Munâfikûn Suresine Dön

Munâfikûnالمنافقون

8. Ayet

8Munâfikûn Suresi

يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَٓا اِلَى الْمَد۪ينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْاَعَزُّ مِنْهَا الْاَذَلَّۜ وَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِه۪ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ۟

Diyorlar ki: “Şayet Medine’ye dönersek en izzetli olan, en zelil olanı (oradan) çıkarıp sürecektir.” İzzet, Allah’ın, Resûl’ünün ve müminlerindir. Fakat münafıklar bilmezler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

8. “Diyorlar ki: “Andolsun, eğer Medine’ye dönersek, daha aziz (daha üstün) olan, daha zelil (daha alçak) olanı mutlaka oradan çıkaracaktır.” Üstünlük, Ancak Allah’a, onun elçisine ve mü’minlere aittir. Fakat münâfıklar bilmezler.” Bir de şu suçu işliyorlar bakın. Ne cüret? “Medine’ye hele bir dönelim onları çıkarıp atacağız. Aziz olan bizler, zelilleri, Peygamberi ve Müslümanları da oradan sürüp çıkaracağız” diyorlardı. Yani kendilerini aziz, Peygamberi ve beraberindeki Müslümanları da zelil görüyorlardı. Halbuki güç kuvvet, izzet, şeref, hâkimiyet ve galibiyet Allah’ın, O’nun aziz kıldığı peygamberin ve Müslümanlarındır. Bu münâfıklarda zerre kadar izzet ve şeref yoktur. Eğer bunlarda zerre kadar bir izzet olsaydı, münâfıklık yapmalarına gerek kalmazdı. Bin bir yalanın arkasına saklanarak biz de Müslümanız demelerine, yalan söylemelerine gerek kalmazdı. Yani bu adamlar münâfıklığa tenezzül etmezler, açıktan açığa biz inanmıyoruz diyerek bir tavır ortaya koyarlardı. Halbuki izzetsiz ve şerefsiz olduklarından, kâfir oldukları halde yalan dolanla kendilerinin Müslüman olduklarını söylüyorlar. Bu ne biçim izzet? Bu ne biçim bir şeref anlayışıdır böyle? İzzet ve şeref sahibi birisi hiç böyle yapar mı? İzzet ve şeref Allah’a aittir, izzet ve şeref Peygamberdedir, izzet ve şeref mü'minlerdedir, ama münâfıklar böyle bilmezler. Peki bu-gün kimler izzet ve şerefli? Hoca olanlar, malı olanlar, serveti olanlar, arabasının modeli şöyle olanlar, omuzu kalabalık olanlar, evi eşyası şöyle şöyle olanlar, villası, köşkü, sarayı olanlar, makamı mevkisi olanlar… Rabbimiz buyurur ki, “varsın münâfıklar böyle bilsinler, Peygamberim sen bil ki izzet ve şeref Allah'tadır, Allah'la beraber olanda, Peygamberle ilgi ve irtibat kurandadır. İzzet ve şeref Allah’ın kitabından haberdar olmadadır, izzet ve şeref Peygamberin sünnetinden ha-berdar olmadadır. İzzet ve şeref iman ehli olanlardadır.” Öyleyse ey bunu anlayan Müslümanlar! Ey bu gerçeği Allah’ın izniyle kavrayan ve kabullenen Müslümanlar: