Mu'minûn Suresine Dön

Mu'minûnالمؤمنون

101. Ayet

101Mu'minûn Suresi

فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ فَلَٓا اَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَٓاءَلُونَ

Sûr’a üfürüldüğü zaman aralarında hiçbir akrabalık bağı kalmaz, birbirlerine soru da sormazlar.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

101. “Sur'a üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de bir şey soramazlar.” Sura üfürüldüğü zaman o gün artık aralarında soy sop yakınlığı, birbirlerini sorup soruşturmaları, birbirleriyle yakından ilgilenmeleri de olmayacak. Birbirlerine sıcak bir kucak açmaları, yardımlaşmaları da olmayacak. Birbirlerine hiçbir şey soramayacaklar, birbirlerinden hiçbir şey isteyemeyecekler. Tüm akrabalık bağları, tüm dostluk bağları bitmiştir artık. Kavgalarının, saltanatlarının hiçbir özelliği kalmamıştır. Bir hadislerinde bu konunun açıklanması sadedinde Allah’ın Resûlü şöyle buyurur: “Her kimi de ameli geciktirecek olursa nesebi onu öne geçiremez.” Ameli eksik olanın, amelleri bozuk olanın nesebi onu kurtara-maz. Öyleyse hiç kimse nesebine güvenmesin. Efendim işte ben pey-gamber çocuğuydum, ben peygamber torunuydum, ben falan zarın damadı muhteremleri, ben falan zatın evlad-ı tahireleri idim, ben şu kadar yıl falan zat-ı muhteremin hizmetinde bulunmuşum, ben falan zatın eteğinden tutup onun tekkesinde çorba içmiş adamım. Bunların hepsi boştur. Evet sura üfürüldüğü andan itibaren her şey bitmiştir. Tüm ar-kadaşlıklar, tüm akrabalık bağları, tüm protokoller ve tüm ilişkiler bit-miştir. Böyle bir günün heyecanıyla tir tir titreyin ki o gün oğul babadan, baba oğuldan kaçacak, kadın kocadan, koca karısından kaçacaktır. Hiçbir kimseden fidye kabul edilmeyecek. Dünya kadar malınız mülkünüz olsa bile beş para etmeyecek. Hiçbir kimseden de fidye kabul edilmeyecek. Hiçbir kimse de kimseye şefaat edemeyecek, herkes Rabbinin huzurunda bir hesabın beklentisi içinde olacaktır. Ve hiç kimseye de yardım olunmayacaktır. Öyleyse gelin ey insanlar o günün heyecanıyla, o günün sıkıntısıyla Allah’ın size verdiği nimetleri hatırlayın ve hazırlıklı olun. O gün bizi kurtaracak olan iyi ameller işlemeye koşalım. İşleyeceğimiz amellerle Rabbimizi kendimizden razı etmeye çalışalım ve sadece buna güvenip başka hiçbir şeye bel bağlamayalım. Sakın ha filanların Allah’la arası iyidir, benim de onlarla aram iyidir, o halde onlar beni kurtaracak ümitleriniz olmasın. O gün ne ba-banın evladına, ne evladın babasına, ne kocanın karısına, ne amirin memuruna sağlayabileceği bir şey yoktur. Herkes yardımcısız ve yal-nız olarak Allah’ın huzuruna gidecektir. Melikler yalnız, malikler yalnız, hükümdarlar, krallar yalnız, hacılar, hocalar yalnız ve hattâ peygamberler bile yalnız. Hepsi de çaresiz işlediklerine karşılık, yaşadıkları hayatlarına karşılık Allah’ın kendilerine vereceği hükme razı olacaklardır. Ulü’l azim peygamberlerden Hz. Nûh (as) oğlunu, İbrahim (as) babasını kurtaramayacaktır. Bakın Buhâri’de 1375 nolu hadiste İbrahim (as) ile babası Âzer arasında kıyamet günü geçecek bir olay anlatılır. İbrahim (as) yüzü gözü toz toprak içinde perişan bir vaziyette karşılaştığı babasına: Baba! Ben sana bana âsî olma dememiş miydim? buyuracak. Babası Âzer de işte şimdi sana âsî olmayacağım diyecek. Bunun üzerine Hz. İbrahim’in: Ya Rab! Sen bana insanların tekrar dirildikleri günde beni rezil ve rüsva etmeyeceğini vaad etmiştin. Şimdi babamın bu durumunu görmekten benim için daha çok ar ve hayayı mûcib bir rüsvalık olabilir mi? diyecek. Allah da: Ya İbrahim, ben cennetimi kâ-firlere haram kıldım buyuracak. Sonrada ayaklarının altından yaka-lanarak babasının cehenneme yuvarlandığını görecek buyuruluyor. Bakın Allah’ın Resûlü Şuarâ 214. âyetiyle akrabalarını, yakınlarını uyarmakla görevlendirilince tüm yakınlarına şöyle diyordu: “Ey Kureyş topluluğu, sizler canlarınızı Allah’tan satın almaya ve kurtarmaya bakınız, vallahi benim Allah’a karşı size hiçbir faydam dokunmayacaktır. Ey Ra-sûlullah’ın halası Safiye, bilmiş olasın ki Allah’a karşı benim sana hiçbir faydam olmayacaktır. Ey Muhamme-d’in kızı Fatıma, malımdan neyi istersen benden iste, istediğini benden alabilirsin, ama unutma ki Allah’a karşı benim sana hiçbir faydam olmayacaktır.” (Buhâri, K. Vesaya 3/190) Evet bir peygamber bile böyle derse gerisini siz düşünün.
Mu'minûn Suresi 101. Ayet | Tevhid Meali