Nebe Suresine Dön

Nebeالنبإ

25. Ayet

25Nebe Suresi

اِلَّا حَم۪يمًا وَغَسَّاقًاۙ

Yalnızca kaynar su ve irin tadarlar.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

23-26. “Orada sonsuz kalacaklardır. Orada serinlik bulamayacaklar, işlediklerine uygun olan kaynar su ve irin dışında bir içecek tadamayacaklardır.” Onlar orada çağlar boyu kalacaklar. “Ahkaba” Çağlar ve çağlar demektir. Bir çağ, arkasından başka bir çağ, arkasından başka bir çağ orada kalacaklar demektir. İlelebet, ebede dek, böyle çağlar boyunca hep kalıp gidecekler. Peki cehennemde kalış ebedî değil miydi? Kur’an’ın başka yerlerinde “Onlar orada ebediyen kalacaklar” denmiyor muydu? Niye burada böyle dendi? Neden burada çağlar boyu dendi? Neden öyle? Buna şöyle bir cevap verilebilir: Buradaki Ahkaba’dan gâye, bir son değildir. Yani bu işin sonunun filan çağ olduğunu beyan değil. Öyle olsaydı süreli olurdu. Ama çağlar boyu devam edeceğini anlatıyor âyet-i kerime. Çağlar boyu sürecek sürekli bir azaptan söz ediyor. Belki bir çağ hamim içirilerek, bir başka çağ irin için, kan için, bir başka çağ gözün patlatılması, bir başka ahkap karnın deşilmesi, beynin dağıtılması şeklinde çağ çağ azapların süreceği şeklinde de anlaşılabilir. Tabii ebedî bir hayat için çağ nedir? Onu bilmiyoruz. Bilmemiz de gerekmiyor zaten. Bilelim diye değil, iman edelim diye anlatılıyor bütün bunlar. Orada ne bir serinlik, serinletici bir şey veya bugünkü ifadeyle ne de bir soğukluk yani içecek bir şey tatmayacaklar. Berd, su, hava, rahat, uyku, içecek şeyin soğukluğu imiş. Orada onlara bunlar tattırılmayacak. Peki hiçbir şey mi tattırılmayacak? Hayır. İçecekleri bir şeyler var onu söyleyecek Rabbimiz: Ancak kaynar su ve irim içirilecek onlara. Hamim şu mânâlara gelmektedir: 1. Yakıcı bir hararet demektir. 2. Cehennemliklerin göz yaşları bir havuzda toplanacakmış, bunun adına hamim denir ve onlara bundan içirilecektir. 3. Ya da cehennemliklerin içeceği bir içkiymiş. On bin derecede erimiş bir madenin eriyiğiymiş ki bundan içtikçe karınları, bağırsakları patlayıverecekmiş Allah korusun. Gassak da ya dondurucu soğuk demektir, ya da irin demektir. İşte cehennemliklerin içecekleri bunlardır. Muvafık bir ceza diyor Rabbimiz. Yani tam onlara muvafık bir ceza. Tamı tamına onlara uygun bir ceza. Tam onlara göre, tam onlara muvafık bir ceza deniliyor. Sanki aklıma şöyle geliyor: Dünyada çok susuz kaldığı günlerde köpek su bulamazsa toprağı yalarmış, neminden filan istifade edeyim de susuzluğumu gidereyim diye. Allah korusun da sanki orada da böyle yapacaklar cehennemlikler. Susuzluktan yanan kâfirler birbirlerinin vücutlarına sarılıp yaralarından akan irinleri, kanları yalamaya, emmeye çalışacaklar. Şimdi böyle bir adama, yani cehennemde irin içmek zorunda kalan bir adama denilse ki: “Şu elli varil veya on tanker irini iç! Eğer bunu içip bitirirsen cehennemden çıkacaksın!” Adam bin varile de razı olur, yüz bin varile de razı olur değil mi? Neden? Çünkü bin varil de olsa hepten bir kurtuluşun müjdesi mânâsına gelecektir bu. Yani ne kadar çok da olsa bitici olan bir şeydir. Ama orada nehirlerle, barajlarla irin vardır onlar için ve çağlar boyu, ebediyen oradan çıkmamacasına ondan içmek zorunda kalacaklardır onlar. Gerçekten çok korkunç bir şey değil mi? Çok ürpertici ve tiksindirici bir şey değil mi? Peki Allah orada böyle sonsuza dek irin içmek zorunda kalmış birine dese ki: “Peki ey kulum benim dünyada senden istediğim emirlerin hangisi bu kadar irindi? Hangisi bu kadar iğrençti? Dünyada senden istediğim emirlerimden hangisi bu irini içmek kadar zor ve tiksindiriciydi de onları yapmadın da buraya geldin? Hangisi zordu bu irin içmek kadar? Namaz mı zordu? Oruç mu tiksindiriciydi? Tesettür mü iğrençti de onları tertemiz uygulayıp ta tertemiz cenneti hak etmedin?” dese ne diyebilecektir bu adam? Yani ne mâzereti olabilecektir? Üstelik o, dünyadayken birilerinin irinlerini, salyalarını aynı aşkla, aynı şevkle, sanki aynı ihtiyaç duygusuyla böyle yalayıp yutmaya çalışıyordu. Ağasının, patronunun, müdürünün, efendisinin, şeyhinin ağzından, müridinin, babasının ya da falanının, filanın ağzından çıkan veya tavrında çıkan salyaları, salya gibi İslâm dışı sözleri, irin gibi sözleri, irin gibi tavırları, irin gibi amelleri “evet efendim! Tamam efendim! Hayhay efendim! İsâbet buyurdunuz, hikmet yoğurdunuz efendim!” edasıyla yalayıp yutuyordu. Onları uyarmıyordu. Onlara karşı Müslümanca bir tavır takınmıyordu. Onlardan sadır olan İslâm dışı tüm hareketleri, tüm tavırları sineye çekiyordu. İşte böyle onları yalayıp yutmasının karşılığı olarak cehennemde irin yutturulacak bu adamlara. O zaman cehennemi insanların kafasında daha bir canlı tutabilirsek belki insanlar oraya gitmekten sakınma planları kurabilirler. Mesela, insanın önüne irin getirelim, onunla karşı karşıya koyalım. Öyle bir manzara çizelim. Meselâ bir büyük tencerede, veya bir kazanda irin getirelim sofraya, adamların masalarına yerleştirelim. Her birisinin önüne kristal camdan taslar koyalım. İçine de sapsarı irini yerleştirelim. Hattâ belki rengi bozuk gibi geliyor diye, biraz da renklendirelim filan deniyorsa, yağ veya biber anlamına üzerine biraz da kan dökelim. Onu artık kaşıkla mı yerler? Yoksa ekmeklerini mi batırırlar? Yoksa tası kafaları na mı dikerler? Ne yapacaklarsa öylece canlandıralım. O zaman belki korkarlar, belki tiksinirler de cehenneme gitmeme planları geliştirebilir insanlar. İşte cehennem bu. Allah korusun da dayanılacak gibi filan de-ğil. Allah diyor ki, tam onlara uygun bir ceza, tam onlara muvafık bir ceza. Üstelik Kur’an’ın ve sünnetin bize anlattığına göre bire birlik bir ceza. Yani yaptıklarının fazlası da yoktur. Sadece dünyada işlediklerine karşılık bir cezadır bu. Ama cennetliklerin karşılığı öyle değildir. Onlarınki bazen bire on, bazen bire yedi yüz, bazen bire otuz bin, hattâ, hattâ bazen sınırsız bir mükâfat vardır onlar için Cennette. Ama burada bire bir tam karşılık bir ceza diyor Rabbimiz. Meselâ onlar için yardımcı yoktur denilmişse, onlar için azap var denilmişse, onlar zaten bunu yalan sayıyordular, hadi bakalım ya-lan saydığınıza! denilecek. Ama cehennem vardır diye şimdiden Allah haber veriyorsa, insanlar bunu sinelerine çekiyorlar ve yutuyorlarsa, dünyada irin içmeye, kan içmeye devam ediyorlarsa o zaman canları isterse. Hattâ belki zaten dünyada adamların yediği içtiği cifeyse, pislikse, necisse, necesse, içkiyse, kumarsa, fâizse, kansa, domuzsa veya benzer pis, temiz, haram, helâl ne olduğuna bakmadan bir hayat sürüyorlarsa elbette yarın böyle bir ceza onları bekliyor olacaktır. Ve tam muvafık bir ceza olacaktır bu onlar için. Peki nedenmiş o? Niye bunlara böyle bir ceza veriliyormuş? Çünkü onlar hesabı ummuyordular. Hesap, kitap beklentileri yoktu onların.