Muzzemmil Suresine Dön

Muzzemmilالمزمل

8. Ayet

8Muzzemmil Suresi

وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلًاۜ

Rabbinin ismini an ve (her şeyi bırakıp) tam bir yönelişle O’na yönel.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

8. “Rabbinin adını an; her şeyi bırakıp yalnız O’na yönel.” Yapılacak iş, onsuz olmaz program bakın buymuş. Allah’ın adını an! Allah’ın adını zikret! Peki Rabbimizin zatını ansak, kendini zikretsek olmaz mı? Kendini bilmem ki ben! Zatını bilemem ki ben! Biz Rabbimizi ancak kendisini, zatını bize anlattığı isimleriyle, esmâsıyla ve sıfatlarıyla tanıyoruz. Biz kendini bize tanıttığı isimleriyle Rah-mân, Rahîm, Hannân, Mennân, Gaffâr, Rezzâk, Settâr, Tevvâb, ye-nilmez-yanılmaz biliriz. İşte Rabbimizi O’nun kendisini tanıtırken bize haber verdiği bu isimleriyle zikredeceğiz. “Rabbinin adını an! Rabbinin ismini zikret!” Peki nerede? Ne zaman? Rabbimizin adını sadece yemeğin başına otururken değil, sadece eve girerken, para saymaya başlarken, dükkanın kapısını ki-litlerken, ampulü sıkarken veya sökerken, gemi batarken, uçak sallanınca veya sadece hastalanınca, kaybedince değil, sürekli anacağız, zikredeceğiz. Hangi konuda bocaladık? Hangi konuyu yaşıyorsak veya hangi ortamdaysak, hangi konunun ortamında bulunuyorsak, yani neyin insanıysak o konudaki Rabbimizin ismini zikrederek Rabbimizden yardım isteyeceğiz. Meselâ o anda rızık konusunu mu yaşıyoruz? Ya-ni rızık konusunda bir çıkmazı mı yaşıyoruz? Rabbimizden rızık isteme makamında mıyız? O zaman ya Rezzâk diyerek Rabbimizin adını zikredeceğiz. Veya sosyal ilişkilerin insanı olarak mı zikredeceğiz Rabbimizi? Meselâ hanım karşısında mıyız? Ölüm atmosferinde miyiz? Savaş ortamında mıyız? Günah ortamında mıyız? Hangi ortamı yaşıyorsak o ortama uygun bir ismiyle Rabbimizi zikredecek ve O’n-dan yardım bekleyeceğiz. Biz O’nu zikredip yardım isteyince de, O’-nun o isimleriyle ilgi kurunca da, O bize bir şeyler söyleyecek o ko-nuda. Dur! diyecek meselâ, yürü! diyecek, yat! diyecek, kalk! diyecek, yapma! diyecek ve biz de onun gereğini yerine getireceğiz. Sadece O’nun isimlerini zikredecek, sadece O’nu imdadımıza çağıracak ve sadece O’na kulluk edeceğiz. Çünkü: “Betül ol!” diyor Rabbimiz. Sadece O’nun ol! Sadece O’na ait ol! Sadece O’nu düşün ve asla O’ndan başkalarını düşünme! Hep O’-nunla beraber ol! Kalbin, gönlün, aklın sadece O’na bağlansın! Kalbin, dilin sakın O’ndan başkasını zikretmesin! Tarihte bu “betül” kelimesiyle hatırladığımız ilk kişi Meryem anamızdır. Meryem anamız hiç evlenmediği, yani Allah’ın sev dediği için sevmesi gereken, gönül vermesi gereken bir kocası da olmadığı için, hayatında bir erkek de olmadığı için sadece Allah’ı seviyordu. Yani kalbi sadece Allah’a ait bir kadındı Meryem anamız. Meryem anamız dünyada belki kadınlara verilebilecek imtihanların en zoruna tabi tutulmuştu da, Allah’ın izniyle, Allah'la beraberliği sebebiyle Allah’a kulluğunu bozmamıştı. İşte buna “betül” diyoruz. Allah’ın Resûlü de “betül”dü. Biz de betül olmak zorundayız. Sadece Allah’a ait olmak zorundayız. Gönlümüzü, kalbimizi, aklımızı, fikrimizi, dilimizi O’nun isimlerini, O’nun âyetlerini zikirde kullanmak ve sadece O’na kulluk etmek, sadece O’nu razı etmek için çırpınmak zo-rundayız. Hep O’nu zikredeceğiz, hep O’nun istediklerini hatırımızda canlı tutmaya çalışacağız. Hani sofranın başında yemeğe başlarken Allah’ı zikrederek, besmele çekerek Allah’ı hatırlıyorduk, Allah’a soruyorduk da ama nasıl bir sofraya oturacağımızı hiç sormuyorduk ya, öyle yapmayacağız. Onu da Rabbimize soracağız. Veya elbise giyer-ken besmele çekerek Rabbimizi hatırlıyor da ama nasıl bir elbise giy-memiz gerektiğini ona sormuyorduk ya, öyle değil. O konuyu da Rab-bimize sorarak, yani bazı şeyleri yaparken Allah’a soruyor, ama bazı şeyleri yaparken hiç sormuyorduk ya, öyle değil, her şeyimizi Allah’a sorarak betül olacağız. Tüm hayatımızı O’nun adına ve O’nun belirlediği yasalar istikâmetinde bir hayat yaşayarak her şeyimizle Rabbi-mize ait olacağız. Hayatımızın bazı bölümlerinde O’nu, bazı bölümlerinde de başkalarını dinleyerek, hem O’na hem de başkalarına hizmete giderek fahişe olmayacağız. Sadece O’na ait olmaya çalışacağız. Öyleyse zikir Allah’la beraber olmaktır. Zaten her an Allah bi-zimle beraber de, bizim tarafımızdan bunun zihinde canlı tutulmasının adına zikir diyoruz. Hayatınızın her bir konumunda bizden istediği kul-luk birimleriyle Rabbimizi, Rabbimizin âyetlerini, Rabbimizin kulluk maddelerini hatırlamamızı istiyor Allah. Bizden gündem istiyor Allah. Kendisini gündeme almanızı istiyor. Başkalarını gündeme aldığımızdan çok O’nu gündemimize almanızı, daha çok O’nu konuşmamızı, daha çok O’nu övmemizi, daha çok O’nun âyetleriyle meşgul olmamızı istiyor. Siyasetimize Allah hakim olsun, ekonomimize Allah hakim olsun, kılık-kıyafetimize, eğitimimize, hukukumuza, evlenmemize boşanmamıza, ölümümüze, dirimimize ve tüm hayatımıza Allah hakim olsun istiyor. Allah bizden kendisini gündeme almamızı, kitabını ve el-çisini gündeme almamızı istiyor. Zikir budur zaten, Allah bizden zikir istiyor ve betül olmamızı istiyor.