33. “Ey inananlar! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin; işlerinizi boşa çıkarmayın.” Ey mü’minler, Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ki amelleriniz bo-şa gitmesin. Ameller Allah ve Resûlü’ne itaat esasına bağlıdır. Amellerin işe yaraması, amellerin boşa gitmeyerek Allah tarafından değerlendirilmeye lâyık görülmesi, o amellerin sahibinin Allah ve Resûlü’ne itaatine bağlıdır. Allah ve Resûlü’ne itaatten çıkan birisinin ne yaparsa yapsın yaptıklarının hiçbiri bir değer ifade etmeyecektir. Buradan şunu da anlıyoruz ki, yapılan amel Allah ve Resûlü’-ne itaat adına değilse, Allah ve Resûlü’ne itaatten kaynaklanmıyorsa o amel boştur. Yani yapılan bir amelin yaptırıcısı Allah ve Resûlü değilse, o amel boştur. Öyleyse Müslüman yaptığı her bir ameli Allah ve Resûlü’ne dayandırmak zorundadır. “Bunu bana Allah emretti. Bunu benden Rasulullah istedi. Ben bunu Allah’ın kitabından aldım, ben bu-nu Rasulullah’ın sünnetinde gördüm. Ben bu amelin şeklini, biçimini, zamanını, miktarını ve usulünü Rasulullah’ın hayatında gördüm, bunu benim örneğim bana böylece örnekledi,” diyerek, amellerini dedikodu veya işte filan-falanlara dayandırarak değil, Allah ve Resûlü’ne, Allah’ın kitabına ve Resûlü’nün sünnetine dayandırarak işleyen kişinin ameli salih bir ameldir. İşte Allah katında böyle amellerin karşılığı var-dır. Bir amelin Allah katında makbul, salih bir amel olabilmesi için iki şart vardır: Birincisi o amel Allah, Allah’a ve Resûlü’ne itaat için ya-pılacak, yani niyet sahih olacak, amelin yaptırıcısı Allah ve Resûlü olacak, ikincisi de o amelin Kitap ve sünnette yeri olacak. Bu iki şart yoksa, yani amel Kitap ve sünnette yoksa veya Kitap ve sünnette var ama Allah ve Resûlü’ne itaat adına yapılmamışsa, o amel salih bir amel değildir. Allah ve Resûlü’nün istediği, Allah ve Resûlü’nün belirlediği bir amel de olsa, yapılan amel Allah ve Resûlü’ne itaat adına değil de başka sebeplerle işleniyorsa, bu amel de boştur. Meselâ çıkar, menfaat adına yapılan ameller, toplum adına, çevreyi memnun etme adına yapılan ameller, moda böyle istiyor, âdetlere karşı gelmeyelim diye, âmirim, müdürüm, devletim bundan ra-zıdır diye, tâğutlar böyle istiyorlar diye yapılan ameller boştur. Hattâ Allah’ın Resûlü, kişinin kendisiyle Allah’ın rızasını kazanabileceği bir ilmi Allah rızasından başka, kulluk düşüncesinden başka bir sebeple, meselâ dünyalık adına, doktora, diploma, kitap yazma adına, bilir de-sinler adına, sosyal statü kazanma adına öğrenmeye çalışırsa, bu ki-şinin cenneti bile kaybedeceğini anlatır. Ey Müslümanlar! Az önceki âyette anlatılanlar gibi amellerinizi boşa çıkarmayın. Sizler Allah ve Resûlü’ne mutlak itaat edin. Allah si-ze savaşın mı dedi, hemen itaat edin. Rasulullah sizden mal ve can mı istedi, hemen koşun emrine. Allah ve Resûlü din düşmanları karşısında direnin, dişinizi sıkın ve sabredin mi dedi, hemen itaat edin. Ötekiler gibi arkanıza dönüp kaçmayın, Allah ve Resûlü’nün emirlerine isyan etmeyin ki amelleriniz boşa gitmesin. Allah ve Resûlü sizden sizin menfaatinize ne istediyse itaat edin ki, hem bu dünyada, hem de âhirette amelleriniz netice versin. Hem dünyada hem de ukbâda mutluluğa ulaşın.