14. “Rabbinin katından bir belgesi olan kimse, kötü işi kendisine güzel gösterilen kimseye benzer mi? Bunlar heveslerine uymuşlardır.” Rabbinden bir bilgi, bir belge, bir beyyine üzere olan peygamber ve peygamber yolunun yolcuları ile kötü amelleri kendisine süslenen ve kendi hevâ ve heveslerine tâbi olup keyifleri istikâmetinde bir hayat yaşayan kâfirler hiç bir olur mu? Rabblerinden bir beyyine ile hareket eden kimseyle Rabbinden gelen beyyineyi reddederek kendi keyfine göre yaşayan kimse hiçbir olur mu? Beyyine ile beraber olan kişi Allah’la beraber demektir. Allah’la beraber olan kişiyle kim başe-debilir? Allah’la beraber olan kişiyi kim alt edebilir? Beyyine, Allah’tan gelendir. Beyyine, Allah’ın kullarının hayatına karışmak üzere gönderdiği hayat programıdır. Beyyine, vahiydir, kitaptır, Allah bilgisidir. Beyyine, kitaba sahip olan, kitapla hareket eden Allah’ın Resûlü’dür. Beyyine, elinde kitapla insanları hakka çağıran peygamberdir. Beyyine ile, Kitap ve Sünnetle hareket eden bir Müslüman, Kitap ve Sünneti tüm hayatında, tüm hareketlerinde istinat kabul eden bir mü’min, beyyine üzere demektir. Beyyineden habersiz, Kitap ve sünnetten uzak, delilsizce kendi hevâ ve heveslerine uyanlar da kâfirlerdir. İşte mü’minle kâfiri birbirinden ayıran belirgin nokta budur. Mü’min her adım atışında beyyine ile hareket ederken, kâfir ise kendi aklını, kendi heveslerini ve keyfini ölçü almaktadır. Allah’ın Resûlü tüm hayatında beyyine üzereydi. Hareket noktası vahiydi. Çevresindekilere de bunu tavsiye ediyordu. “Ben Rab-bimden bir beyyine üzereyim. Benim tüm hayatımda hareket noktam, istinatgâhım Rabbimden gelen Kur’an’dır. Ey insanlar! Ben Rabbim-den bana gönderilmiş vahy üzereyim. Ben kitap üzereyim. Benim tüm yaptıklarım ve söylediklerim konusunda hareket noktam vahiydir. Benim istinatgâhım Kur’an’dır. Ben size ne diyorsam, neyi emrediyor, neden nehy ediyorsam, ne yapıyor, ne yapmıyorsam bilesiniz ki bu ki-taba dayanıyorum. Bunun dışında dayanacak bir şey de bilmiyorum.” Eğer biz de insanlara bunu diyebileceksek o zaman biz de vahyi bilmek zorundayız. “Ben kitaba dayanıyorum, benim istinatgâhım, benim hareket noktam vahiydir,” diyeceksek vahyi tanımak zorundayız. Kur’an ve sünneti tanımamız lâzım. Aksi takdirde bugün pek çoğunun, “biz kitaba dayanıyoruz” iddiasında bulunup da kitaptan habersiz bir hayat yaşadıkları gibi yapmaya kalkışırsak, bunu demeye hiçbir zaman hakkımız yoktur. Şunu da asla unutmayalım ki, beyyinenin olmadığı yerde hevâ ve hevesler geçerlidir. İnsanlar eğer amel edecek, hayatlarını düzenleyecek kadar beyyine ile tanışmamışlarsa, hayatlarını mutlaka başka şeylerle doldurmak zorunda kalacaklardır. Öyleyse bizler de beyyine üzere olmak için beyyine ile yakından tanışmak zorundayız. Yaptığımız her işte, verdiğimiz her kararda, attığımız her adımda beyyineye dayanmak, beyyineye sarılmak zorundayız İşte o zaman biz Allah’ın bu âyetinde anlattığı Müslümanlardan olma imkânı elde etmiş olacağız. Değilse, Allah korusun Kitap ve sünneti tanımadan, beyyine ile tanışmadan bir hayat yaşayacak olursak, o zaman ya kendi hevâ ve heveslerimizi putlaştıracak, ya da günümüz müşriklerinin yaptığı gibi bir kısım Allah düşmanı tâğutların hevâ ve heveslerine uymak zorunda kalacağız. Eğer bu tür zavallıların hevâ ve heveslerine tâbi olursak, o zaman Rabbimizi ve O’nun âyetlerini terk etmek zorunda kalırız. Allah korusun o zaman hayatımızda Rabbimizin âyetlerine gündemimizde yer kalmaz. Onlara tâbi olduğumuz zaman onların gün-demlerine tâbi olmak zorunda kalırız. İşte görüyoruz, her gün yeni bir gündemle insanları meşgul ediyorlar. Ne zaman bunların vahiylerinden vakit bulup da insanlar vahye dönebilecekler bilmiyorum… Bugün şu konu öbür gün şu konu derken gündemi tamamen dolduruyorlar ve insanların vahiyle meşgul olmasına fırsat vermiyorlar. Allah korusun öyle olunca da, âhiret gündemlerimizden düşüveriyor. O zaman yine Rabbim muhafaza buyursun tıpkı onlar gibi, sırf dünya ve dünyalık düşünen birer materyalist olup çıkıveriyoruz. Korkuyorum, farkında olmadan hızla Müslümanlar buna doğru gidiyorlar. Hayır hayır! Bizim aklımız başımızdadır elhamdülillah. Bizler kesinlikle bu adamların hevâ ve heveslerine tâbi olmayacağız. Bu hainlerin yörüngelerine girmeyecek, onların anaforlarında boğulmaya razı olmayacağız inşallah. Bizler vahyi tanıyıp onun dedikleri istikâmetinde bir hayat yaşayacağız ve şirke düşmemeye azami gayret göstereceğiz inşallah. Çünkü hainler önce kendileri Allah’ın dininden çıkmışlar, Allah’a kulluktan uzaklaşmışlar, sonra da dönüp bizi de kendi cehennemlerine çağırıyorlar. Allah bu konuda bize şuur versin, basiret versin.