunun için de ciddi ciddi İslâm’a girme zorunlulukları da ortadan kalkıyordu. Böylece bu yeminlerle kendilerinden emin hale gelmeleri kendi kendilerini Allah yolundan alıkoyuyordu. Böyle yeminlerle, yalan-dolanlarla güya Müslümanları aldatmaya çalışıyorlardı. Müslümanları Allah’tan, peygamberden, dinden uzaklaştırmayı hedefliyor-lardı. Bizans’la, dış dünyayla, Yahudilerle, müşriklerle irtibata geçerek peygambere ve Müslümanlara karşı çeşitli komplolara giriştiler. Ama bir yandan da biz Müslümanız diye yemin ederek peygamberi ve Müslümanları aldatmaya çalışıyorlardı. İkinci olarak da bu tür yeminlerin arkasına saklanarak insanları Allah yolundan saptırma imkânı buluyorlardı. İslâm konusunda fazla bilgisi olmayan insanlara karşı Müslüman gibi görünerek İslâm’la alâkalı yanlış beyanlarda, yanlış tavırlarda bulunarak onları Allah yolundan saptırıyorlardı. Bugün de görüyoruz işte vallahi biz de Müslüma-nız, billahi biz de inanıyoruz diyerek söyledikleri, yaptıkları dinmiş, dindenmiş, Müslüman öyle olurmuş gibi insanları saptıran pek çoklarını görüyoruz. Yaptıkları yeminlerle, kendi yeminlerini kalkan yaparak, kendi yeminlerini kalkan kabul ederek yeminlerinin arkasına saklanıyorlar da insanları, çevresindekileri, tanıdık, eş dost, hısım, akrabalarını veya talebelerini, arkadaşlarını, kadınlarını, çocuklarını Allah yolundan saptırıyorlar, Allah yolundan alıkoyuyorlar. “Biz de Müslümanız! Biz de Allah’ın dinini biliriz! Biz de âyet ve hadise muttaliyiz! Biz de bu işin tahsilini yapmışız! Tamam biz de Müslümanız! Biz de inanıyoruz, ama bu kadarı da olmaz yani! Biz de Müslümanız, ama bu kadarına da gerek yoktur!” diyorlar. “Düğünde bu kadar olmalı, evde bu olmalı” diyorlar. “Eşya böyle olmalı, kızın kıyafeti böyle olmalı, bu devirde insanın mesleği, meşrebi, siyasî görüşü veya ekonomi anlayışı böyle olmalı. Bu devirde insanın sofrası, evi, mutfağı, kazanması, harcaması böyle olmalı” diyorlar ve insanları Allah yolundan saptırmaya çalışıyorlar. Allah korusun günümüzde kalben inanmadıkları halde dilleriyle ve tavırlarıyla Müslümanlık gösterisinde bulunan pek çok münâfık bugün yığınları arkalarından sürüklemektedirler. İslâm konusunda bozuk düzen düşünceler, yanlış kanaatler uyandırarak Allah kullarını Allah yolundan saptırmaktadırlar. Bunların biz de Müslümanız sözlerinin, kalkanlarının arkasında her zaman bir hainlik, her zaman bir sinsilik yatmaktadır. Ağızlarıyla biz de Müslümanız dedikleri halde hayatlarıyla, tavırlarıyla, pratik hayatlarıyla münâfıkça İslâm’a ters görüntüler sergiledikleri için dışardan onları gören kâfirler ve müşrikler bunların bu ikiyüzlülüklerine, silik şahsiyetlerine bakarak İslâm’dan soğumaktadırlar. Gazeteleriyle, der-gileriyle, televizyonlarıyla gece-gündüz dertleri budur adamların. Allah’ın dosdoğru sırat-ı müstakimininin üzerine oturur, Allah’ın dinini eğer, büker ve insanlara eğri büğrü bir din sunarlar. Dinin temel kaynakları kitap ve sünnetten tamamen uzak, kendi hevâ ve hevesleriyle oluşturdukları resmi bir din sunarlar ve Allah diniyle ilgisi olmayan bu dini de Allah dini diye sunarlar insanlara. Yani şeytanlık yaparlar. Rabbimiz Kur’an-ı Kerîm’de bu işin adına şeytanlık diyor. Bütün dertleri insanları cennet yolundan uzaklaştırmaktır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır, diyor Rabbimiz.