Muhammed Suresine Dön

Muhammedمحمد

5. Ayet

5Muhammed Suresi

سَيَهْد۪يهِمْ وَيُصْلِحُ بَالَهُمْۚ

Onları hidayet edecek ve onların tüm hâllerini düzeltecektir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

5, 6. “Onları doğru yola eriştirir, durumlarını düzeltir. Onları, kendilerine anlattığı cennete koyar.” Allah böylece kendi yolunda kendi dini adına, kendi arzularının hâkimiyeti adına savaşarak şehid olan kullarını doğru yola ulaştıracak, onların amellerini boşa çıkarmayacak, dünyada da ukbâda da onların amellerini hedefine ulaştıracaktır. Onların yaptıkları yatırımların hiçbirisi boşa gitmeyecektir. Kâfirlerin aksine Allah onların döktükleri terleri bile değerlendirecektir. Onların nefesleri bile dâvâlarını diri tutmaya devam edecektir. Onlar bize sürekli mesajlar vermekte ve Allah’ın dinini canlılıkla muhafaza ettirmede en büyük rolü oynamaktadırlar. Yani şehidin sürekli bizim karşımızda, bizim dünyamızda yayın yaptığını ve yaptığı yayınlarla sürekli olarak bize bunu hatırlattığını görüyoruz. Lâkin hayatta olan, canlı olan birilerinin, hattâ en büyük âlimlerin, hocaların dahi böyle bir mesaj veremediklerini de biliyoruz. Meselâ bakın hiçbir kimsenin hiçbir mesaj vermediği bir ortamda, herkesin durgun, statik hayat yaşadığı bir ortamda, yıllar önce ölen ve de adı Yâsîn sûresinde ebedîleşen adsız bir şehidin sürekli olarak bize verdiği mesaj bakın şöyle : “Keşke kavmim bir bilebilseydi Rabbimin bana mağfiret ettiğini ve de beni mükramundan, ikrama boğulanlardan kıldığını.” Bu büyük bir şeref, bu büyük bir ecir ve büyük bir nîmettir. İşte şehidin, Allah yolunda ölen birinin canlılığını koruduğunun ve sürekli bize mesaj ulaştırdığının bir kanıtı ve ispatı... Kıyamete kadar Yâsîn sûresini okuyan herkese ulaştırılan bir mesaj… Görünüşte ölmüşler bunlar, toz toprak olmuşlardır, adları sanları kalmamış, nerelerde oldukları da belli değildir. Ama dünyanın her bir yerinde canlarını Allah için fedâ etmiş olan, Allah’tan başka İlâh olmadığının şehadetini canlarıyla ispat eden bu insanlar, Allah’ın ölü demeyi yasakladığı bu varlıklar, bu kutlu şehitler sürekli bize mesaj sunuyorlar. Bakın Âl-i İmrân sûresindeki âyette de bu diriliğin ve bize mesaj sunuşun açıklanmasını şöyle görüyoruz: “Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilâkis Rableri katında diridirler. Allah’ın bol nîmetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.” (Âl-i İmrân 169,170) Allahu Teâlâ onlara o kadar fazl ve o kadar nîmet veriyor ki, onlar bunlarla sevinip coşuyorlar. Arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanlara da müjdeler veriyorlar. “Onlar Allah’tan olan bir nîmeti, bolluğu ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zâyi etmeyeceğini müjdelemek isterler.” (Âl-i İmrân 171) Onlara korku da, mahzun olmak da, keder ve sıkıntı da yok. Cehenneme gitme korkusu yok, cenneti kaybetme üzüntüsü de yok. Yine Allah’tan bir nîmet, bir fazilet, bir üstünlüğü müjdeliyorlar. Allahu Teâlâ’nın mü’minlerin hiçbir zaman ecirlerini zayî etmeyeceğinin mesajını veriyorlar. Bu âyetler ölümle hayatın bitmeyeceğini, hayatın devam edeceğini ve hayatlarını Allah adına infak eden kimselerin amellerinin hiç-birisinin zayî olmayacağını anlatır. Kâfirlerin amellerinin boşa gideceğini anlattıktan sonra, Rabbimiz burada da onların tamamen zıddına mü’minlerin amellerinin zayî olmayacağını anlatmaktadır. Şehid, dâvâsına başını koyacak kadar şehadet eden kişi demektir. Şehid, dâvâsının, başkalarının dirilişi için canını fedâ eden kişi demektir. Şehid diridir. O yüzden şehidler ölüler gibi yıkanmazlar. Yı-kanmak ölünün cesedini temizlemek demektir. Onlar zaten temiz oldukları için yıkanmazlar. Cenaze namazları da kılınmaz onların, çünkü onlar ölmemişlerdir. Kefenleri şehitlik elbiseleridir. Yaşarken giydikleri elbiseleri ölürken de giyerler. Zira onlar öldükten sonra da yaşarlar. Diridirler onlar, zira onlar yakınlarını diriltirler. Onların ayrılıkları yakınlarını asla üzmez, ayrılıkları arkalarında kalanlara asla zor gel-mez.