Muddessir Suresine Dön

Muddessirالمدثر

25. Ayet

25Muddessir Suresi

اِنْ هٰذَٓا اِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِۜ

“Bu, yalnızca bir beşer sözüdür.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

24-25. “Bu sadece öğretile gelen bir sihirdir. Bu Kur’an yalnızca bir insan sözüdür” dedi.” Öteden beri ehlinden ehline tâlim edile gelen, öğretilegelen bir sihir, dediler. Ya da diğer şiirlere, diğer sihirlere benzemeyen, onlardan ayrı, onlardan üstün bir sihirdir, dediler. Hani Emperyalizmin sömürgeci uyduruğu olarak anlatılır. Afrika’ya bir uçak düşmüş, toplanmışlar başına, ne olduğunu düşünmüşler, taşınmışlar. Epey tartışmışlar, konuşmuşlar ve en sonunda demişler ki: “Galiba bu iki yüz senelik kart bir sinektir. Başka olmaz demişler bu olsa olsa yaşlanmış bir sinektir.” Ya da bir merkep gelmiş köyün birine de, bu ne ki acaba? diye düşünmüşler, tartışmışlar. Sonra görmüş geçirmiş bir adamı çağırmışlar, demişler ki: “İçimizde en yaşlı, en tecrübeli sensin, bir bak ba-kalım bu nedir?” Adam şöyle bakmış, bakmış ve: “Bu olsa olsa tavşanların kart babasıdır. Galiba, kelle kulak fazlaca büyümüş, bu yaşlı bir tavşandır” demiş. Bunların Kur’an’a yakıştırdıkları da bunlardan farksız. Allah’ın Resûlü’nden Kur’an dinliyorlar ve diyorlar ki: “Bu insan sözünden başka bir şey değildir.” ¬h«L«A²7! ­”²Y«5 žÒË! ³~«H´; ²–Ë! diyorlar. Evet burada böyle düşünen, taşınan, ekşiyen, buruşan bir adamdan bahsediliyor. Bu Velid Bin Muğıre olabilir, Ebu Cehil olabilir, Ebu Leheb de olabilir. Rivâyetlere göre bunlardan biri olabilir, ama kıyamete kadar gelecek insanlar içinden Kur’an-ı Kerîm’e karşı aynı tavrı sergileyenler olabilecektir. Yani bu kişinin adı önemli değil, yolu, tipi ve karakteri önemlidir. Allah bu âyetleriyle bize şöyle buyurur: “Ey kullarım! Bakın ki vahiy karşısında şöyle şöyle davrananlar var. Bir baksanıza malım, mülküm, gücüm, kuvvetim, saltanatım, çoluk-ço-cuğum, işim, aşım var diye Kur’an’a karşı şu adamın tutumuna bir ba-kın!” Peygamber karşısında bir insan var. Kur’an karşısında, Kur’an okuyan peygamber karşısında bir insan var. Kendisine Kur’an arz edi-len, Allah’ın âyetleriyle karşı karşıya gelmiş bir adam. Onu duyuyor, onun okuduğu âyetleri işitiyor, anlıyor o adam. Duyduktan, dinledikten ve anladıktan sonra kaşlarını çatıyor, suratını asıyor, ölçüp biçiyor. Düşünüyor, taşınıyor, hakikat olduğunu anlıyor ama reddetmesi gerektiğine karar veriyor. Çünkü müstekbir birisi bu adam. Allah’ın âyetlerine karşı kibirli davranıyor. Allah yasalarına ihtiyacı yok. Çünkü a-damın tıkırı yerinde. Mal-mülk, makam sahibi... Çoluk-çocuk sahibi, çevresi, kredisi vardı. Planlar kuruyor, nasıl reddetsem acaba? diyor ve sonunda iftirayı basıyor. “Bu öteden beri tâlim edile gelen, nesilden nesle aktarıla gelen bir sihirden başkası değildir. Bu, bir insan sözünden başkası değildir” diyor. Evet hainler dün de bugün de Allah’ın âyetlerine sihir, insan sözü diyorlar, ama buna kendileri de inanmıyorlar. Bu yalanlarına as-lında kendileri de inanmış değildir. Çünkü eğer bu sihirse, eğer bu in-san sözüyse üstünde durmamaları gerekiyordu değil mi bu kadar? Eğer bu bir insan sözüyse bırakıverselerdi, insanın biri de böyle konuşsaydı! Rasulullah’a mecnun dediler, deli dediler; peki hangi deliden korkmuşlardı bu güne kadar? Şimdiye kadar hangi deliye bu kadar tedbir almışlardı? Veya hangi delinin arkasına bu kadar insan düşmüştü bu güne kadar? Bir adam çıkıyor, eline aldığı Allah’ın kitabını göstererek “taşa tapınmayın, Allah’a tapının!” diye bağırıyor ve hemen “meczup bu adam” diyorlar. Peki meczupsa niye bu kadar korkuyorsunuz ondan? Niye bu kadar tedbir almaya çalışıyorsunuz? Bırakın bir deli de böyle söylesin! Hayır, adamlar bu işin farkındalar. Deli diyorlar, mecnun diyorlar, sihirbaz diyorlar ama dediklerine kendileri de inanmıyor. Evet Allah’ın kitabına bir beşer sözü dediler. Peki ya biz ne di-yoruz Kur’an’a? Birilerinin sözünü dinliyoruz, bu anne diyoruz, bu baba diyoruz, bu âmir, bu müdür, bu bakan, bu başkan, efendi, şeyh di-yoruz ve sevdiğimizden ötürü dinliyor ve ona itaat ediyoruz. Arzularını yerine getiriyor, yasalarını uyguluyor, elimizden kitaplarını, tâlimatlarını düşürmüyoruz. Peki ya Allah sözünü okumaya dinlemeye niye ya-naşmıyoruz? Bu Allah korusun da bizim toplumun umumî bir belâsı. Bakın bu tavır içinde olanlara Allah ne diyor: