34. “Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur.” Eğer sizin gibi yiyen, içen, sizin gibi bir hayat yaşayan bir insana itaat ederseniz, böyle birine tabi olursanız o zaman hüsrandasınız, kaybediyorsunuz demektir. Sormak lâzım bu hainlere şimdi: Ey zâlimler, ey kâfirler, madem ki biz, bizim gibi bir insana tabi olunca kaybedeceksek, zarar edeceksek o zaman siz nesiniz ya? Siz niye varsınız ya hayatımızda? Size niye tabi oluyoruz? Sizin yasalarınıza niye uyuyoruz? Kendinize, kendi yasalarınıza niye çağırıyorsunuz? Siz de bizim gibi birer beşer değil misiniz? Siz insan değil misiniz? Peygamber bir beşer, bir insan da sizler tanrı mısınız? Bu ne mantıksızlık böyle? Peygambere inanmayacaksak, sana niye inanalım? O zaman sen de çekil aradan istediğimiz gibi karar verip yaşayalım. Ne hakkın var bizim özgürlüğümüzü kısıtlamaya? Ne hakkın var bize hayat programı belirlemeye? Senin gibi düşünmek, senin gibi inanmak zorunda değiliz ki biz. Niye ipotek koyuyorsun hayatımıza?..