Mu'min (Ğafir) Suresine Dön

Mu'min (Ğafir)غافر

18. Ayet

18Mu'min (Ğafir) Suresi

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْاٰزِفَةِ اِذِ الْقُلُوبُ لَدَى الْحَنَاجِرِ كَاظِم۪ينَۜ مَا لِلظَّالِم۪ينَ مِنْ حَم۪يمٍ وَلَا شَف۪يعٍ يُطَاعُۜ

Onları Yevmu’l Azife/yaklaşan gün ile uyar. O zaman kalpler gırtlaklara dayanır, (korku ve kaygıdan) yutkunurlar. Zalimler için ne yakın bir dost ne de şefaati yerine getirilen bir şefaatçi vardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

18. “Yaklaşan gün hususunda onları uyar. Çünkü o gün dehşet içinde yutkunurken yürekleri ağızlarına gelmiştir. Zâlimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçileri vardır.” Yevm’ül azîfe, yaklaşmakta olan felaket, gelmekte olan tehlike, ölüm saati veya ölümü bile aratan ateşe atılma zamanıdır. Kullarına karşı sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz merhametinin gereği olarak, her fırsatta onları uyarmaya devam ediyor. “Kullarım! Unutmayın ki kıyamet günü size çok yakındır. Sizi size yaklaşmakta olan bu korkunç günle uyarıyorum. Uyarılarıma kulak verin. Akıllarınızı başlarınıza alın. O gün için hazırlıklı olun, ansızın beyninizde patlayacak olan o günü hiç bir zaman hatırınızdan çıkarmayın,” diye sürekli uyarıyor. Meselâ bakın Enbiya sûresinde: “İnsanların hesaba çekilecekleri gün yaklaştı. Hal böyleyken onlar hâlâ gaflet içinde yüz çeviriyorlar.” (Enbiya 1) Buyurulmaktadır. Yine Kamer sûresinin başında: “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.” (Kamer 1) Buyurulmaktadır. Tüm bu âyetlerde kaybedilecek, boşa harcanacak bir tek saniyenin bile olmadığı anlatılarak kullarını uyarmaktadır Rabbimiz. O günün dehşetinden insanların kalpleri boğazlarına gelmiş ve yutkunmaktadırlar. Kalpleri boğazlarına kadar gelmiş ve onu yutmak istiyorlar, yâni kalpler boğazlarından fırlayacak hale gelmiş, kalpler boğazlarına gelip takılmış ne yutabiliyorlar, ne çıkıyor ne de yerine dönüyor. İnsanlar gerçeği anlamışlar ama bunu yutmaya çalışıyorlar. Herkes susmuştur o gün. Zaten o gün Allah huzurunda ağızları bıçak açmayacak. Allah huzurunda kimin haddine konuşmak. Allah’ın izin verdiklerinin dışında hiç kimse konuşmaya güç yetiremeyecektir. Konuşan da o gün doğru konuşacaktır. “O gün Rahmân’ın izin verdiklerinden başkası konuşamaz, konuşan da doğru konuşacaktır.” (Nebe' 38) O gün zâlimler için hamîm yoktur. Yâni o gün onlara sıcak bir kucak yoktur. Kimse onlara sıcak bir kucak açmayacak, onlarla ilgilenen kimseleri olmayacak, hiç kimse onların hallerini hatırlarını sormayacaktır. “Yahu ne âlemdesiniz? Başınızda bir sıkıntı mı var? Bir derdiniz mi var? Yapabileceğimiz bir şey var mı?” diye onlara sıcak bir kucak açacak kimseleri yoktur. Sözü dinlenecek bir şefaatçileri de yoktur onların. Tüm dostları, tüm arkadaşları kendi dertlerine düşmüşler, kimse onların halini hatırını soramayacaktır.