76, 77. “Allah iki adamı misâl veriyor: Birisi hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yüktür, nereye gönderse bir hayır çıkmaz, bu doğru yolda olan, adâletle emreden kimse ile bir olabilir mi? Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir, kıyâmet saatinin kopuşu bir göz kırpması kadar veya daha çabuk bir zaman içinde olur. Şüphesiz Allah her şeye Kâdirdir.” Yine iki adam, iki tip insan daha düşünün ki bunlardan birisi tattır. Adamın hiçbir şeye gücü yetmiyor. İfade gücü yok, anlatım gücü yok, meramını bile ortaya koyamıyor. Hiçbir şeyi yapma, hiçbir şeyi becerme feraseti yok. Böyle efendisine hizmet yerine, efendisine itaat yerine her zaman efendisine yük olan, sıkıntı olan bir insan düşünün. Efendisi onu nereye gönderse, hangi işi buyursa bir hayır getirmiyor, bir hayır sağlamıyor. Hep sıkıntıya sebep oluyor. Hep zarar tevlid ediyor. Şimdi böyle bir adam hiç adâleti emreden, her zaman Sıratı Müstakimde yürüyen bir kimse ile bir olur mu? Böyle hiçbir işe yaramayan, sadece sıkıntı veren tat bir kimse ile toplumda adâleti emreden, adâleti hakim kılmaya çalışan ve de kendisi Allah yolunda yürüyen kimseyle hiç bir olur mu? Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Göklerin ve yerin gaybı Allah’ın emrindedir. Gelecek O’nun emrinde, hayat O’nun emrinde, memat O’nun emrindedir. Kıyâmetin emri de, kıyâmetin saati de gözün bir yerden bir yere kayması kadar, yahut da ondan daha yakındır. Allah her şeye Kâdirdir. Demek ki Allah çok yakın bir zamanda dünyayı tepe taklak getirebilir. Bir anda gökleri ve yeri savuruverir. Kimse hiçbir şey yapamaz. Sura üfürmeyi emreder Rabbimiz de bu hayatı bitiriverir.