14. “Taze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeyiniz ve Allah'ın bol nîmetinden faydalanmanız için denize ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün boyun eğdiren de O'dur. Artık belki şükredersiniz.” Yine O Allah ki ondan taptaze etler yiyesiniz ve takındığınız takı maddelerini, süs eşyalarını edinesiniz diye denizi de sizin için yaratmıştır. Rabbinizin bol bol nîmetlerinden yiyesiniz diye denizi de sizin hizmetinize sunmuştur O Allah. Evet işte gözünüzün önünde duran deniz nîmetleri. Taptaze etler, tertemiz balıklar ve giyinip kuşandığınız inciler mercanlar nîmetleri. Ve sonra o denizleri yara yara giden gemiler ve onların üze-rinde Allah’ın fazl u kereminden aradığımız rızıklar, ticaretler. İşte bunları da size boyun büktüren Rabbinizdir. Bunlar da Allah’ın bize lütuflarıdır. Belki şükredersiniz diye, belki bütün bunları size lütfeden Rabbinize teşekküre, kulluğa yönelirsiniz diye. Şimdi teşekkür etme-yelim mi bu Allah’a? Şimdi yüceltmeyelim mi bu Allah’ı? Kulluk etme-yelim mi Ona? O yaratmasaydı bu denizden kim verebilirdi o taptaze balık etlerini? O yasasını koymasaydı kim durdurabilirdi o gemileri o suların üzerinde? Kim çıkarabilirdi o denizlerin derinliklerinden inciyi, mercanı? Bütün bu nîmetlerine karşı nasıl nankörlük edilebilir Allah’a?