Muhammed Suresine Dön

Muhammedمحمد

29. Ayet

29Muhammed Suresi

اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ اَنْ لَنْ يُخْرِجَ اللّٰهُ اَضْغَانَهُمْ

Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah’ın kinlerini/düşmanlıklarını açığa çıkarmayacağını mı zannettiler?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

29. “Yoksa, kalplerinde hastalık olanlar, Allah’ın onların kinlerini dışarı vurmayacağını mı sandılar?” Kalplerinde hastalık bulunan bu insanlar Allah’ın kalplerinde gizledikleri, gizli gizli Allah âyetlerine karşı, Allah sistemine karşı içlerinde taşıdıkları bu nefretlerini ve Allah düşmanlarına karşı kalplerinde taşıdıkları bu itaat duygularını, bu gizli gizli onlarla Allah’a ve Müslümanlara karşı anlaşmalarını Allah’ın açığa çıkarmayacağını mı zannediyorlar? Allah’a, Allah âyetlerine, Allah yasalarına karşı kinlerini, nefretlerini, Allah düşmanlarına karşı sevgilerini ve bağlılıklarını Allah’ın açığa çıkarmayacağını mı umuyorlar? Allah bu tür insanların kalplerinde taşıdıklarını açığa çıkarmaktadır. Peki nasıl çıkarıyor Allah? İnsanları çeşitli imtihanlardan geçirerek çıkarıyor. Onlara, onların sevmediği, beğenmediği bir takım sorular göndererek açığa çıkarır. Allah’tan gelen bu belâlar, bu sorular karşısında her şeye rağmen Allah’a inanan, Allah’ı seven, O’nun emirlerine gönülden bağlı olan insanlar Allah’ın razı olduklarından vazgeçmezler. Meselâ Rabblerinden gelen bir savaş emri, Rabblerinin hatırı karşısında her şeylerini ayaklarının altına alır ve Allah’ın arzusunu başlarına taç yaparlar. Ama bu savaş emri inanmayanların kalplerindekini açığa çıkarıverir. İnsanların kalplerindekini açığa çıkarmak için Allah bazen böyle bir savaş yazıverir. Böyle bir emir karşısında kimileri sendelerken, tökezlerken kimileri de Allah adına canlarını or-taya koymak için can atar, Rabblerinin emrine koşarlar. Mü’minler Rabblerini razı edecek şeylerin peşinde koşarken, kalplerinde hastalık bulunan münâfıklar da, “bu cihad emri de nereden çıktı şimdi?” diyerek Allah’ın gazap ettiği bir hayatın adamı olurlar. Allah safında yer alacakları, Müslümanlarla beraber olacakları yerde küfür safında yer alırlar. Bazen kıtlıkla, yoklukla, maldan ve candan eksiltmelerle Allah insanları imtihan eder ve böylece insanların içindekileri açığa çıkarır. Veya bir hapisle, bir soruşturmayla, işkenceyle, insanlardan gelebilecek bir zararla kalplerdekini açığa çıkarıverir. Böyle bir durumda Müslümanlığından bile pişmanlık duyan insanları görüyoruz. “Keşke Müslüman olmasaydık! Keşke kendimizi tehlikeye atmasaydık! Keşke Al-lah yolunda dikkat çekmeseydik! Bütün bunlar Müslümanlığımızdan dolayı başımıza geliyor! Müslüman olduğumuz için eziliyoruz! Müslüman olduğumuz için ikinci sınıf muamelesi görüyoruz! Müslüman olduğumuz için şunlardan, şunlardan mahrum oluyoruz! Tüm bu ezikliklerimizin sebebi Müslümanlığımızdır,” diyerek Müslümanlıklarından şikâyette bulunanların varlığını görüyoruz. Halbuki böyle bir durumda gerçek Müslümanların şöyle söylemesi gerekirdi: “Elhamdülillah ki şu anda bizler de peygamberlerin yolundayız. Allah adına çektiğimiz bu sıkıntılar, katlandığımız bu eziyetler, döktüğümüz bu kanlar yarın bizi kurtaracaktır.” Öyleyse bu münâfıklar nasıl düşünüyorlar? Nasıl hesap ediyor bunlar? Allah onların içlerinde taşıdıklarını peygamberine ve Müslümanlara bildirmeyecek deşifre etmeyecek mi zannediyorlar? Halbuki: