96. “Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.” Kötülüğü iyilikle def et. Kötülüğe iyilikle mukabelede bulun. Kötülük yapanlara karşı iyilik yap. Onlar, o kâfirler, o zâlimler, o müşrikler sana karşı ne yaparlarsa yapsınlar, sana karşı nasıl bir tavır sergilerlerse sergilesinler sen onlara en güzel bir şekilde davran ve onların Müslüman olmalarına sa’y et. Onlar sana karşı ne yaparlarsa yapsınlar, sen onların hidâyetleri için çırpın. Sen sana düşmanca tavır takınanlara karşı nasuh ol. İşte Rabbimizin tüm elçilerinden istediği budur. Elçiler tüm yalanlamalara, tüm düşmanlıklara, tüm eziyetlere karşı, karşısındakilere nasuh davranacaklar. Onlar her türlü kötülükleri, her türlü zulümleri Allah elçilerine lâyık görecekler ama o peygamberler yine de onlara karşı hayırhah olacaklar, onların iyiliğini, onların kurtuluşunu isteyecekler ve buna sa’y edecekler. Tekrar tekrar onları hakka dâvet edecekler, her fırsatta İslâm’a çağıracaklar, onların kurtuluşu için çırpınacaklar, onları cehenneme gidişten engelleyip cennete kazandırmaya sa’y edecekler. Zor değil mi? Konuşması kolay da, iddiası kolay da gerçekten uygulaması çok zordur. İşte bir kaç kere birisine gidiyoruz, anlamadı, dinlemedi diye kızıp, küsüp siliveriyoruz onu. Bizim şu gidişlerimizi yüzle katlayın, binle katlayın, 950 yıl gidecek ayaklarına Allah’ın elçisi, alaya alınacak, şahsiyeti rencide edilecek, deli denilecek, sihirbaz denilecek, dövülecek, sövülecek ama yine de kırılıp dökülmeden onların ayağına bir daha, bir daha gidecek. Çok zor değil mi böyle bir düşmanın ayağına bir daha, bir daha gitmek? Çok zor değil mi hâlâ bu düşmanlara karşı iyi niyet beslemek? Çok zor değil mi bu düşmanların bir gün hidâyetini umarak her şeylerine göğüs germek? İşte Allah’ın elçileri bununla emrolundular ve bunu yaptılar. Bu zoru başardılar o kutlu insanlar. Gerçekten onların bu sabırlı halleri çok mükemmeldir ve bize örnektir. Biz onların yakıştırmakta olduğu şeylerin hepsini en iyi şekilde biliriz. Evet onlar Allah hakkında, Allah’ın dini hakkında, peygamber hakkında ne diyor? Neler uyduruyor? Allah bilmektedir. Sen sorumlu olduğunu yapmaya devam et. Sen sabırla yoluna devam et. Sen na-suh olarak onları Allah’ın dinine dâvete devam et, gerisini Bize bırak. Ama peygamberin, peygamber yolunun yolcularının sabırla kulluklarına, sabırla insanları Allah’a kulluğa dâvetleri konusunda en büyük engel, en büyük ayak bağı şeytanlardır. Peygamber ve Müslüman, Allah kullarını Allah’a dâvet ve sabır savaşına girdiği andan itibaren şeytan ve dostları vesveselere başlayacaklardır. Hem dâvetçiye hem de özellikle dâvetin muhataplarına vesveseler vererek onları bu dâvete karşı çıkmaya, dâveti kabul etmemeye çağıracak. Sakın kabul etmeyin, bunun aslı yoktur diyecek. O peygamber sizin gibi bir beşerdir diyecek. Onun derdi sizin üzerinizde hegemonya kurmaktır diyecek. O sizin atalarınızın yolunu bozmak istiyor diyecek. Peygamberin va’d lerine karşı alternatif va’d ler geliştirecek. Peygamberin kitabına alternatif kitaplar, peygamberin hayat programına alternatif sistemler geliştirecek. Peygamberin bahsettiği cennete karşılık dünya cennetleri, cehenneme karşılık dünya azapları, dünya zindanları, dünya azapları geliştirecek. İnsanlardan çoğu şeytanın vartalarına düşerek peygambere karşı gelirlerken, bir kısmı da şeytanın iğvalarını tanıyarak peygamber safında yer alacak. Peygamber ve Müslüman her şeye rağmen sabırla yoluna devam edecek. Şeytanın kışkırttığı kâfirler tüm hışımlarıyla peygamber ve taraftarlarının üzerine çullanırlarken onlar da sabırla yine onların kurtuluşu için, cennetleri için çırpınmaya devam edecek. Bu sefer şeytan Peygambere ve Müslümanlara gelecek onları tahrik edecek. Sen yüzde yüz haklı iken sana saldıran bu insanlara karşı niye sabrı, susmayı tercih ediyorsun? Seninle alay eden bu insanlara karşı niye bir cevap vermiyorsun? Niye sen bu düşmanların hakkında hâlâ iyi niyet taşıyorsun? Onların sana yaptıklarının aynıyla sen de mukabelede bulunsana diyecek. İşte insan ve cin şeytanlarından gelen bu iğvalara karşı Peygamber ve Müslüman Allah’a sığınacak. Çünkü Peygamber ve Müslümanlar bu şeytanların iğvalarına kapılarak kötülüğe kötülükle mukabeleye yöneldikleri anda kesinlikle kaybedeceklerdir. Bakın işte bundan sonraki âyetinde Rabbimiz onu şöylece ortaya koyuyor: