Nahl Suresine Dön

Nahlالنحل

100. Ayet

100Nahl Suresi

اِنَّمَا سُلْطَانُهُ عَلَى الَّذ۪ينَ يَتَوَلَّوْنَهُ وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِه۪ مُشْرِكُونَ۟

Onun otoritesi ancak (itaat ederek) onu dost edinen ve (emrettiği küfür ve şirk amellerini yaparak) onu (Allah’a) ortak koşanlar üzerinedir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

99, 100. “Doğrusu şeytanın, inananlar ve yalnız Rabbine güvenenler üzerine bir nüfuzu yoktur. Onun nüfuzu sadece, onu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerinedir” Şeytanın iman eden ve yalnızca Rablerine tevekkül eden, Rablerine teslim olan, hayatlarının tüm alanlarında karar vermeyi Rablerine bırakan, Rablerinin kendileri hakkında verdiği kararları uygulamaya yönelen, Rablerini kendileri için tek vekil kabul edip vekaletlerini Ona bırakan kullar üzerinde şeytanın hiç bir sultası, bir saltanatı, bir yaptırım gücü, bir baskısı, bir nüfusu olmayacaktır buyuruyor Rabbimiz. Allah’ın böyle kullarına karşı yapabileceği hiçbir şey yoktur. Evet demek ki şeytan kime sahip olabiliyormuş? Kimler üzerinde etkili olabiliyormuş? İman etmeyenler ve Rablerine tevekkül etmeyenler. Rablerine sığınmayanlar, güvenmeyenler. Hayatlarını Rablerine bırakmayanlar. Rablerinin kendileri adına aldığı kararlarına güvenmeyerek kendi hayatlarını kendileri düzenlemeye, belirlemeye kalkışanlar. Rableri için bir hayat yaşamaya yönelmeyenler. İşte şeytan ancak böylelerine zarar verebilecektir. Çünkü böylelerinin velîsi, dostu şeytandır. Onlar Velî olarak Allah’a güvenip dayanmadıklarından, Allah’ın istediği hayatı yaşamadıklarından şeytana güvenip dayanmışlardır. İşte şeytan böyle kendisine güvenip dayananları ve Allah’a şirk koşanları saptıracaktır. İşte yaşadığımız dünyada en büyük tehlike boyutlarını böylece ortaya koyuyor Rabbimiz. Tabii tehlikeyi gösterirken aynı zaman da çareyi de gösteriyor. Öyle değil mi? Şeytan varsa, şeytan bir tehli-keyse sığınılacak yüce bir irade yok mu? Şeytan varsa sığınırız Rab-bimize. Okuruz Rabbimizin kitabını ve tanırız şeytanı. Tanırız şeytanın bize yaklaşma yöntemlerini. Okuruz Kur’an’ı ve bu kitapla hidâyet buluruz. Bu kitabın sahibine tevekkül ederiz. Onu Rab ve vekil biliriz ve ondan korunmuş oluruz. Dost bilmeyiz şeytanı. Onu Velî bilip hayatımızı ona teslim etmeyiz. Dinlemeyiz onu. Şirk koşmayız Rabbimize. Hayatımızda Allah’tan başkalarına karışma alanı bırakmayız. Yetki sınırlaması getirmeyiz Rabbimize. Hep O’nu dinleriz. O zaman işte Rabbimiz haber veriyor ki biz böyle olursak onun bize karşı yapabileceği hiçbir şeyi yoktur. Evet işte iki yol da karşımızda duruyor. Birisi Velî Allah yolu, diğeri velî şeytan yolu. Buyurun sonucuna katlanmak kayd-u şartıyla dilediğimizi tercih edebiliriz.