10. “Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Allah onları ye-re geçirmiştir; inkârcılara da onların başına gelenin benzerleri vardır.” Bu adamlar yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin başlarına nelerin geldiğini görmüyorlar mı? Allah’ın indirdiklerini beğenmeyerek âdeta Allah’la savaşa tutuşurcasına kendi bildikleri gibi yaşamaya çalışan Âd, Semûd, Lût kavmini görmüyorlar mı? Allah’ın onlar üzerinde gerçekleştirdiği yıkım sonucu onları yerle bir ettiğini, azabının onların başında patladığını görmüyorlar mı? Allah’a kulluktan kaçan, Allah’ın hayat programını beğenmeyerek kendi kendilerine hayat programı yapmaya çalışan kâfirlerin medeniyetlerini, villalarını, yatırımlarını kendi üzerlerine nasıl yıktığını, müstekbir-lerin gururlarını nasıl kırdığını ve Allah’a iman edip onun hayat programına teslim olan mustaz’aflara izzet ve şeref verirken, izzetli gibi görünenleri de nasıl yerin dibine batırdığını görmüyorlar mı? Ey Kur’an’ın muhatapları şimdi sizler görmüyor musunuz şu harabeleri? Görmüyor musunuz mezarlıkları? Görmüyor musunuz Rabblerine isyan ederek bir hayat yaşayanların sonlarını? Halbuki Kur’an’ın başka âyetlerinde görüyoruz ki, Allah onları sizi yerleştirmediği biçimde yeryüzüne yerleştirmiş, onlara gökten bol bol yağmurlar yağdırmış, altlarından da ırmaklar akıtmıştı. Size vermediği malı, mülkü, serveti, samanı, gücü, kuvveti, vücudu, cüsseyi, boyu-posu onlara vermişti. Onlara dünyada her türlü üstünlük sebepleri verilmişti. Ama onlar günâhlara daldılar. Tüm bu nîmetlerin vericisini unuttular. Rabb-lerinin kendilerine gönderdiği hayat programından habersiz bir hayat yaşamaya başladılar. Rabblerinin elçilerine ve o elçilerin Rablerinden kendilerine getirdiği mesajlara ilgisiz yaşamaya başladılar. Allah’ın âyetleriyle, Allah’ın elçileriyle mücâdeleye tutuştular. Allah’ın gönderdiklerini reddettiler. Allah’ın kendileri için seçtiklerinden memnun olmadılar. Allah’ın yasalarını beğenmediler. Kitaba ve peygambere rağmen kendi kendilerine hayat programı yapmaya kalkıştılar da, biz onları yakalayıverdik ve topunu helâk ediverdik. Kendilerine azabımız geldiği zaman da tüm bu imkânları, güçleri, kuv-vetleri, boyları-posları, medeniyetleri, ekonomik güçleri onlara hiçbir fayda sağlamadı. Onların topunu helâk ettik ve arkalarından denemek, imtihan etmek için başka bir nesil getirdik. Fakat onlar da öncekilerden ibret almayarak benzer tavırlar takınınca, öncekiler gibi onları da yok ettik. Öyleyse ey şu anda bu Kur’an’ın muhatapları! Örneklerini sun-duğumuz toplumların başlarına gelenlerin sizin de başınıza gelmesinden sakının! Sizin onlardan farklı hiçbir yanınız, hiçbir ruçhaniyetiniz yoktur. Allah katında sizin onlardan faklı, onlardan üstün hiçbir yanınız yoktur. Öyleyse bilesiniz ki, Allah yasalarında kesinlikle değişme olmaz. Üstelik sizin şu anda yalanladığınız, değer vermediğiniz, ilgilenmediğiniz, sırt döndüğünüz peygamber, onlara gönderilenlerden daha kerîmdir. Öyleyse dikkat edin, sizin şu andaki durumunuz, onlarınkinden daha kritik, daha tehlikelidir.