17. “Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?” Ne diyorsunuz? Ne haber? Fikriniz ne bu konuda? Anlayabildiniz mi meseleyi? Siz ne yapar, ne edersiniz? Nasıl korunur, nasıl kurtulursunuz? Siz kime sığınır, kimden yardım istersiniz? Veya yolunuzu nasıl bulursunuz? Size kim yol gösterecek? Eğer sizler küfrederseniz, hakkı örter, örtbas ederseniz, Rabbinizin elçisine kafa tutar karşı gelirseniz, öyle bir günde ki, o gün sanki gencecik körpe çocuklar ihtiyar olacaklar. O gün kundaktaki çocukların sıkıntıdan, dehşetten başları ağarıverecektir. Kıyamet günü zaten saçın başın ne önemi var ki? Herkes sıkıntılı, herkes dertli, herkes perişan… Öyle dehşetli bir gün ki, o günün dehşeti kundaktaki bir çocuğun omuzlarına yüklenince saçı başı ağarıverecek, ihtiyarlayıverecek. Dünyadaki altmış-yetmiş seneye bölünmüş dertler, yükler, ıstıraplar, mesâibu’d-dünya dediğimiz dünyanın yüklerinin insanı ne hale getirdiğini görüyor, biliyoruz. Adamın alnı kırışıyor, beli bükülüyor, saçı dökülüyor, burnu akıyor, ağzı kokuyor hâle geliyor ya, işte bu yüklerin bir anda bir çocuğun üzerine yüklendiğini düşünün ki o çocuk bir anda yetmişlik oluverecek, Allah korusun.