51. “Muhakkak ki biz peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında da, şahitlerin şahitlik için duracakları günde de elbette yardım edeceğiz.” Bu Allah’ın değişmez va’didir. Allah hem dünyada hem de şahitlerin şehadet için toplandıkları kıyamet gününde peygamberlerine ve mü'minlere yardım edecektir. Allah, peygamberini ve müslümanları dünya hayatında destekleyecek, onlara yardım edecek ve onları mutlaka zafere ulaştıracaktır. Allah’ın dünyada peygamberlerine yardımı iki türlü olur: 1. Peygamberlerine delil göndermek, vahiy indirmek, kendi bilgisinden bilgi indirmek sûretiyle onları destekler. 2. Bizzat düşmanlarına karşı onlara yardım ederek, onlara müzâhir olarak, dünyada onların dâvâlarını muzaffer ederek murad-larına ulaştırır. 3. Onu kulluğa muvaffak kılmasıdır. Allah’ın peygamberine dünyada yardım etmesi, onu kulluğa muvaffak kılmasıdır. Allah, peygamberlerini dünyada kulluğu icraya muvaffak kılmıştır. Bu konuda peygamberlerine yardım etmiştir. Ama bakıyoruz ki, bu yardımı bazen zindana atarak, bazen taşlanarak, bazen şehid edilerek, bazen ateşe atılarak, bazen sürgünle, bazen hastalıkla olmuştur. Allah, peygamberlerini ve mü'minleri mutlaka tüm düşmanlarına karşı galip getirecektir. Ama unutmayalım ki zafer ya da hezimet, galibiyet ya da mağlubiyet dünya şartlarına göre değil, galibiyet ya da mağlubiyet âhiret şartlarına göre hesap edilir. Allah diyor ki, “Ben peygamberlerime ve müslümanlara yardım edeceğim. Hem dünyada, hem de âhirette onları galip getireceğim.” Halbuki bakıyoruz Allah’ın elçilerinden kimileri düşmanları tarafından öldürülmüş, kimileri yalanlanarak yerinden, yurdundan sürgün edilip hicrete mecbur edilmiş, kimileri kavmi tarafından türlü işkencelere maruz kalmış, kimileriyle toplumu hiç ilgilenmemiş, getirdikleri mesaja hiç değer vermemişlerdir. Allah da buyuruyor ki, “Ben onlara yardım edip onları galip getireceğim.” Peki bununla bunun arasını nasıl bulacağız? Şunu kesinlikle unutmamalıyız ki, sosyal hadiseler değerlendirilirken o hadiseleri sadece belli bir zaman dilimi, dar bir zaman çerçevesi içinde ele alıp değerlendirmek çok yanlış olacaktır. Bir hadiseyi değerlendirirken geniş zaman ve mekân açısından değerlendirmek zorundayız. Allah elçilerinin dâvetlerine bu perspektiften baktığımız zaman her bir peygamberin dâvâsının muzaffer olduğunu göreceğiz. Kendisinden sonra da olsa dâvâsının, akidesinin muzaffer olması peygamberin muzaffer olması mânâsına gelecektir. Meselâ Hz. İbrahim ateşe atılırken bile galip ve muzafferdi. Çünkü o halindeyken bile yine de Allah’a imandan, insanları Allah’a çağırmaktan vazgeçmemişti. Yine şehid edilen bir peygamber de şe-hadet şerbetini içerken galibiyetin zirvesine yükseliyordu. Çünkü o, Allah’ın kendisinden istediği hayatı yaşıyordu. Başkalarının dirilişi adına, dâvâsının ve dâvetinin dirilişi adına kendisini feda ediyordu. Zira nice şehitler vardır ki, dâvâsının dirilişine şehadetiyle yaptığı hizmeti, bin sene yaptığı hizmetten daha üstündür. Şehadet şerbetini içerken, dâveti muzaffer oluyordu. Allah bazen peygamberlerinin düşmanlarını suda boğarak, peygamberinin intikamını düşmanlarından alma türünde bir yardımla galip getirir, bazen da peygamberinin irtihalinden sonra onun dâvetini yeryüzünde hakim kılarak, düşmanlarını zelil ederek peygamberini galip getirir. Tarih bunun her çeşidine de şahittir. Peygamberi hayattayken düşmanlarını hezimete maruz bırakarak peygamberlerine yardım ettiği gibi, peygamberinin vefatından sonra da düşmanlarını yok ederek, peygamberinin dâvâsını galip getirdiği de olmuştur. Rabbimiz Peygamberlerine ve mü'minlere dünyada yardım edeceği gibi, bir de eşhâd gününde, yâni şahitlerin, peygamberlerin, meleklerin, mü'minlerin ve tüm şahitlerin şehadetlerini ortaya koymak üzere toplanacakları kıyamet gününde de yardım edecektir. Ama Allah’ın peygamberlerine ve mü'minlere yardım edeceği o gün: