Mu'min (Ğafir) Suresine Dön

Mu'min (Ğafir)غافر

23. Ayet

23Mu'min (Ğafir) Suresi

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُب۪ينٍۙ

Andolsun ki biz, Mûsâ’yı ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

23,24. “Andolsun ki biz Mûsâ’yı mûcizelerimiz ve apaçık hüccetle Firavun, Hâmân ve Kârun’a gönderdik. Onlar, “bu çok yalancı bir sihirbazdır,” dediler.” Diyor ki Rabbimiz, “biz Mûsâ’yı âyetlerimizle gönderdik.” Bizim varlığımıza, kendisinin peygamberliğine delil olmak üzere âyetlerle gönderdik onu. Âsâ âyeti, yed-i beyzâ âyeti ve diğer âyetlerle, apaçık alâmetlerle gönderdik onu. Hz. Mûsâ’nın kendisiyle gönderildiği âyetler, Zuhruf sûresinde ve diğer sûrelerde anlatılır. Bunları şöylece özetleyebiliriz: 1. Sihirbazların Hz. Mûsâ’nın karşısında yenilmeleri ve müs-lüman olmaları âyeti. 2. Hz. Mûsâ’nın önceden haber verdiği açlık ve kıtlığın, Mısır’ı kasıp kavurması. 3. Hz. Mûsâ’nın duasıyla Mısır üzerine bir bulut gibi çullanan çekirgeler ordusu. 4. Allah’ın peygamberinin arzusuyla, tüm Mısır’ı bit ve pirelerin sarması. Tüm evleri barkları, yatakları yorganları bitle dolmuş, buğday ambarları ve ekonomileri mahvolmuştu. 5. Mûsâ’nın (as) işaretiyle kurbağaların yağması ve tüm evlerine, eşyalarına kurbağaların dolup istilâ etmesi. 6. Allah’ın, Firavun oğullarına kan göndermesi. Mısır’ın tüm çeşmeleri kan, lavaboları kan, kuyuları kan, nehirleri kan tüm suları bir anda kan oluvermişti. 7. Tufanın gelişi. Her şeyi yerle bir eden tufanın gelişi. İşte Rabbimiz peygamberini bu tür âyetlerle göndermişti, bir de: Açık bir sultanla, açık bir sultayla, yâni haklılıkla gönderdik diyor Rabbimiz. Yâni Mûsâ giderken haklıydı. Tâ baştan haklıydı Mûsâ (as). Mûsâ’nın Firavun’a gönderiliş misyonunu A’râf sûresinden öğreniyoruz. Görevi ilk olarak Firavun’u ve çevresindekileri Allah’a imana dâvet etmek, ikinci olarak da İsrail oğullarını Firavun’un köleliğinden kurtarmaktı. Dediler ki, “bu bir sihirbazdır.” Hz. Mûsâ, Firavun’un karşısına ilk çıktığında ona gösterdiği âsâ ve yed-i beyzâ mûcizelerinden sonra, Firavun ve çevresindeki danışmanları, “bu bir sihirbazdır,” dediler. Peki şimdiye kadar hangi sihirbaz bunları gösterebilmişti? Hangi sihirbaz bu cesareti gösterebilmişti? Bir adam öldürmüş, Mısır’dan kaç-mış, uzun bir süre Medyen’de sığındıktan sonra şimdi güpegündüz elinde âsâsıyla Mısır’a, hem de dünyanın en büyük, en zâlim, en güçlü devletinin sarayına elini kolunu sallaya sallaya girip, karşısına dikilip onlara hakkı tebliğ ediyordu. Hangi sihirbaz becerebilirdi bunu? Hangi sihirbaz kendisine mutlak ceza verecek olan yeryüzünün en zâlim ve en güçlü ordusuna sahip olan bir kralın sarayına böyle bir cesaretle girebilmişti bugüne kadar? Şimdi böyle zâlim bir idarecinin karşısında hangi sihirbaz bir asayı yılan haline getirebilirdi? Hangi sihirbaz bir el çabukluğuyla, bir göz işaretiyle koskoca bir ülkeyi böyle açlık ve felakete sürükleyebilirdi? Hangi sihirbaz bir ülkenin tamamının evlerine kurbağalar, çekirgeler, bitler doldurabilirdi? Hangi sihirbaz tüm suları kan haline getirebilirdi? Evet bu güne kadar hangi sihirbaz becerebilmişti bütün bunları? Firavun Hz. Mûsâ’nın gösterdiği bu müthiş mûcizeler karşısında öylesine şaşırmıştı ki şöyle diyordu: “Sen bizi sihrinle yurdumuzdan çıkarmaya, bizim dinimizi değiştirmeye ve Mısır’ın yönetimini eline ge-çirmeye mi geldin?” Oysa kesinlikle biliyorlardı ki, o güne kadar hiç bir sihirbazın sihir gücüyle bir memleketi fethettiği görülmemişti. Sihirbazlar sadece kendisinden mükafatlar alabilmek için o güne kadar onun ayaklarını öpmekten başka bir şey yapmamışlardı, bunu çok iyi biliyordu. Onun içindir ki Firavun’un, hem “sen bir sihirbazsın” demesi, hem de arkasından “sen benim krallığımı ele geçirmek istiyorsun” de-mesi onun kafasının ne denli karıştığını göstermektedir. Bu, Firavu-n’un ve onun yanında yer almış peygambere sihirbaz diyen bu devlet erkanının onun bir sihirbaz değil tüm bunları Allah desteğiyle gösteren bir peygamber olduğunu anladıklarını, ama saltanatlarının, statülerinin yok olmasından endişe ettikleri için onu reddetmeye çalıştıklarını göstermektedir. Firavun ve adamları, Hz Mûsâ’nın mantıklı konuşması ve de gösterdiği mûcizeler karşısında, sadece saraydaki adamları değil, aynı zamanda bütün halkı da etkileyeceğini anlamıştı, bu yüzden ellerindeki mevkileri, iktidarları ve nüfûzları ile hakka karşı koymak isti-yorlardı. Burada dikkat ederseniz Hz. Mûsâ’nın (as) Firavun, Karun ve Hâmân’a gönderildiği anlatılıyor. Bu üç kişiden Firavun ve Hâmân Kıptilerin ileri gelenlerinden, Karun da İsrail oğullarındandır. Hâmân, Firavun’un veziridir. Karun da para babasıdır. Parasının büyük bir bölümünü düzenin devamına harcayan, düzen devam ettikçe de para kazanan birisidir.