52. “Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.” Ve bir de şunu unutmayın ki sizin ümmetiniz tek bir ümmettir. Adem (a.s) çocuklarıyla, Nuh (a.s) toplumundan kendisine iman edenlerle, Hud (a.s), Sâlih (a.s), İbrahim (a.s), Mûsâ, Îsâ (a.s) lar, Muhammed (a.s) ve ona iman eden mü’minler bunların hepsi tek ümmettir. Hz. Adem (a.s) dan bu yana iman edenlerin tamamı tek ümmettir. Hz. Adem (a.s) dan bu yana tüm peygamberlerinin ve ümmetlerinin dini de İslâm’dır ve bu dinin mensubu olanların tamamı Müslümandır. Kıyâmete kadar da bu tek ümmetin üyesi olarak Müslümanlar yaşamaya devam edeceklerdir. Evet adımız Müslüman ve ümmetimiz İslâm ümmetidir ve bunun dışında, bu özelliğimizin dışında başka hiçbir isimle, hiçbir özellikle kendimizi tanımamıza, tanıtmamıza da Allah’ın izni yoktur. Çünkü O Allah bizi Müslüman olarak isimlendirmiştir. Bu ismin dışında başka bir isimde asla izzet ve şeref aramayız, görmeyiz. Hz. Adem atamızdan beri bizler Müslümanlar olarak tek ümmet olduğumuz gibi, bizim karşıtımız olan kâfirler de tek ümmettirler. Rasulullah efendimizin bir hadisinden de öğreniyoruz ki kâfirler farklı farklı olsalar da tek ümmettirler, küfür de tek ümmettir. Hıristiyan, Ya-hudi, Mecusi, Sabiî, müşrik, münâfık, ateist diye farklı isimlerle anılsalar da hepsi kâfirdir ve tek ümmettirler. Evet sizin ümmetiniz tek ümmettir ve Ben de sizin Rabbinizim diyor Rabbimiz. Sizin Rabbiniz, sizin hayatınızı belirleyeniniz, sizin hayatınıza program yapıcınız, sizin sahibiniz Benim, öyleyse bana karşı muttaki olun. Bana kulluk edin, Beni dinleyin, hayatınızda Ben hakim olayım ve tüm hayatınızı Benim için yaşayın. Sınırlarını benim belirlediğim bir hayatı yaşayın. Benim haramlarımı haram, helallerimi de helal bilerek yaşayın. İşte elçilerine Rabbimizin fermanı bu. Rab-bimizin elçileri asla bu konuda Rabbimizin sınırını aşmamıştır. Öy-leyse ey Müslümanlar haydi sizler de onların yolunda gidin. Rabbimiz elçileri şahsında bize bu dâvetiyeyi ulaştırdığı halde gelin görün ki: