Mu'min (Ğafir) Suresine Dön

Mu'min (Ğafir)غافر

15. Ayet

15Mu'min (Ğafir) Suresi

رَف۪يعُ الدَّرَجَاتِ ذُو الْعَرْشِۚ يُلْقِي الرُّوحَ مِنْ اَمْرِه۪ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ لِيُنْذِرَ يَوْمَ التَّلَاقِۙ

(Allah) dereceleri yükselten ve arşın sahibi olandır. (İnsanları) Kavuşma Günü (olan ahiret) ile uyarmaları için ruhu (vahyi) emriyle kullarından dilediği(nin kalbi)ne bırakır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

15. “Dereceleri yükselten, arşın sahibi olan, kavuşma günüyle korkutmak üzere kullarından dilediğine emrinden ruh indiren (Allah’tır).” O Allah, dereceleri çok yüksek olandır. Meleklere ve sevdiği kullarına bahşedeceği dereceleri çok olan, çok yüce dereceleri olan bir Allah’tır. Ya da kullarının derecelerini yükselten, katında çok yüce dereceler olan Allah’tır. Kullarına dereceler verir Allah. Bakıyoruz, bugün de birileri dereceler veriyor. Kendi kullarına, kendi kölelerine, kimi insanların da dereceler verdiğini görüyoruz. Birinci derece, ikinci derece, üçüncü, beşinci derece gibi dereceler veriyorlar. İlk üç dereceye girenlere, yâni limon gibi suyunu sıkıp posasını çıkardıklarına, pillerini bitirdiklerine yeşil pasaport veriyorlar. Sen dekansın, sen bakansın, sen profesörsün, sen doçentsin gibi dereceler dağıtıyorlar. Veya seni mahiyetime aldım, sen mukarrabûn’dansın gibi lütuflarda bulunanlar filan görüyoruz. Her Rabb, kullarına elbette dereceler verir. Ama Allah’ın dereceleri o kadar yüce ki, katında o kadar yüce dereceler var ki, O’nun verdiği dereceleri hiç kimse veremez. “Herkesin yaptığı amellere göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından asla gafil değildir.” (En'âm 132) “Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği nimetler hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan odur.” (En'âm 165) Bu âyetler, Rabbimizin bu derecelerini anlatan âyetlerdir. Kimisini zengin, kimisini fakir, kimisini güçlü, kimisini zayıf, kimisini beyaz, kimisini siyah kılarak, kimilerine imkân vererek, kimisine sıhhat, kimisine hastalık vererek dereceler takdir etmiştir Rabbimiz. Ama tüm bu verdiklerini, imtihan için veriyor Rabbimiz. Bu verdikleriyle kullarını denemek istiyor. Allah, arşın sahibidir. Allah öyle yüce ki, arşın sahibidir. Ama Allah Teâlâ arşa hükmediyor, arşla ilgileniyor, ta arşın üstünde bizi nereden görecek? Bizi nereden duyacak? Bizimle nereden ilgilenecek? demeyin sakın: “Siz neredeyseniz o Allah sizin yanınızdadır.” (Hadîd 3) diyordu Hadîd sûresi. Burada da diyor ki Rabbimiz: O Allah emrinden, işlerinden bir bölümünü göndermek üzere Ruh gönderir. Ama bu Ruhla, yâni melekle gönderdiği, O’nun işlerinin, emrinin tamamı değildir. İfadesinden bunu anlıyoruz. Allah’ın başka işleri, başka emirleri de vardır. Semâvâtla alakalı, arşla alakalı, meleklerle alakalı ve diğer varlıklarla alakalı emirleri, işleri vardır Allah’ın. Ama bunlardan sadece bir kısmını, yâni bizimle alakalı, dünyayla alakalı olanları gönderir. Dünyaya, hayata, kullarının hayatına karışmak üzere gönderir bu emirlerini. Evet bizim hayatımıza karışmak üzere Ruh indirir Allah. Buradaki Ruh, Kur’an’dır, kalpleri ve ruhları dirilten vahiydir. Çorakları, ölüleri diriltmek üzere Rabbimiz vahyini indiriyor. İşte dereceleri yüce olan Allah’ın kullarına verdiği en büyük ve en yüce derecelerinden biri de bu vahiydir. Biliyoruz ki, Kur’an’ın bir adı da Ruhtur. Ruhla münasebeti kesilmiş olanlar da ölüdürler. Kur’an’la ilgisi kesilmiş insanlar ölüdür. “Ey iman edenler, Allah ve Resûlü sizi size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman onlara uyun.” (Enfâl 24) Âyeti bunu anlatır. Allah, emrinden Ruh gönderir peygamberlerine. Peki ne için gönderir bu Ruhu? Telâk günüyle korkutmak için. Telâk günü, telâki günü, kavuşma günü, karşılaşma günü, mülâki olma günü, randevu günüdür. O gün ruhlar bedenlere, göktekiler yerdekilere, öncekiler sonrakilere, amel işleyenler işledikleri amellerine, kullar Mâbuduna, salih kullar cennete, diğer kullar cehenneme, ateşe kavuşur… Her şey birbirine kavuşur o gün. Telâk, Kur’an’da Rabbimizin bize haber verdiği kıyametin isimlerinden biridir. Yevm’ül ceza, yevm’üt teğabun gibi kıyametin isimlerinden biridir. Bir önceki sûrede, “Size Rabbinizin âyetlerini okuyan ve karşılaşacağınız bu günle sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” (Zümer 71) buyurulmuş ve bu günün adı liga olarak sunulmuştu. Yine Hakka sûresinde: “Ben bu günle karşı karşıya geleceğime kesinlikle inanıyordum.” (Hakka 20) Buyurularak bu günün adı mülâki olarak anlatılmıştır. Evet peygamberler, ya da gönderilen Ruh, insanları öyle bir telâk günüyle uyarsın ki: