20. “Allah adaletle hükmeder. Onu bırakıp ta taptıkları ise hiç bir şeye hükmedemezler. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten ve görendir.” Allah bu bilgilerle hükmeder, hâkimiyetini gündeme getirir. Allah sizin mabutlarınız gibi kör ve sağır değildir. Allah her şeyi bildiği için, kullarından birini yargılarken, ona onun hallerinden bazı ayrıntıların gizli kalması söz konusu değildir. Gizlide, tenhada işlediği amellerin O’na gizli kalması, ya da o amelleri işlerken içinden geçirdiği niyetin Allah’a gizli kalması gibi bir şey söz konusu değildir. Çünkü Allah her şeyi bilendir. Ama sizin şu anda mâbud kabul ettikleriniz, ilâh kabul ettikleriniz bu gizlilikleri asla bilemezler. İşte görüyoruz, onlar bir insanı yargılarlarken işlediği bir amelin sadece dış görünüşüne bakarak yargılarlar. Kişinin o anda kalbinden geçen niyetini kesinlikle bilemezler. İşte görüyoruz Allah’tan başka hükmedenlerin hükümleri ortada. Allah’tan başka kanun koyanların kanunları ortada. Bilgileri tam olmadığından, suçsuzu suçlu, suç-luyu suçsuz yapabiliyorlar. Kanunları bir kaç yıl bile dayanmıyor. Bir de Allah hak ile hükmeder. Kitabını hak ile indirmiş, Peygamberini hak olarak göndermiştir. Gökleri ve yeri hak olarak yaratmıştır. Hak ile hükmeder ve hükmünü de tamamıyla icra eder. Allah hakkı gerçekleştirir, hakkı yerine getirir. Allah dışında onların putlaştırdıklarının hiçbirisi, hiçbir şeyi kaza edemezler. Kendi başlarına hiçbir şeye hüküm verip onu infaz edemezler. Çünkü hepsi de Allah’a boyun büküp teslim olmuşlardır. İşte ateş yakmadı İbrahim’i, işte bıçak kesmedi İsmail’i… Onlar hükmedemedikleri gibi hükümlerini yerine de getiremezler. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla işiten ve bilendir. Peki ne demektir hakkıyla işitmek? Hakkıyla işitmek, işittiğine icabet edebilmek demektir. Allah işittiklerine icabet etmek üzere işitir. Başka şeyler de işitir, ama hiçbirisi icabet edemez. İşittiklerinin imdadına yetişemez. Hadi çağırın bakalım imdadınıza yetişen birilerini bulabilecek misiniz?