Mu'min (Ğafir) Suresine Dön

Mu'min (Ğafir)غافر

11. Ayet

11Mu'min (Ğafir) Suresi

قَالُوا رَبَّنَٓا اَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَاَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ اِلٰى خُرُوجٍ مِنْ سَب۪يلٍ

Derler ki: “Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. (Buradan) çıkmanın herhangi bir yolu var mı?”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

11. “Dediler ki: “Rabbimiz! Bizi iki kere öldürdün ve iki kere de dirilttin. Biz de günâhlarımızı itiraf ettik. Şimdi acaba bizim için bir çıkış yolu var mı?” Diyorlar ki, “Rabbimiz bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin. Bu iki kere ölme iki kere diriltilme konusu Bakara sûresinde geçmişti. “Ey kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (Dünyaya getirip hayat veren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, sonra sizi tekrar diriltecek ve sonunda ona döndürüleceksiniz.” (Bakara 28) Kâfirler ilk üç safhayı inkâr edemiyorlardı. Nasıl inkâr etsinler ki, zaten bu hayatı yaşıyorlardı. Ancak son safhayı gözleriyle göremedikleri için reddediyorlardı. Şöyle söyleyelim: Burada iki ölümden ve iki dirilmeden söz ediliyor. Ölümlerden birincisi, bizim varoluşumuzdan önceki durumumuzdur. Bizim birinci durumumuz ölümdü, yokluktu. Biz önce yoktuk. Ademin sulbündeyken, ana rahmindeyken, henüz yaratılmamışken biz ölüydük, yoktuk. İşte bu birinci ölüm halidir. Sonra Allah bizi yokluktan diriltti, işte bu da bizim birinci dirilişimizdir. Bu dirilişimizden sonra Allah bizi bir daha öldürecek. İşte bu ölüş bizim ikinci ölüşümüzdür. Sonra bu ölüşümüzden sonra Allah bizi bir daha diriltecek ve hesap-kitap için huzuruna çağıracak. İşte bu da bizim ikinci dirilişimizdir. Kâfirler yeniden dirilmeyi ve hesaba çekilmeyi reddediyorlardı. Bunu peygamberleri vasıtasıyla Allah bildirdiği için reddediyorlardı. Ama şimdi bu safhayı gözleriyle görünce, bu kâfirler bize bu konuda daha önce haber gelmişti diyerek kabul edecekler, itiraf edecekler. Diyecekler ki: “Biz günâhlarımızı itiraf ediyoruz! Yâni bu hayatı yaşarken, yeniden dirilmeyi inkâr ederken, hayatımızı bu anlayışa bina ederek, ‘âhiret yoktur, öldükten sonra dirilme yoktur, hesap-kitap yoktur!’ düşüncesine bina ederek, günâhlar peşinde koştuğumuz için ne büyük hata ettiğimizi anladık!” diyorlar. İşte bu, tüm ümitleri kaybolmuş, tüm beklentileri inkisâra uğramış, her şeyini kaybetmiş, perişan olmuş bir adamın hâli pür melâlidir. Bu duruma düştükten sonra, bu perişanların ifade tarzına bir bakın ne diyorlar? “Rabbena” diyorlar, “ey bizim Rabbimiz,” diyorlar. “Ey bizim hayatımıza hakim olan Rabbimiz! Ey bizim hayatımıza yegâne program yapmaya yetkili olan Rabbimiz!” Hainler! Şimdi mi anladınız bunu? Oysa dünyada iken O’ndan başkalarının programlarına uyuyorlardı, kibirleniyorlardı. Ama şimdi diyorlar ki, “Ya Rabbi! Bizi iki kere öldürdün iki kere dirilttin! Tüm gerçekleri şimdi anladık! Şimdi kavradık! Şimdi, şimdi: “Acaba bizim için bir çıkış yolu var mıdır?” Acaba içine düştüğümüz bu durumdan bize bir çıkış yolu var mıdır? Bunun bir kaç mânâsı vardır. a. Acaba bizim için tekrar dünyaya dönmek gibi bir yol, bir imkân var mıdır? b. Ya da içine düştüğümüz şu ateşten kurtulabilmek için bize bir imkân var mıdır? c. Ya da bizim için bir daha ölmek gibi bir çıkış yolu var mıdır? Aslında bunu derken, “eyvah bizim için hiçbir çıkış yolu yoktur,” diyerek kahroluyorlar mahvoluyorlar. Veya, “ya Rabbi eğer sen istersen buna da yol bulursun,” diye yalvarıp yakarmak istiyorlar. “Sen bunu istersen lütfedersin ya Rabbi!” diyerek özür dileme pozisyonuna giriyorlar.