3. “Yakınlarınız ve çocuklarınız size kıyamet gününde bir fayda veremezler. Allah onlarla sizi ayırır. Allah işlediklerinizi görendir.” Unutmayın ki ne akrabalarınız, ne çocuklarınız kıyamet gününde size bir fayda sağlayamazlar. İnsanlar kâfirlerle bu tür iyi ilişkilere ne için girerler? Bunlar için değil mi? Hatıb bin Ebî Belta da çocukları yüzünden böyle bir yola girmemiş miydi? İşte bakın Rabbimiz buna dikkat çekerek buyuruyor ki, “ey mü’minler ailenizi, çocuklarınızı düşman elinden kurtarıp emin bir duruma getirebilmek için sakın bu tür yamukluklara girmeyin. Onları korumak düşüncesiyle sakın kâfirlere yaklaşmaya, yaranmaya çalışmayın. Çünkü kıyamet gününde onlar sizi kurtaramayacaklardır. Yani o uğruna dininizden, imanınızdan ödün verdiğiniz akrabalarınızdan hiç birisi: “Ya Rabbi bu benim yakınımdır, bu benim babamdır, anamdır, kardeşimdir onu benim için bağışlayıver” deme yetkisine sahip olmayacaktır. Yarın Allah onları sizden, sizleri de onlardan ayıracaktır. Tüm akrabalıklar, tüm dostluklar, tüm protokoller yarın bitecektir.” Kitabımızın başka âyetlerinden öğreniyoruz ki, kişi o gün eşini-dostunu, oğlunu-kızını bırakıp kendi derdine düşecektir. İnsan o gün öz kardeşinden, anasından, babasından, karısından, oğlundan kızından kaçacaktır. “Aman bunların derdi de beni bulmasın. Aman bunlar yüzünden bana bir dosya daha açılmasın” diyecektir. Çünkü o gün herkesin derdi kendine yetmektedir. O gün herkesin kendine yetecek meşguliyeti vardır. Herkes kendi başının derdine düşmüştür. Kimsenin kimseyi düşünecek mecali de yoktur, zamanı da yoktur. O gün kimse kimsenin hatırını soramayacak, kimse kimseyle ilgilenemeyecektir. Yine bir başka âyetin beyanıyla o gün kişi kendisini cehennem ateşinden kurtarabilmek için tüm sevdiklerini fidye olarak verecek ama hiçbirisi kabul edilmeyecektir. Öyleyse onlar yüzünden sapmayın. Onlar sebebiyle kâfirlere meyletmeyin. Veya bu dünyada onlarla ilişkilerinizi Allah’ın istediği şekilde ayarlayın ki imtihanı kaybetmeyin. Sakın mal tutkunuz, çoluk-çocuk derdiniz sizi Allah’a kulluktan ayırmasın. Bunlar sebebiyle kulluğunuz aksamasın. Bundan sonra bu konuya atamız İbrahim aleyhisselâm'ın hayatından, onun kavim ve kabilesine karşı teberrîsinden bir örnek sunacak Rabbimiz. Bakın şöyle buyuruyor: