84,85. “O zaman hışmımızı gördüklerinde: “Allah’ın birliğine inandık ve ona şirk koştuğumuz şeyleri in-kar ettik” dediler. Ama hışmımızı gördükleri zaman imanları kendilerine fayda verecek değildi. Bu, Allah’ın kulları hakkında öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte kâfirler bu noktada hüsrana düştüler.” Yâni tevbe ve iman ancak azap gelmeden, ölüm gelip çatmadan önce geçerlidir. Ölüm gelip çattıktan sonra artık hiçbir mâzeret geçerli değildir. Allah’ın yeryüzünde işleyen yasası bu tür imanları kabul etmemektir. Nitekim son nefesinde Firavun’un imanını, Rabbimiz Yunus sûresinde şöyle anlatır: “Denizde boğulmayla karşı karşıya kaldığında: “İs-railoğullarının iman ettiği İlâhtan başka İlâh olmadığına inandım!” demiş, Allah da: “Şimdi mi inandın? Halbuki daha önce baş kaldırmış ve bozgunculardan olmuştun!” (Yunus 90,91) Buyurarak, Firavun’un imanını kabul buyurmamıştır. Tüm yeryüzü Firavunlarına bunu örnek olarak sunmuştur Rabbimiz. İşte bu, Allah’ın yeryüzünde kadîmden beri işleyen sünnetullahıdır. Azabı gördükten sonra tevbe edenlerin tevbesini Allah asla kabul etmeyecektir. Bu sûre ile alâkalı bu kadar söz yeter. Rabbim gereği gibi anlayıp, iman edip amele dönüştürmeyi hepimize nasip buyursun. Ve âhiru dâvana enilhmdü lillahi Rabbil’âlemîn.