30. “De ki: “Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?” Peygamberim ve ey peygamber yolunun yolcuları, bunca delile rağmen o aklı ermemişlere deyin ki: Suyunuz çekilmiş bitmiş. Sabahleyin bir baktınız ki, akarsularınız, pınarlarınız kuruyuvermiş. Allah gökten indirdiklerini de yerden akıttıklarını da alıvermiş, kurutuvermiş. Yahut vücudunuzdaki suları alıvermiş Rabbiniz. Kanınızı kurutup don-duruvermiş. Veya hayatınızın suyu, yani bel suyunuzu alıvermiş. Ya da kasalarınızın, keselerinizin suyu çekilivermiş. Yani piyasanın suyu-nu, kazanç sularınızı kurutuvermiş. Ya da gözünüzün suyu kuruyu-vermiş. Bunların hepsi sudur değil mi? Tüm bu sularınızı geri alıvermiş Allah. Söyleyin bakalım, böyle bir durumda kimdir onu size getirecek? Var mı Allah’tan başka bu işi yapacak birileri? Kim geri getirip size iade edecek bu sularınızı? Var mı öyle tanışığınız güçlü birileri? Bu âyet nazil olduğunda, müşriklerden birisi, “Yahu bundan kolay ne var? Alırım elime kazmayı, vururum yere ve çıkarırım suyu” demiş. Sabaha kadar Allah onun gözünün suyunu alıvermiş ve haydi geri getir bakalım onu demiş de, adam helâk olup gitmiş. Öyleyse aklımızı başımıza alalım. Rabbimiz bunca âyetiyle bi-ze kendisini anlattı. Kitabında kendisini anlattığı gibi Rabbimize iman edelim. Kendisine kulluk yapılmaya lâyık sadece Allah’tır. Teslim olunmaya lâyık sadece Allah’tır. Sadece O’nu dinleyelim, sadece O’nu razı etmeye çalışalım. Hayatımızı sadece O’nun için ve O’nun belirlediği yasalar istikâmetinde yaşayalım. Allah’tan başkalarına asla minnet etmeyelim. Bu sûreyi en yakınlarımızdan başlamak sûretiyle Allah kullarına anlatarak onları diriltmeye çalışalım inşallah.