Muhammed Suresine Dön

Muhammedمحمد

17. Ayet

17Muhammed Suresi

وَالَّذ۪ينَ اهْتَدَوْا زَادَهُمْ هُدًى وَاٰتٰيهُمْ تَقْوٰيهُمْ

(Allah) hidayet ehlinin hidayetlerini arttırmış ve onlara takvalarını vermiştir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

17. “Doğru yolu bulanların ise Allah doğruluklarını artırır, onların karşı gelmekten sakınmalarını sağlar.” İhtida edenlere, Allah’ın hidâyeti üzere gitmeye çalışanlara ge-lince, ötekilerin tamamen aksine Rabbimiz bunların hidâyetlerini ziyâdeleştiriveriyor ve onlara takvalarını da ilham ediyor. Demek ki biz hi-dâyette olmaya, hidâyet yolunda yürümeye karar vereceğiz ve Rab-bimiz de buna doğru orantılı olarak, bizim hidâyetimizi ziyâdeleştirecek. Yani burada bizim yapmamız gerekenler var, Rabbimizin yaptıkları var. Biz hidâyeti talep edeceğiz, buna sa’y edeceğiz, Rabbimiz de bizim adımıza istediğimiz hidâyeti yaratacak ve de ziyâdeleştirecek. İşte mü’minle kâfirin ayrıştığı nokta. Birinde anlamaya, dinlemeye, iman etmeye, amel etmeye karar var, sa’y var; ötekiler de ise hidâyete karşı nötr davranma var. Allah birisinin kalbini, anlayışını, kavrayışını geri alırken, ötekisinin anlayışını, hidâyetini ve takvasını artırıyor. Buradan da anlıyoruz ki mesele vahyin, vahiydeki maksadın kapalı oluşunda, Kitap ve sünnetin örtülü ve anlaşılmaz oluşunda değil, mesele ona muhatap olanların kalplerinin buna açık ya da kapalı olmasındadır. Eğer öyle olsaydı, Müslümanlar da anlayamayacaklardı bu vahyi. Halbuki vahyi dinleyip, anlayıp onunla amel etmeye koşan mü’minlerin anlayışları ziyâdeleştirilirken, muvaffakiyetleri artırılırken, kendilerine ateşten korunma yolları gösterilirken, onu anlamaya ve onunla hayatlarını değiştirmeye yanaşmayan kâfirlere ve münâfıklara bunun tamamen zıddı yapılmaktadır. Allah mü’minlerin hidâyetlerini artırırken onlara takvalarını da ilham buyurmaktadır. Yani onlara kaçınacakları, sakınacakları şeyleri de göstermektedir. Ya da Allah onlara takvalarının mükafatını göster-mektedir. Yani Allah onlara imanlarını amele dökme, imanlarını hayatlarında görüntüleme imkânı vermektedir. Kur’an’ı dinledikleri halde onu anlayamayan münâfıklara karşılık mü’minlere onu anlama, kavrama, fıkıh etme imkânı vermektedir. Hani Allah’ın Resûlü bir hadislerinde “Allah kimin için hayır murad etmişse onu dinde fakih kılar” buyuruyordu ya işte Allah onları delilsiz konuşmaktan, Kur’an’la alâkalı aklî yorumlara düşmekten muhafaza buyurmuş, onlara takvalarını göstermiştir. Ya da hayatlarını kendi kendilerine, kendi hevâ ve hevesleriyle düzenlemekten onları korumuş, yollarını Kitap ve sünnetle bulma, hayatlarını kitap ve sünnetle yargılama imkânı vermiştir onlara. Eğer bundan sonraki âyetle birlikte düşünecek olursak, önlerindeki kıyamet konusunda hesap-kitap konusunda, onları muttakî davranmaya, titiz davranmaya iletmiştir Rabbimiz. Bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz bu hususu şöyle anlatır: