Nahl Suresine Dön

Nahlالنحل

92. Ayet

92Nahl Suresi

وَلَا تَكُونُوا كَالَّت۪ي نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ اَنْكَاثًاۜ تَتَّخِذُونَ اَيْمَانَكُمْ دَخَلًا بَيْنَكُمْ اَنْ تَكُونَ اُمَّةٌ هِيَ اَرْبٰى مِنْ اُمَّةٍۜ اِنَّمَا يَبْلُوكُمُ اللّٰهُ بِه۪ۜ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ مَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَ

(Allah adına yeminle pekiştirdikten sonra sözünüzü tutmayarak) ipini sağlamca eğirdikten sonra onu bozup (eski hâline getiren) kadın gibi olmayın. Bir topluluk diğerinden (sayıca ve malca) daha fazla diye yeminlerinizi aranızda hile ve bozgunculuk aracı edinmeyin. Allah (verdiğiniz sözler ve ettiğiniz yeminlerle) ancak sizi imtihan etmektedir. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Kıyamet Günü elbette, size açıklayacaktır.

Dipnot

Mucâhid (rh) ayet hakkında şöyle der: “Cahiliye Dönemi’nde topluluklar antlaşma yapar, ittifak kurarlardı. Bazıları daha güçlü ve zengin bir toplum bulunca eski antlaşmayı bozar, güçlü olan toplulukla yeni bir antlaşma yaparlardı.” (Tefsîru’t Taberî, 17/286; Tefsîru İbni Ebî Hâtim, 7/2300, 12646 No.lu rivayet)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

92. “Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. Andolsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyâmet günü açıklar.” İpliğini sağlamca eğirip büktükten sonra onu çözüp bozan kadın gibi olmayın. Akşama kadar emek, emek iplik büken, çalışıp çabalayan, yorulup ırılan ama ondan sonra da akşam o kadar emek çektiği ipliğini bozup dağıtan kadın gibi olmayın. Bir toplum diğer bir toplumdan daha çok olduğu için yeminlerinizi aranızda böyle bozarak yeminlerinizi fesat konusu yapmayın. Yeminlerinizi bozmak için fırsat kollamayın. Meselâ bir kavimle anlaştınız. Birileriyle aranızda bir sözleşme yaptınız. Sonra o anlaşma yaptığınız kimselerden daha güçlü birileriyle karşılaşınca, onlardan daha kârlı, daha menfaatli birilerini bulunca bu bizim için onlardan daha karlı diyerek daha öncekilere vermiş olduğunuz sözden vazgeçmeyin. Daha önce yaptığınız anlaşmayı bozmayın. Bakın Allah sizi onunla imtihan ediyor. Unutmayın ki Allah sizi anlaştığınız, sözleştiğiniz o toplumla, o kimseyle deniyor. Daha menfaatli, daha karlı gördüğünüz kimseler lehine, öncekiler aleyhine anlaşmanızı bozup bozmadığınıza bakıyor. Şunu kesinlikle bilesiniz ki eğer öncekilere verdiğiniz sözünüzden dönmezseniz, Allah’ın bu ya-sasına sadık davranırsanız, kesinlikle bilesiniz ki Allah size ondan daha menfaatli, daha karlı işler lütfedecektir. Ama eğer akşama kadar iplik büken, örgü ören ve akşamleyin de onu bozuveren bir kadın durumuna düşerseniz kesinlikle hep zarar edeceksiniz ve bu da sizin aleyhinize çıkacaktır. Yine unutmayın ki: Allah kıyâmet günü size ihtilâf ettiğiniz, tartıştığınız, yamul-duğunuz tüm eylemlerinizi, tüm sözlerinizi, ahitlerinizi mutlaka açıklayacak, gözlerinizin önüne serecek ve hesabını soracaktır. Öyleyse size düşen, Rabbinizin sizden istediğine riâyet ederek verdiğiniz sözlerinizde durmak, anlaşmalarınıza sadık davranmaktır. Gerek Rabbi-nize karşı, gerekse kullara karşı verdiğiniz ahitlerden dönmemektir. Söz verip anlaşma yaptığınız kimse hattâ bir kâfir bile olsa sözünüzü asla yalamayın. Bu bir müslümana yakışmaz. Bu bir kâfirdir, bu bir düşmandır, ben buna verdiğim sözden vazgeçebilirim demeye hakkımız yoktur. Mü’min eman sahibi, güven sahibi insandır. Veya işte bu adam filan gruptan, bu güçsüz, bu zayıf, bunun elinde çeki, senedi yok falan demeyin. Unutmayın ki kime bir söz vermişseniz aslında sözü ona değil, Allah’a vermişsinizdir. Söz Allah için verilmiştir. Vaat Allah’ın vaadidir. Unutmayın ki söz verdiğiniz o kişiden önce bu konuda Allah’a karşı sorumlusunuz. Yâni sözü ister Allah’a karşı, ister kullara karşı vermiş olun fark etmez, sorumlu olduğunuz makam Allah’tır. Öyleyse bu sorumluluğunuzun bilincinde bir hayat yaşayın. Öteler âleminde Rabbi-nizin sualiyle karşı karşıya kalacağınızı ve iyiliklerinizin sizi cennete, kötülüklerinizin de cehenneme doğru götüreceğini unutmadan yaşayın.