56. “Kendilerine verdiğimiz rızıktan, onların ne olduğunu bilmeyen putlara pay ayırırlar. Allah'a andolsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden elbette sorguya çekileceksiniz.” Evet bu insanlar Allah’ın kendilerine verdiği malları, rızıkları sadece kendisi yolunda harcamaları gerekirken, sadece kendisinin gösterdiği gibi sarf etmeleri gerekirken utanmadan Allah’ın yanı başında ortaklar buluyorlar da onlara da mallarından paylar, nasipler, hisseler ayırıyorlar. Bilmedikleri putlara, bilmedikleri tanrılara Bizim verdiklerimizden hisseler ayırıyorlar. Yâni tanrı mıdır, ilâh mıdır, önder midir, lider midir, şeyh midir, peygamber midir, in midir, cin midir? Nedir? Ne değildir? bilmedikleri ama işte bunlar bizim hayatımızda söz sahibi tanrılardır diye, hayatımızı düzenleyen sistemlerdir diye, hayatımızda söz sahibi varlıklardır diye onlara da rızıklarından bir hisse ayırıyorlar. Biliyoruz ki Allah dininin dışında, Allah sisteminin dışında tüm sapık sistemlerin, tüm sapık anlayışların kendilerine göre tanrıları vardır. Ama ciddi mânâda bunlar gerçekten tanrı mıdır? Bunlar gerçekten nedir? Ne anlamı vardır? diye kendilerine sorulsa neyin nesi olduklarını hiçbir zaman bilemeyeceklerdir. İşte bu bilmedikleri varlıklara, Bizim verdiğimiz rızıklardan belli bir hisse ayırıyorlar buyuruyor Rabbimiz. Allah’a andolsun ki bu uydurduklarınızdan, bu yaptıklarınızdan mutlaka hesaba çekileceksiniz. Mülk Allah’ın olsun, gök Allah’ın olsun, yer Allah'ın, rızık Allah’ın olsun, buğday Allah’ın, elma, armut, para, pul, altın, gümüş Allah’ın olsun ve siz bütün bunları bunların sahibinin yolunda harcayacak yerde tutun Allah karşısında tanrılık iddia edenlerin istedikleri hayat tarzları yolunda harcayın. Allah affeder mi bunu? Allah hesabını sormaz mı bunun? Mallarından, paralarından, hayatlarından, zamanlarından, günlerinden, gecelerinden, mesailerinden bir hisse ayırıyorlar ve diyorlar ki bunlar da putlarımıza, putların arkasına saklanarak egemenliği ellerine geçirmiş olan egemen güçlerimize, toplumda iktidarı elinde bulunduranlara, ortaklarımıza, liderlerimize, idarecilerimize, otorite sahiplerimize aittir, bunları onlara ayırdık diyorlar. İşte şirkin temel felsefesi budur. Şirkin hayat programı budur. Şirk kelimesinin ifade ettiği anlam budur zaten. Şirkte ikilem vardır. Sürekli bir ikilem içinde yaşar müşrik. Hayatının bir bölümünde söz sahibi Allah’tır, öteki bölümlerinde de söz sahibi başka tanrıları vardır. Onlara da hayatında yer vermek, onlar için de mal harcamak zorundadır. Bunlar bazen ekonomik tanrılardır, bazen siyasal tanrılardır, bazen bilimsel tanrılar, bazen hukuk tanrısı, bazen şifa tanrısı, bazen oyun eğlence tanrısı, bazen dua, tevbe ve sığınma tanrısı, bazen kılık kıyafet tanrısı, moda ve âdetler tanrısı vs vs. Tüm şirk toplumlarında bu tanrıları yığınlarla görmek mümkündür. Allah’ın karıştırılmadığı alanlarda bu tanrılar söz sahibidir müşrik toplumlarda. Çünkü hayat ikiye bölünmüştür. Allah’ın karıştığı bölüm, başka tanrıların söz sahibi olduğu bölüm. Zaman da ikiye bölünmüştür. Allah’a ayrılan zaman, başkalarına ayrılan zaman. İbadet gibi Allah’ın karıştığı zaman birimi, onun dışında başkalarına kulluk yapılan zaman dilimi... Şirk mantığı, müşrikin hayatında ilk önce ekonomik anlayışında kendisini gösterir. Yâni bir adamın müşrik mi, değil mi? olduğunu anlamak istiyorsanız onun mal anlayışına, kazanmasına harcamasına, ekonomik dünyasına bir bakmanız yeterli olacaktır. Şirk anlayışı önce kişinin mala bakışında tezahür eder. Şirk anlayışı kişilerin hayatında öyle israf yolları açar ki kapanması bir ömür içine sığdırılamaz. Müşrik, tanrı bildiği toplum adına, çevre adına, moda adına, âdetler adına, töreler adına da harcama yapmak zorundadır. Çünkü sadece Allah’ın kulu değildir o. Sadece Allah’a karşı sorumlu değildir. Onun sorumlu olduğu, kulluk yaptığı başka tanrıları da vardır. Halbuki müs-lümanın hayatında sadece hakim güç Allah'tır. Razı edeceği varlık tek olduğu için de çok rahattır müslüman.