Mu'minûn Suresine Dön

Mu'minûnالمؤمنون

71. Ayet

71Mu'minûn Suresi

وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَٓاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَۜ

Şayet hak onların hevalarına/arzularına uysaydı kuşkusuz gökler, yer ve ikisi içindekiler fesada uğrardı. (Hayır, öyle değil!) Bilakis biz, onlara zikirlerini (onlara kendilerini tanıtan ve izzete ulaştıracak Kitab’ı) verdik. (Fakat) onlar zikirlerinden yüz çevirmektelerdir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

71. “Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler yer ve onlarda bulunanlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.” Eğer hak onların hevâ ve heveslerine uysa, tabi olsaydı, yâni Muhammed (a.s) eğer onlar gibi yaşasaydı, onların hayat anlayışlarını, yaşam biçimlerini benimseseydi o zaman gökler ve yer, onlarda bulunan tüm varlıklar fesada uğrar, bozulup giderlerdi. Evet eğer hak onlara tabi olsaydı, Muhammed (a.s) Allah’ın istediği bir hayat tarzını bırakıp ta insanların arzularına, insanların hevâ ve heveslerine tabi olup onlar gibi yaşamaya kalkışsaydı mutlaka göklerin ve yerin dengesi, düzeni altüst olurdu. İşte şu anda bizler Allah’ın istediği hak bir Müslümanlığı, hak bir hayatı terk edip hevâ ve heveslerimiz istikâmetinde bir hayata yöneldiğimiz için göklerin ve yerin düzeni, dengesi bozulmuştur. İşte şu anda hayatın düzeni de kalmadı, bereketi de kalmadı. Biz böyle olunca şimdi nasıl peygamberin bize benzemesini, bizim gibi yaşamasını isteyeceğiz? Olur mu bu? Yakışır mı? Hayır hayır ge-lin Muhammed (a.s)’a tabi olalım. Onda asla bir delilik yoktur. O, insanlığın en akıllısıdır. O, en muttakimiz; O, en iyimizdir. Onun hayatından daha güzel bir hayat bulamayız, bilemeyiz. Bunu hiçbir zaman unutmayalım. Bilâkis Biz O hak peygamberle, O hak kitapla, O hak dinle, hak hayat programıyla onlara, onların zikrini, onların izzet ve şerefini getirdik. Bu Kur’an, bu peygamber onlar için bir şereftir. Ama onlar kendi şereflerine itiraz ediyorlar, kendi şereflerinden iraz ediyor yüz çeviriyorlar. Bu kitapla, bu peygamberle kendilerinin başkalarına üstün kılındıklarının farkına varamıyorlar. Bu kitap ve peygamberin kendilerine gönderilmesiyle liderliğin, izzet ve şerefin İsrail oğullarından alınıp kendilerine verildiğini anlayamıyorlar. Kitaplarına ve peygamberlerine ters düştükleri için liderlik İsrail oğullarından alınıyor, Kudüs merkezli dinler artık yerini Mekke merkezli Kâbe merkezli dine bırakıyordu. Ama bu Mekkeliler, bu akılsızlar Muhammed (a.s)la şereflenecekleri yerde, Kur’an’la izzet ve şerefe ulaşacakları yerde kitabın ve peygamberin dışında bir hayat sürmeye çalışıyorlar, bu şerefi reddetmeye çalışıyorlardı. Şu anda da öyle değil mi? Şu anda Müslümanlar da kitaplarına ve peygamberlerine karşı aynı tavrı takınmıyorlar mı? Kitaplarının ve peygamberinin dışında başka yerlerde şeref aramıyorlar mı? Kendi şereflerine karşı gelmiyorlar mı bu Müslümanlar? Mekkelilerin akılları başlarına geldi ama bir 15,20 yıl sonra geldi. Biz öyle yapmayalım. Bilelim ki bu kitap, bu peygamber izzet ve şeref kaynağıdır. Çünkü bu kitabın sahibi izzet ve şeref sahibi, güç ve kuvvet sahibidir. Ve yine kesinlikle bilelim ki bu kitapla, bu peygamberle beraber olanlar yeryüzünde en büyük izzet ve şeref sahibidirler. Bu kitabı anlayanlar ve bu kitabın istediği şekilde hareket edenler yeryüzünün en şerefli insanlarıdır. Evet bu kitap sizin şerefiniz, üstünlüğünüzdür. Bu kitapta sizin zikriniz vardır. Bu kitap sizin için inmiştir, sizi konu edinir. Bu kitap sizin hayatınızı, sizin problemlerinizi, sizin mutluluğunuzu, sizin cennetinizi konu edinir. Bu kitap sizin fıtratınızı, sizin kökeninizi, sizin kul-luğunuzu konu edinir. Yâni bu kitap sizin için bir zikirdir, bir gündemdir, bir hayat programıdır. Doğumdan ölüme tüm hayatınız bu kitaptadır. Gelin bu kitabın, bu peygamberin istediği gibi bir hayat yaşayın da şerefiniz artsın, hayatınız güzelleşsin.