36,37. “Firavun: “Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap! Belki yollara, göklerin yollarına erişirim de, Mûsâ’nın İlâhını görürüm. Doğrusu ben onu yalancı sanıyorum,” dedi. Böylece Firavun’a yaptığı iş süslü gösterildi ve yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı tamamen boşa çıktı.” Âyetin ifadesinden anlıyoruz ki, mü'min kişi konuşurken onun sözlerine değer vermemeye çalışır, Firavun da hemen Hâmân’a döner ve müstekbir bir edâyla onunla konuşmaya başlar. Kasas sûresinde bu konu şöyle anlatılır: “Firavun: “Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir İlâh tanımıyorum! Ey Hâmân! Haydi benim için çamur üzerine ateş yak (Ve tuğla imâl et!) Bana bir kule yap ki, Mûsâ’nın İlâhına çıkayım. Ama sanıyorum ki o muhakkak yalan söyleyenlerdendir,” dedi.” (Kasas 38) Evet, Firavun saçmalamaya başlıyor ve diyor ki, “ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap ki, belki ben sebeplere, o göklerin sebeplerine, göklerin yollarına ererim de, Mûsâ’nın İlâhının ne olduğunu anlamış olurum.” Kelimenin tam anlamıyla saçmalıyor. Bir gözetleme kulesi yaptırarak, yâni teknik bir teşebbüste bulunarak güya Mûsâ’yı yalancı çıkarmaya çalışıyordu. Tıpkı günümüzde bilime sarılarak, bilimi putlaştırarak Allah’ı inkâr etmeye çalışanlar gibi… “Evet, yüksek kuleye çıktım, ama bakın Mûsâ’nın Rabbini göremedim! Eğer benim dışımda böyle bir İlâh olsaydı, mutlaka O’nu görmemiz lazımdı,” diyecek ve Mûsâ’yı yalan çıkaracaktı. Ya da tıpkı günümüz kâfirlerinin iddia ettikleri gibi, bakın bu kadar bilim ilerlemişken, bu kadar teknik imkânlara sahipken gökyüzüne çıkamadık. Bu Mûsâ nereden çıkmış gökyüzüne de, onların Rabbinden bize mesaj getirdiğini iddia ediyor? demeye çalışıyordu.