Mu'minûn Suresine Dön

Mu'minûnالمؤمنون

47. Ayet

47Mu'minûn Suresi

فَقَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَابِدُونَۚ

Dediler ki: “Hâlihazırda kavimleri bize kulluk yapmakta olan ve bizim gibi insan olan iki kişiye mi iman edeceğiz?”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

47,48. “Bu yüzden: “Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?” deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.” Dediler ki elçimize, yâni şimdi ailelerini, toplumlarını köleleştirdiğimiz, köle bir toplumun üyesi olan bizim gibi iki insana, iki beşere mi tabi olacağız?. Evet şu anda kavmini, İsrail oğullarını köleleştirmişken, onlar bize kulluk edip dururlarken onların içinden çıkan bu iki insana mı tabi olacağız? diyorlar. Yâni şu anda Mûsâ ve Harun’un kavmi bize ibadet ediyorlarken, bizim yasalarımıza teslim olmuşlarken, bizim emir ve yasaklarımıza boyun eğmişlerken, bizim istediğimiz gibi bir hayat yaşarlarken, tutalım biz aynı toplumun üyesi olan iki insanın emirlerine boyun eğelim. Olacak şey mi bu? Ne kadar bayağıca, ne kadar adice ve zâlimce bir tavır değil mi? Hem bir toplumu köleleştireceksiniz, onları ezim, ezim ezeceksin, inançlarını bozacak, düşüncelerine ipotekler koyacak, namuslarını, iffetlerini ellerinden alacak, alın terlerini istismar edecek, en kötü işlerde köle olarak çalıştıracaksın, Rabbim Allah demelerine müsaade etmeyeceksin, ana rahîmlerinden çocuklarını çıkarıp öldüreceksin, yaşayanları da kurduğun materyalist bir eğitimle telef edeceksin, sonra da diyeceksin ki bu kölelerin içinden çıkan insana mı tabi olacağız? Alçaklığın daniskası değil de nedir bu? Elçilerimizin ikisini de yalanladılar. Ve bu yalanlamalarının ve zulümlerinin karşılığında da tıpkı kendilerinden öncekiler gibi helâki yudumlayanlardan oldular. Evet başka sûrelerde uzun uzun anlattığı bu konuyu bakın burada kısaca özetleyiverdi Rabbimiz. Zaten mesele ne Mûsâ (a.s)’ı, ne de Firavunu ve toplumunu hikaye etmek değildi. Mesele bizim kulluğumuzu anlatmaktı ve işte böylece bir örnek sunuverdi. Sonunda yeryüzünün en büyük güç ve saltanatına sahip olan Firavun ve toplumu Allah’ın helâk yasasının mahkumu olacaktır. Ve kesinlikle bilesiniz ki şu anda yeryüzündeki Müslümanları köleleştirmeye çalışanlar, Müslümanlara hayat hakkı tanımamaya sa’y edenler, Allah’la savaşa tutuşanlar, Müslümanların inanç ve ibadet özgürlüklerini kısıtlamaya çalışanlar da kesinlikle bilsinler ki onlar da Allah’ın bu helâk yasasından asla kurtulamayacaklardır. Hiç bir toplum, hiçbir devlet yoktur ki Firavunların yolunu takip etsin de Firavunların kaderinin mahkumu olmasın. Bu Allah’ın yeryüzünde değişmeyen bir yasasıdır. Ve yine unutmayalım ki Firavunlardan, Firavun sistemlerinden özgürlüğe doğru kaçan hiç bir Müslüman toplum yoktur ki Allah onları Firavunlara galip getirmesin. İşte bu âyetlerde bizlere anlatılmak istenen budur. İzzet ve şeref Allah’ın elinde olduğu gibi, zillet horluk ta O’nun yetkisindedir. Dilediklerini aziz eden, diledikleriniz de zelil eden O’dur. Dilediklerine mülkünü veren, dilediklerinden de zorla söküp alan O’dur.