Mucadele Suresine Dön

Mucadeleالمجادلة

1. Ayet

1Mucadele Suresi

قَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّت۪ي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَك۪ٓي اِلَى اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ

Muhakkak ki Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kimsenin sözünü işitir. Allah, karşılıklı konuşmalarınızı işitti. Şüphesiz ki Allah, (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi gören) Basîr’dir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

1. “Ey Muhammed! Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir; esasen Allah konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir.” “Ey peygamberim, kocası hakkında seninle mücâdele eden, seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü muhakkak ki Allah işitmiştir. Veya Allah o kadının duasını kabul etmiş, talebine cevap vermiştir. Çünkü Allah işiticidir, konuştuğunuz her sözü işitendir. Konuştuklarınız bir tarafa, fısıldaşmalarınızı bile, konuşmayıp ta kalplerinizden geçirdiklerinizi, niyetlerinizi bile Allah işitir, bilir. Allah’a gizli kalacak göklerde ve yerde hiçbir şey yoktur. Allah her şeyi gören ve işitendir.” Burada anlatılan konu bir kadının zıharla alâkalı Rasulullah Efendimize anlattığı bir konudur. Kadın, kocasının zıhar yaptığını Rasulullah Efendimize haber vererek ondan bu problemin çözümünü istemiştir. Bu kadın, Evs kabilesinin reisi Ubade bin Samit’in kardeşi Evs bin Samit’in karısı Havle binti Sa’lebe’dir. Cahiliye döneminin âdetlerinden birisi olan zıhar konusu, İslâm döneminde ilk defa bu aile arasında ortaya çıkıyor. Evs bin Samit yaşlanınca öfkeli, sinirli bir hal alıyor. Kendisinden bir şeyler istemesi karşısında karısına sinirleniyor ve zıhar yapıyor. Ahzab sûresini tanımaya çalışırken de zıharla alâkalı bir uyarıda bulunmuştu Rabbimiz. Adam karısına, “sen bundan sonra bana anamın sırtı gibisin. Sen bana, anam gibisin. Sen benim için anam yerindesin. Yani anamın sırtı, anamın avret yeri bana nasıl haramsa, bundan böyle sen bana haramsın, haram ol” der. Yani bundan böyle seninle cinsel ilişki kurmam, aynen anamla cinsel ilişki kurmam gibidir şeklinde bir zıhar yapar. İşte bu yemine zıhar adı verilir. Cahiliye dönenimde çok kötü bir âdet olarak böyle bir zıhar yemini yapan kimse artık bir daha o hanımına dönemiyordu. Bu kadın artık ebediyen o kocaya haram oluyordu. İşte onun karısı Havle binti Sa’lebe kocasının bu yeminiyle karşı karşıya kalınca, Rasulullah Efendimize gelerek bu durumu kendisine anlattı. “Ey Allah’ın Resûlü, kocam gençlik yıllarımda benden faydalandı. Şimdi ikimiz de ihtiyarlık günlerimize geldik. Lâkin şu anda bizim bakıma muhtaç çocuklarımız var. Bizim durumumuz nedir? Nasıldır? Ne yapmamız lâzım? Bunun çözümü nedir?” dedi. Allah’ın Resûlü buyurdu ki: “Ey kadın, bu konuda bana Rabbimden açık, net bir âyet gelmedi, ama benim görüşüme göre sen o adamdan boşsun ve artık bir daha kocana dönemezsin.” Ama kadın Rasulullah Efendimize yalvarıp yakardı. “Anam-babam sana kurban olsun ey Allah’ın Resûlü, ne olursun bana bu konuda bir yol göster. Benim durumum hiç de iyi değildir. Bu yaştan sonra ben ondan ayrılsam çocuklar onun yanında kalsa bakamaz, benim yanımda kalsa ben bu çocukların nafakasını sağlayamam” dedi. İşte bu konuşmalar esnasında Rasulullah Efendimize bu sûre, bu âyetler geliyordu. Rabbimiz o kadının ve kıyamete kadar insanların bu tür problemlerine çözüm getiriyordu. Toplumda hâlâ varlığını sürdüren bu cahiliye âdetinin kökünü kazıyordu Rabbimiz. Ebediyen o kadının o kocaya haramlığını kaldırdı ve bu sözün son derece çirkin bir söz olduğunu, Müslümanların bu tür sözlerden uzak durmalarını emretti. Bir erkeğin karısı hakkında benim hanımım bana aynen annem gibidir demesi yalanların en büyüğüdür. Çünkü anayı, babayı, hanımı belirleyen Allah’tır ve Allah asla böyle bir değer yargısı koymamıştır. Bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz o hususu şöylece ortaya koyar: