Mu'min (Ğafir) Suresine Dön

Mu'min (Ğafir)غافر

58. Ayet

58Mu'min (Ğafir) Suresi

وَمَا يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَلَا الْمُس۪ٓيءُۜ قَل۪يلًا مَا تَتَذَكَّرُونَ

Kör ile gören bir olmaz. İman edip salih amel işleyenle kötülük yapan da (bir olmaz). Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

58. “Körle, gören, inanıp salih ameller işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz?” Görenle kör bir olmaz. Bilenle bilmeyen bir olmaz. İlim sahibiyle, basiret sahibiyle cahil ve kör asla bir olmaz. İlmi olup da bu ilimle amel eden kişiyle, ilmi olup da bu ilmiyle amele koşmayan kişi de bir olmaz. Rabbi karşısında kendi haddini, kendi konumunu bilenle bunu bilmeyen cahil asla bir olmaz. Vahye tabi olan kişi görendir, vahiyle irtibatı kesik olan da kördür. Vahyi tanımayan, vahye tabi olmayan kâfirler de kör değillerdir, aslında görmektedirler ama gerekeni görmemektedirler. Meselâ birisi arabadan anlayan, ama ötekisi arabadan hiç anlamayan iki adam arabanın kaputunu açıyorlar. İki göz var o anda bakan, ama birisi saatlerce baksa hiçbir şey anlayamıyor, öbürü bir bakışta görüyor ki akünün kutup başlığı çıkmış. Bir olayı iki ayrı kişi görüyor, ama birisi ayrı görüyor, ötekisi ayrı görüyor. Meselâ açık bir kadın gören iki gözden birisi, ona yiyecek gibi bakarken, ondan zevk almaya çalışırken, ötekisi üzüntüsünden, hâyâsından mahvolmaktadır. “Aman Allah’ım, bunun ne işi var bu kıyafetle bu sokakta?” diye üzülmektedir. Birisi vahiyden habersiz olması sebebiyle o işin günâh olduğunu bilmediği için çok farklı hareket ediyor, öbürü böyle bir günâh karşısında farklı davranıyor. İki kulak, biri mü'min kulağı, öbürüyse kâfir kulağı. Birine paradan, puldan, içkiden, kumardan, kadından, kızdan bahsedilince girer ama dinden imandan bahsedilince kesinlikle girmez. Veya meselâ birinin yanında Allah’a hakaret edilir hiç rahatsız olmaz, ama böyle bir durumda berikisi kendini yiyecek noktaya gelecektir. Ölü iken Allah’ın kalbini dirilttiği, kör iken gözlerini açtığı, hidâyetle tanıştırdığı insanla, karanlıkta kalan insan hiç bir olur mu? Bir adam düşünün ki kör. Ama bu körlük onun gözlerinin işlevini yitirmesi anlamında bir körlük değildir. Gözleri görürken kördür bunlar. Kişi eğer vahiyle, Kur’an’la beraber değilse, Kur’an’dan, peygamberden ve onun ashabından örnek alacak kadar onlara yakın değilse, Rasulul-lah’ın ve ashabının tatbikatından haberdar değilse, o insan kördür. Böyle karanlıkta el yordamıyla düşe kalka yürüyen bir adamla, Allah’ın kendisine bir nûr verdiği ve onunla yürüyen insan bir olur mu? İşte iki insan tipi duruyor karşımızda. Biri nûr, basiret, yâni Kur’an sahibi, hadiseler karşısında ne yapacağını, nasıl hareket edeceğini bilen bir insan, öbürü de zulmette kalmış bir insan. Evet, bu iki insan asla bir olmaz. Görenle kör asla bir olamı-yacağı gibi, salih amel işleyen kişiyle kötülük peşinde olan da asla bir olmaz. Bu ikisinin denk olduğunu, eşit olduğunu zannederek ne kadar da az düşünüyorsunuz? Aklınız ne kadar da az çalışıyor?