44. “Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberleri geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetten ırak olsun!” Sonra birbirinin arkasından elçilerimizi gönderdik. Ne zaman ki her bir toplumun elçileri onlara geldi, hemen onu yalanladılar. Biz de onların bir kısmını bir kısmına tabi kıldık. Yâni birinin arkasından başkalarını getirdik. Bir sonraki gelen yalanlayanlar, bir sonraki yalanlayanları takip edip gittiler. Sanki bir önceki helâk olan yalanlayıcılardan ibret almadılar, sanki yalanlama işini birbirlerine vasiyet ederek gittiler. Rabbimiz de birer birer onların defterlerini dürerek sanki onları insanların dillerine destan, ya da efsane yapıverdi. Onlar insanların dillerinde, tarihlerinde, edebiyatlarında birer hatıra olarak kalıverdiler. Hani Âd kavmi vardı bir zamanlar, bilirsiniz değil mi? Dünyayı cennete çevirme sevdasına kapılmışlardı. Bir Semûd vardı bilirsiniz değil mi? Bir Lût kavmi vardı, Bir Eyke vardı, Bir Sodam, Gomer vardı, bir Bizans vardı bilirsiniz değil mi? Hani nerede şimdi onlar? Masallarda kaldılar onlar. Kitaplarda, harabelerin arasında kaldılar. İman etmeyenler haktan uzak olsun. Mü’min olmayan bir toplum Allah’ın rahmetinden ırak olsun. İman etmeyen bir millet Allah’ın bereketinden, izzet ve şerefinden ırak olsun. Allah’ın gazabına uğrasın onlar, uğradılar da zaten. Bundan sonra Rabbimiz elçilerinden Mûsâ (a.s)’ı kulluk örneği olarak bizim gündemimize getirecek.