35. “Allah'a eş koşanlar: “Allah dileseydi O'ndan başka hiçbir şeye, ne biz ne de babalarımız tapardık. O'nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık” dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer?” Müşrikler kendilerini temize çıkarmak için dediler ki, eğer Allah isteseydi ne bizler ne de babalarımız Ona şirk koşamazdık. Eğer Allah izin vermeseydi bizler Ondan başkalarına kulluk yapamazdık. Görüyor musunuz? Alçaklar şirklerini Allah’a izafe etmeye çalışıyorlar. Şirklerinden Allah’ı sorumlu tutmaya çalışıyorlar. Allah istediği için, Allah müsaade ettiği için biz bunları yapıyoruz diyerek kaderci kesiliyorlar. Allah istediği için biz bu putlara tapınıyoruz. Allah istediği için biz yasa yapıyoruz. Allah istediği için biz haram helâl koyuyoruz. Allah izin vermemiş olsaydı, Allah onaylamamış olsaydı biz bunların hiç birisini yapamazdık. Allah istemeseydi bizim hiçbir gücümüz ve yetkimiz olmazdı. Allah istemeseydi böyle yeryüzünde dilediğimiz gibi bir hayat yaşayamazdık. Tüm bu yaptıklarımız Allah’ın dilemesiyledir. Biz başka değil sadece kadere teslimiz. Biz kaderin mahkumuyuz. Kaderimiz böyle olduğu için biz bunları yapabiliyoruz diyorlar. Küfürlerinin, şirklerinin, işledikleri cürümlerin faturasını Allah’a çıkarmaya çalışıyorlar. Allah izin vermeseydi biz asla O’na şirk koşamazdık. O istemeseydi içki içemezdik, zina edemezdik diyorlar. Çok garip değil mi? Bugünkü kâfirler ve müşrikler de aynı mantığa sığınmaya çalışıyorlar. Gerçekten anlamak mümkün değildir. Yâni adamlar bir hayat yaşayacaklar, yaşadıkları bu hayatta hiç bir sınır tanımayacaklar, sürekli özgürlükten, hürriyetten söz edecekler, bizler özgür insanlarız, yaşadığımız hayatta hiç bir kayd u şart altına girmeyiz, kimseye karşı sorumlu değiliz, dilediğimiz gibi özgürce yaşarız diyecekler. Dilediğimiz gibi dilediklerimizi yaparız diyecekler, dilediğimiz gibi hayatımıza yasa yaparız diyecekler, dilediğimiz şeyleri haram, dilediğimiz şeyleri de helâl kılarız, kimse bu konuda bize baskı yapamaz, hesap soramaz diyecekler. Yeryüzünde egemen bizleriz diyecekler. Egemenlik kayıtsız şartsız bizimdir diyecekler, sonra da yedikleri işedikleri suçların cezası ve sorumluluğuna katlanmaları söz konusu olunca da mantıksızca diyecekler ki biz kaderin mahkumuyuz. Allah dilemeseydi, Allah böyle istemeseydi biz bunları yapamazdık diyecekler. Alın yazımız böyleymiş ne yapalım? diyecekler. Allah bizi bu dünyada öteki varlıklardan farklı yaratmış. Bize bu dünyada mal, mülk, saltanat, yetki ver-miş. Dolayısıyla Onun verdiği yetkiyle bütün bunları yaptığımız için bunun sorumlusu Odur diyecekler. Eğer biz yanlış yapıyorsak bunun sorumlusu Allah’tır diyecekler. Sormak lâzım bu kendilerini tanrı zanneden ve diledikleri gibi yaşayabileceklerine inanan zavallılara. Ey akılsız kâfirler! Ey beyinsiz müşrikler! Ey ne dediğini, ne yaptığını bilemeyecek kadar aptallık, sefihlik sergileyen akılsızlar! Söyleyin bakalım sizler yeryüzünde yaşadığınız hayatta Allah’ı da, Allah’ın âyetlerini de, Allah’ın yeryüzünde belirlediği hayat programını da reddederek özgürlük şarkıları söylerken, kendinizi tüm dünyaya karşı özgürlük ve hürriyet savaşçıları olarak lanse ederken, egemenlik bizdedir, biz dilediklerimizi yaparız derken, tanrılık iddia ederken, ne oldu da böyle birdenbire Allah’ın bir sorgulaması tepenize binince birden bire o özgürlük ve tanrılık şarkılarını unutup, dillerinizi yutup kuzu kesiliyorsunuz? Ne oldu? Hani siz özgür değil miydiniz? Hani siz hiçbir kayd-u şart altına girmeyen kimseler değil miydiniz? Hani siz tanrı değil miydiniz? Hani egemenlik sizde değil miydi? Niye suspus oldunuz böyle? Dünyada özgürce dilediğinizi yaparken, özgürce Allah kullarına zulmederken, özgürce insanların mallarını gasp ederken, özgürce Allah’ın helâl haram sınırlarını çiğnerken, özgürce insanların özgürlük haklarını ellerinden alıp onları kendinize kul köle edinirken, insanları Rablerine kulluktan koparıp köleleştirirken, kendi yasalarınıza itaat etsinler diye Rablerinin yasalarını onlara duyurmamaya çalışırken şimdi ne oldu? Ne oldu ki birdenbire değişiverdiniz? Dünyada işlediğiniz amellerinizle Rabbinizin huzuruna çıkıp onların karşılığı olarak alacağınız cehennemi görünce niye böyle birdenbire kuzu kesildiniz? Bizim elimizde bir yetki yoktur! Biz yaptıklarımızın tümünü Allah öyle istediği için yaptık! Bizi bu hale Allah getirdi! Değilse bunların hiç birisini yapamazdık. Eğer Allah dilemeseydi biz ne şirk koşabilirdik, ne haram helâl belirleyebilirdik. Ne zulmedebilirdik, ne tanrılığımızı iddia edebilirdik, ne egemenlik bizdedir diyerek yeryüzünde kanun koyabilirdik. Üstelik bizim atalarımız da aynı şeyleri yapmışlardı diyerek kendinizi Allah’ın cehenneminden kurtarmaya çalışıyorsunuz? Bu düpedüz Allah’a iftiradır. Eğer Allah böyle bir şey isteseydi, yâni eğer şirki, küfrü Allah emretmiş olsaydı o zaman kitabında onu bizzat emrederdi. Buna Allah’ın kitabından delil gerekir. Çünkü vahiy kitapla bilinir. Allah’ın emir ve yasakları kitapla bilinir. Allah arzularını kitapla bildirmiştir. Allah’ın emir ve yasakları konusunda kitap temel kriterdir. Kitabında Allah’ın emretmediği bir şeyi Allah da böyle ister diyerek Allah’a yol göstermeye çalışmak, Allah’ın emretmediklerini Allah emrediyormuş pozisyonunda yapmak veya insanlara tavsiye etmek iftiraların en büyüğüdür. Zira Allah asla küfür ve şirki emretmez. Utanmadan küfürlerinizi, şirkleriniz Allah’a onaylatmaya kalkışmayın. Şirklerinizi peygambere tasdik ettirmeye çalışmayın. Doğrusu peygambere düşen iş apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir. Bakın onların bu herzelerine Rabbimiz cevap verecek. Evet her şeyi Allah dilemiştir. Her şey Allah’ın dilemesiyledir. Eğer Allah dilemeseydi, onlara böyle bir özgürlük ve yetki vermemiş olsaydı elbette onlar asla kâfir ve müşrik olamazlardı. Diledikleri gibi bir hayat yaşayamazlardı. Diledikleri gibi kendilerine yasa yapamazlardı. Diledikleri gibi bu iyidir, bu kötüdür, bu haramdır, bu helâldir diyemezler-di. Bu müsaadeyi veren Allah’tır. Yâni onları böyle bir özgürlük özelliğinde yaratan, onlara irade veren Odur. Ama unutmayalım ki Rab-bimizin onları böyle özgür yaratması, onlara irade vermesi bu insanları asla sorumluluktan kurtarmayacaktır. Çünkü aynı Allah yaşadıkları bu hayat içinde onlara yanlışa gitmeme, şirke düşmeme, müslümanca bir hayat yaşama iradesini, imkânını da lütfetmiştir. Şirki de tercih edebilirsiniz, tevhidi de. İmanı da tercih edebilirsiniz, küfrü de buyurmuştur. İnanı yaratırken ona böyle bir özgürlük, bir irade veren Rabbimiz, buyurun bu iradelerinizle dilediğinizi tercih edebilirsiniz ve sonucuna katlanmak kayd-u şartıyla mü’min de olabilirsiniz, kâfir de. Benim gönderdiğim kitap istikâme-tinde de yaşayabilirsiniz, Benim sistemimi diskalifiye ederek Benimkine alternatif haram ve helâller de üretedebilirsiniz. Sizin için gönderdiğim Benim hayat programımı da takip edebilirsiniz, kendinize düzenler de koyabilirsiniz. Dilerseniz Benim gönderdiğim elçilerimin tarif ettiği bir hayatı yaşarsınız kazananlardan olursunuz, dilerseniz burnunuzun doğrusuna gider kaybedenlerden olursunuz. Ama unutmayın ki kazananlar bana kul olanlar, benim istediğim gibi yaşayanlar, kaybedenler de bana alternatif dinler, hayat programları takip edenlerdir, buyurdu.