Mu'minûn Suresine Dön

Mu'minûnالمؤمنون

25. Ayet

25Mu'minûn Suresi

اِنْ هُوَ اِلَّا رَجُلٌ بِه۪ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا بِه۪ حَتّٰى ح۪ينٍ

“O (olsa olsa) kendinde delilik bulunan (cinli) bir adamdır. Onu belli bir zamana kadar gözetleyin (bakalım bu işin sonu nereye varacak).”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

24,25. “Milletinin inkârcı ileri gelenleri: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle bir şey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.” Tüm peygamberlere olduğu gibi kavminin ileri gelen Mele’ grubu, toplumun yöneticileri, statükodan yana olanlar, düzenci kesilenler, düzenden beslenenler, düzenin kaymağını yiyenler, toplumu sömürenler, kan emiciler, zâlimler, azgınlar dediler ki: Bu tıpkı sizin gibi bir insandır. Sizden farklı olmadığı halde, sizin gibi bir beşer olduğu halde size üstün gelmek istiyor. Evet Allah’ın elçisinin tebliğine muhatap olup ona ve getirdiği mesaja iman etmek durumunda olan halka, insanlara böyle diyorlar. Çünkü insanlar Nuh (a.s)’a iman ettikleri zaman kendilerinin menfaat hortumları kesilecek, zulümleri bitecekti. Aman dikkat edin, bunun bütün derdi size karşı üstün bir konuma gelip sizi sömürmektir diyorlar. Halbuki hiç bir peygamberin toplumuna karşı bir üstünlük derdi olmamıştır. Hiçbir peygamberin toplumunu sömürme gibi bir derdi olmamıştır. Onlar toplum içindeki sömürü odaklarının zulümlerine son vermek için gelmişlerdir. Toplum üzerinde Rableşen, insanların hürriyetlerini, mallarını, mülklerini gasp edenlerin hegemonyalarına son vermek için gelmişlerdir Allah’ın elçileri. Onlar toplum için, toplumun kurtuluşu için onlardan bir şey almadıkları gibi, her şeylerini feda etmiş insanlardır. Onların tek hedefleri insanları Allah’a kul yapıp onları cehennemden kurtarıp cennete göndermektir. Çok çabuk biteceğini bildikleri dünya mallarına, mülklerine, saltanatlarına hiç meyilleri yoktur onların. Kendileri bunlara tapındıkları için bu zavallılar peygamberleri de öyle zannediyorlar. Bu peygamber bizim elimizdekilere göz diken, onları bizden almak isteyen birisidir diyorlar. Halbuki peygamber toplumda halkın bu zâlimler elinde ezilmesini istemiyor. Toplumda güçlülerle zayıfların, zorba idarecilerle, idare edilenlerin hiçbir farklarının olmamasını, hepsinin Allah katında eşit olmalarını istiyor. Sistemlerinin, zulümlerinin, hegemonyalarının biteceğini fark eden idareciler de halk nazarında Onu böylece mahkum etmek istiyorlar. Allah’ı da işin içine karıştırmayı ihmal etmiyorlar hainler. Di-yorlar ki bakın: Eğer Allah dileseydi size melekler indirirdi. Eğer Allah sizin hayatınıza karışsaydı, size bir mesaj göndermeyi dileseydi böyle sizin gibi bir beşer göndermek yerine bir melek gönderirdi. Bu bizim gibi bir beşer. Halbuki biz bizden önceki atalarımızdan böyle bir şey de duymadık. Daha önceki babalarından kasıtları da işte beş on yıl önceki yaşadıkları o hayatı, o sistemi kendilerine emânet eden, tıpkı kendileri gibi inanan, kendileri gibi düşünen kimselerdir. Değilse biraz ileriye gitseler Şit (a.s), İdris (a.s), Adem (a.s) da babalarıydı ve onlar da tıpkı torunları Nuh (a.s) gibi toplumlarını sadece Allah’a kulluğa dâvet eden birer peygamberdi. Bunu biliyorlardı. Nuh (a.s)’a bir beşer diyerek inanmayan bu insanların yine hayatlarında putlaştırıp Nuh (a.s) un getirdiği mesajın önüne kalkan olarak diktikleri de gariptir ki insanlardan olan sâlih kişilerdi. Yâni bu bizim gibi bir insandır diye Allah’ın elçisini reddederlerken yine daha önce ölmüş sâlih insanların arkasına saklanıyorlardı. Şimdi de öyle değil mi? Biz babalarımızdan böyle gördük diyen insanlara sormak lâzım. Hangi babalarınızdan gördünüz? Üç beş sene önceki kendiniz gibi düşünen babalarınızı bırakın da elli sene, yüz sene önceki babalarınıza gidin bakalım ne göreceksiniz? Daha ilerdeki atalarınıza, Rasulullah’a, sahâbeye, Îsâ atanıza, Mûsâ atanıza, İbrahim atanıza, Yakub atanıza, İsmail atanıza gidin bakalım ne göreceksiniz? Bakın önceki dedikleri tutmayınca bu defa da diyorlar ki; bu adam cinlenmiştir. Bunda cinnet var dediler. Küfür mantığı böyle kar-makarışıktır işte. Ne dedikleri belli değil. Kâh biz atalarımızdan daha önce böyle bir şey duymadık, görmedik diyorlar, kâh bu da bizim gibi bir beşerdir diyorlar, kâh bu cinnetleşmiştir diyorlar. Yâni peygambere ne diyeceklerini şaşırıyorlar. Tarih boyunca tüm peygamberlere aynı şeyleri söylüyorlar. Halbuki Allah elçilerinin tamamı Allah kontrolünde emin kimselerdi. İşte reddedilmeleri kesinlikle mümkün olmayan Allah elçilerine olmadık şeyler söylüyorlar ve kendi kendilerine bekleyin hele yakında onun işi bitecek, sonu gelecek diyorlardı. Madem ki o peygamber bir delidir, öyleyse niye bırakıvermiyorsunuz yakasını? Bırakıverin de öteki deliler gibi o da dilediğini söylesin. Hangi deliden bu kadar korktunuz bu güne kadar? Hangi deliye karşı bu kadar tedbir aldınız bu güne kadar? Hangi deli sizin düzeninizi sarsacak arkasına bu kadar insan toplayabilmiş şimdiye kadar? O’nun deli olmadığını kendileri de biliyorlar ve tedbirler dü-şünüyorlar, halkı ona karşı şartlandırmaya çalışıyorlardı hainler. İşte şu anda da görüyoruz ki günümüz kâfirleri bir müslüma-na deli diye alay ederken ondan korktukları için yakasını bırakmıyorlar. Asla samimi değiller hainler. Esas delilik, esas cinnet onların kendi kafalarında, kendi anlayışlarında, kendi düşüncelerindedir. Ne yaptıklarını bilmiyorlar. Bakın onların saçma sapan sözlerine karşı Allah’ın elçisi dedi ki. Tabii 950 yıllık akıllara durgunluk veren bir uğraşının sonunda der ki Nuh (a.s):