15,16. “Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.” Dağları da sarsılmayasınız diye var eden Allah’tır. Yeryüzünün dengesini sağlamak için sabit dağları yaratan, arza kazık gibi çakan Allah’tır. Nehirleri ve yolları da var eden O’dur. Umulur ki hidâyet bulasınız, umulur ki onlarla yol bulursunuz, yön tayin edersiniz, gideceğiniz yerlere rahat gidersiniz diye. Nice alâmetler, nice işaretler ve yıldızlarla da onlar yollarını bulurlar. Evet yeryüzünün direkleri olarak dağları dikivermiş Rabbimiz. Sağlam yüce dağlar. Nehirler, yollar. Yeryüzünün ulaşım vasıtaları. Ne güzel değil mi? Böyle değil de hep dağlar olsaydı, her yer dimdik dağ olsaydı, her yer sarp kayalıklardan oluşsaydı, geçit vermeseydi ne yapardık? Nasıl yol bulurduk? Dağların arasından ırmaklar akıtmasaydı, yollar, geçitler var etmeseydi Rabbimiz ne yapardık bizler? Bütün bunları kendilerine lütfeden Rablerini niye düşünmezler bu insanlar? Niye yollara yazmazlar Allah’ın adını? Niye dağlara yazmazlar Allah’ın adını? Niye kendi adlarını yazıyorlar? Niye hamd etmiyorlar Allah’a? Bu yolu, bu dağı, bu ırmağı, bu barajı Sen var ettin ya Rabbi. Sen var etmeseydin biz hiç bir şey yapamazdık ya Rabbi diye niye Rablerine hamd etmiyorlar? Niye elhamdülillah demiyorlar? Niye Allahu ekber demiyorlar? Yoksa bu yolların, bu ırmakların, bu barajların sahibi biziz mi diyorlar?