21. “Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı, iş ciddileşince Allah’a verdikleri anda doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.” İtaat ve doğru söz. İşte mü’mini kâfirden, mü’mini münâfıktan ayıran en belirgin özellik... Mü’min “semi’na ve eta’na” der; kâfir ve münâfık ise “semi’na ve asayna” der. Mü’min, “duyduk emrini ya Rab-bi! Tamam ya Rabbi! Anladım ya Rabbi! İnandım ya Rabbi! Baş üs-tüne ya Rabbi! Hemen gereğini yerine getiriyorum ya Rabbi!” diyerek Allah’tan kendisine intikal eden her bir emir karşısında hemen teslimiyet göstererek uygulamaya koyar, hemen secdeyi gerçekleştirirken, kâfir ve münâfık ise isyan içinde olur. Onlara itaat ve ma’ruf söz yaraşırdı. Çünkü Allah’tan kendilerine gelen bu tür emirler karşısında itaat onların kalplerini değiştirecekti. İtaat edecekler ve de ma’ruf söz söyleyecekler. Şeriata uygun söz söyleyecekler, irfana, mârifete uygun söz söyleyeceklerdir. Bu da elbette vahyi bilmekle, Kur’an ve sünnet bilgisine sahip olmakla elde edilecektir. Çünkü kişiyi mârifete, irfana ulaştıracak tek kaynak vahiydir. Vahiy bilgisine sahip olan kişi mârifet ehlidir. Eğer itaat, irfan ehli olmak istiyorsak, eğer kalplerimizin değişmesini, Allah’ın istediği gibi bir tavır sergilemesini istiyorsak, o zaman mutlaka vahye teslim olmak ve vahiyle hareket etmek, stratejimizi vahiyle belirlemek zorundayız. “Sonra iş ciddileşince, iş kesinleşince keşke Allah’a karşı sadık olsalardı, onlar için elbette daha hayırlı olurdu.” Allah’a sadık olmak, Allah’a karşı verilen söze sadık olmak demektir. Sıdk, sadâkat, tasdik, iddianın ispatı demektir. İmanın eylemi demektir. Onlar Allah’a karşı verdikleri sözlerini ispat etselerdi, bu iddialarını söz planında bırakmayarak eyleme dönüştürselerdi, gerçekten onlar için daha hayırlı olurdu.