11. “Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;” Gündüzü de siz yaşayasınız, çalışasınız diye Maaşa yaptık. Maaşa kıldık onu sizin için. Uykumuzun sübata kılınışından şu beş yorum karşımıza çıkar: 1. Uykunuzu uyuklama kıldık. “Sübata” aslında uykuda kişinin ölümü söz konusu, ama bazen kişi uyur uyanık oluyor uykuda. 2. Veya sekine kıldık onu sizin için. Uykuyu sizin için biz sekine yaptık. 3. Rahat ve istirahat konusu yaptık onu. Uykuyu sizin Rahat ve istirahat etmenize sebep kıldık. 4. Veya kesim yaptık onu. Yani amellerin kesimi yaptık. Kelime anlamından çıkıyor bu. Ameller kesiliyor orda, uykuda. Her şey bitiyor. Adamın görme ameli, işletme ameli her şey bitiyor. Bu mânâda şöyle de diyebiliriz: Uyku, hissin bitmesi ve duyuların yok olması anlamına da gelir. Gecenin libas oluşunu da şöyle anlamaya çalışıyoruz: 1. Gecenin sükûnet olmasıdır. 2. Bir de örtü olmasıdır. Yani gecenin karanlığının elbise olmasıdır. Geceyi karanlığıyla bir örtü olarak örtüverdik üzerinize diyor Rabbimiz. Maaşa ise: 1. Kazanç zamanı demektir. 2. Bir de yaşam zamanı, yaşam demektir. Yaşama ve lezzet zamanı mânâsına gelir. Bunlarla ilgili zorunlu bir seyahatimiz olacak. Nisâ sûresi 119. âyete kadar gidelim: Allah Lânet olası şeytanın şöyle dediğini anlatır bize: “Onlar Allah’ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: “Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim” diyen, Allah’ın lânet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır. (Nisâ 118,119) Allah düşmanı şeytan diyor ki, “onları kesinlikle saptıracağım. Yoldan çıkaracak, Kitap ve sünnetten uzaklaştıracağım. Onları olmadık ümniyelerin, kuruntuların peşine takacağım. Hedefler göstereceğim onlara. Bir hedefe ulaşınca, başka bir hedef, bir tepeyi aşınca başka bir tepe çıkaracağım onların karşısına. Davarların kulaklarını kestireceğim. Putlarına adamalarını emredeceğim. Onlara fıtratı, yaratılışı değiştirteceğim. Her şeyin fonksiyonunu bozdurup değiştirteceğim. Ananın, babanın, hanımın, üzümün, gecenin, gündüzün fonksiyonunu değiştirteceğim.” Evet Allah düşmanı şeytan bizi Allah yolundan saptırmaya çalışacak, ama biz de ona alet olmayacağız. O gayret edecek şeytanlığına, biz de Müslümanlığımıza gayret edeceğiz. Çünkü Sâd sûresinde Cenâb-ı Hak şeytanın şöyle de dediğini bize duyurur: “Ben onların hepsini saptıracağım, ama halis Mü’-minler müstesna.” “Eğer halis mü’minseler ben onlara hiçbir şey yapamayacağım.” Öyleyse biz şeytanın iğvalarına, hilelerine karşı halis mü’min olmaya, yani katışıksız vahiy mü’mini ve Kur’an ve sünnet mü’mini ol-maya çalışacağız. Babamızdan böyle gördük diye değil, hocamızdan böyle duyduk diye değil. Allah ve Resûlü böyle dedi, Kitap ve sünnet böyle istedi diye. O zaman şeytan bize bir şey yapamayacak. İşte bu âyetten anlıyoruz ki şeytan bize etkili oluyor da biz gecenin, gündüzün, Kur’an’ın, sünnetin, annenin, babanın fonksiyonunu değiştiriyoruz. Paranın, altının, gümüşün, taşın fonksiyonunu değiştiriyoruz, meyhane yapımında kullanıyoruz. Bunlar hep şeytandandır ve yaratılış gâyesinin dışına çıkmadır.