Mu'min (Ğafir) Suresine Dön

Mu'min (Ğafir)غافر

2. Ayet

2Mu'min (Ğafir) Suresi

تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۙ

(Bu) Kitab’ın indirilmesi (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (her şeyi bilen) El-Alîm olan Allah tarafındandır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

2. “Bu kitabın indirilmesi Azîz ve Alîm olan Allah’tandır." Bu kitabı Azîz ve Alîm olan Allah indirmiştir. Bu kitap Azîz ve Alîm olan Allah’ın kitabıdır. Bu kitap öyle bir makamdan, öyle bir Allah’tan gelmiştir ki, o Allah Azîzdir. Her şeye güç yetiren mutlak güç sahibi, her konuya hakim olan mutlak hâkimiyet sahibi, mutlak otorite sahibi bir Allah’tır. Hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği, hiçbir şeyin kendisini âciz bırakamayacağı, yenilmez ve yanılmaz bir Allah… Öyle bir Azîz ki, izzetine kimse toz konduramaz… Öyle bir Azîz ki, sa-hasına kimse giremez… Öyle bir Azîz ki, aldığı kararları hiç kimse gözden geçiremez... Öyle bir Azîz ki, yönetimine hiç kimse karışa-maz... Hâkimiyeti konusunda, gökleri ve yerleri idaresi konusunda hiç kimse O’na ortaklık iddiasında bulunamaz. Rubûbiyeti ve ulûhiyyeti konusunda ortağı olmayan, vekilleri, yetkilileri, yardımcıları olmayan bir Allah. Kitabını gönderirken, emirlerini indirirken hiç kimsenin etkisi altında kalmayan, göklerde ve yerde ne varsa hepsi kendisinin kulu olan ve kullarını kendisinden başkalarının arzularına itaati konusunda, kendisinden başkalarının emirlerini dinleme konusunda onları soğanın dişisinden bile kıskanan bir Allah. Evet bu kitap, böyle Azîz olan bir Allah’tan gelmiştir. Azîz oluşunun yanında, o Allah aynı zamanda Alîmdir. Her şeyi bilen, bilgi kendisinden olan, bilginin kaynağı olan, göklerde ve yerde olan hiçbir şeyin ilminden gizli kalamayacağı bir Allah... Her şeyi vasıtasız olarak bilen bir Allah... İşte bu kitap böyle mutlak bilgi sahibi bir Allah kelâmıdır. İnsanların, yarattıklarının ihtiyaçlarını en güzel bilen Allah’tır. Onların nasıl yaşamaları gerektiğini, hayatlarını nasıl tan-zim etmeleri gerektiğini, hangi kurallara uymaları gerektiğini en iyi bilen Allah’tır. Yâni kullarına nasıl bir kitap göndereceğini, nasıl bir sistem göndereceğini, onları nelerle sorumlu tutacağını en güzel bilen Allah’tır. O’nun emirleri, O’nun kanunları bir ilme ve hikmete dayanmaktadır. O’nda yanlışlık, O’nda yanılma kesinlikle yoktur. O Allah ki, insanların sadece eylemlerini, amellerini değil, aynı zamanda niyetlerini de bilmektedir. İşte bu Allah, bu yenilmez ve yanılmaz olan Allah size bir kitap göndermiştir. Kitap "Ketebe" kökünden gelir. O da ‘yazgı’ demektir. Alın yazgısı, kâinatın yazgısı, kâinatın hayat programı, kulluk kitabı, hidâyet rehberi, cennet kılavuzu olarak, levh-i mahfûzdan dünyamıza yansıyan hayatımızın programıdır. Var mı bunun gibi hidâyete ulaştıran başka bir kitap? Var mı bunun gibi kâinatın yazgısı ve hayat programı olabilecek başka bir kitap? İnsanlara kulluğu anlatan, insanları cennete ulaştıran, insanları hem dünyada hem de âhirette mutlu edebilecek bunun gibi bir kitap bulabilir misiniz? Kitap bir de ‘kitâbe’ anlamınadır. Asırlar geçse de üzerinden, karlar, boralar fırtınalar esse de, ezilip bozulmayacak, silinmeyecek, kazınmayacak, yok olmayacak, kalpte olan, kabulde olan kitâbe demektir. İşte böyle Azîz ve Alîm, yenilmez ve yanılmaz bir Allah’tan gelmiş bir kitap dururken ey insanlar siz nasıl oluyor da bu kitabı, bu kitabın size sunduğu mesajları bırakıyor da başkalarının mesajlarına kulak veriyorsunuz? Böyle bir Allah’ın, böyle bir kitabın arzularını bırakıp, kimin arzularını gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz? Hayat programınız, kılık-kıyafetiniz, hukuk, eğitim, siyasal yapılanmanız konusunda kimlere müracaat ediyorsunuz? Hayatınızın problemlerini kimlere arzediyorsunuz? Kimlerin çözümünü çözüm kabul ediyorsunuz? Ben ki azîz, ben ki en güçlü, ben ki karşı gelinmez güçlü. Ben ki alîm, her şeyi bilen, mutlak bilenim. Azîz ve Alîm… Bakıyoruz bugün dünya üzerindeki bütün devletler, tarihin derinliklerinden bu yana tüm insanlık, bütçelerinin, güçlerinin yarısını hemen hemen bu iki alana, bu iki sektöre yatırmışlardır. Birisi eğitim sektörü, ötekisi de savunma sektörü. Her devlet en bilen ben olayım, en güçlü ben olayım diye kaynaklarının en büyük kısmını eğitim ve savunma alanına aktarmaktadır. Belki de hâkimiyet ve bilgeliği Allah’tan çalıp, kendi elinde bulundurabilmek ve böylece Allah’a kafa tutabilecek bir noktaya gelebilmek için. Sen güçlüysen ben de güçlüyüm, sen biliyorsan ben de biliyorum diyerek Allah’ın kitabını diskalifiye edebilmek için. Allah’ın ve O’nun kitabının en güçlü ve en bilen oluşunu diskalifiye edebilmek ve böylece yeryüzünde Allah’a kafa tutabilmek için bunu yapmaktadırlar. Kur’an’ı Kerîmde bu ve benzeri âyetleriyle sanki Rabbimiz şöyle diyor: “Kullarım, ben Azîzim. Ben güçlüyüm. İzzet ve hâkimiyet bana aittir. Bana karşı gelemezsiniz. Beni mağlup edemezsiniz. Ben dilediğimi aziz, dilediğimi zelil ederim. Gücü, kuvveti, izzeti bende görenleri başlara taç yapar, izzeti benim dışımda arayanları da ayaklar altında sürünmeye mahkum ederim. Ben Azîzim. Hayata hakim olan, tüm kâinata egemen olan benim. Ben Alîmim, Ben her şeyi eksiksiz bilenim, bilgi bendendir. Öyleyse ey kullarım, gelin eğer derdiniz güçse, güçlü olmaksa, derdiniz yeryüzünün en süper gücü olmaksa, benimle beraber olun. Güçlüyle beraber olun. Güçlünün safında yer alın. Benim kitabımla beraber olun. O zaman dünyanın en güçlü insanı siz olacaksınız. Yok eğer derdiniz eğitimse, bilgin olmak, bilge olmak, yeryüzünün en üstün âlimleri olmak istiyor, hikmetli olmayı, âlim olmayı arzu ediyorsanız benimle beraber olun, benim kitabımla beraber olun. Hikmeti, bilgeliği ve ilmi benden öğrenin. Güç konusunda da, bilgi konusunda da başkalarına değil bana müracaat edin. Benim kitabıma başvurun. Böyle Alîm ve Azîz bir Allah kitabı dururken siz izzeti ve ilmi nerelerde arıyorsunuz, bir düşünün,” diyor Rabbimiz.